İftar çadırlarını 'çıkar' sofralarına çevirenler

İsrafil K.KUMBASAR

AKP’li belediyeler, şehir meydanlarına kurdukları iftar çadırlarının üzerine iri resimler asıp, altına da şu pankartı yerleştiriyorlar:
- “İftarımıza tüm halkımız davetlidir.”
Önceki gün bir arkadaşımızla birlikte, “Davete icabet etmezsek çok ayıp olur” deyip, kocaman bir çadırın önünde kuyruğa girdik.
‘Bir günü daha’ kurtarmanın telaşı içinde, birini iterek içeriye girmeye çalışan yoksul ve çaresiz vatandaşların arasında ‘bir buçuk saatten fazla’ süren uzun bir bekleyişin ardından, akşam ezanının okunmasından ‘tam 20 dakika’ sonra ancak karavananın yanına ulaşabildik.
‘Çorba’, ‘kurufasulye’, ‘pilav’ ve ‘cacıktan’ oluşan tabldot yemeğimizi alıp, oturacak boş bir masa aramaya başladık.
Ama bütün masalar tıkabasa doluydu.
Nihayet, bir köşede iftarını yaptıktan sonra çayı beklemeden kalkan iki vatandaşın boşalttığı iki tabureye attık kendimizi.
Bir taraftan yemeğimize kaşık sallarken diğer taraftan etrafı incelemeye koyulduk.

***

Çadırın bir köşesinde, ‘üzerlerindeki elbiselerden’, ‘boyunlarındaki kravatlarından’, ‘ayaklarındaki ayakkabılardan’ hiç de ‘yoksul’ olmadıkları intibaı veren bir grup çarptı gözümüze.
Oturdukları sandalyeler, diğerlerinden farklıydı, masalarının üzeri ‘birinci sınıf’ lokantalarda olduğu gibi, pahalı ‘saten’ örtülerle kaplıydı.
Çay servisi yapan bir gence sorduk:
- “Şu karşıda oturanlar kim?”
- “Onlar, çok önemli müşterilerimiz abi. Lüks restoranlarda yer bulamayıp, bizi onurlandıran belediyedeki kardeşlerimiz.”
- “Peki ya gerine gerine etrafına bakınan şu kırmızı kravatlı adam?”
- “O da bugünkü iftara katkıda bulunan değerli bir ağbimiz.”
Anladık ki ‘çok önemli’ kişiler, camilerde işleme koyamadıkları ‘VIP ayrıcalığı’ taleplerini ‘iftar sofralarında’ pratiğe geçirmişler bile.

***

İftar çadırlarının arkasında ‘ne tür rantların’ döndüğünü bilenler, yanlarına yaklaşıp “Allah bunları başımızdan eksik etmesin” diye kendilerine ‘AKP propagandası’ yapmaya çalışan misyonerlere ağızlarının payını veriyor.
Bilmeyenler ise ellerini açıp dua ediyorlar:
- “Yarabbi, sen bu mübarek insanların keselerine bereket, sofralarına afiyet ver.”
Peki belediyelerin çok muhterem başkanları, meclis üyeleri, bu hayır işlerini ‘babalarının’ kesesinden mi yapıyorlar?
Tabii ki hayır.
Ya ‘belediyelerin’ bütçesinden, ya da bazı ‘hayırsever’ vatandaşların kesesinden.
Peki o ‘çok hayırseverler’ ne yapıyorlar?
İftar için harcadıklarının en az yüz mislini, belediyelerle yaptıkları ‘al gülüm-ver gülüm’ işlerinden kazanıyorlar.
Yani?
‘Milletin’ parası ile, millete ‘ağalık’ ediyorlar.

***

Eskiden yardımlar, sırf ‘Allah rızası’ için, ‘gizlice’ ve ‘insanları rendice etmeden’ yapılırdı.
Ancak, dinin ‘ticaretini’ yapanlar, artık yardımları bile ‘reklam’ ve ‘rant’ aracı haline getirdiler.
‘İftar’ çadırlarını ‘çıkar’ çadırlarına çevirdiler.
Allah (c.c.) belalarını versin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş