İftar, Cumhurbaşkanı ve konser

A+A-
Afet ILGAZ

Bir haber, bir fotoğraf... Çok neşeli ve gülen bir Cumhurbaşkanı, bir iftarın yapıldığı köşk, iftarda konser veren iki güzel hanım.
İftarı veren zat, Abdullah Gül Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi imiş. Böyle bir üniversite kuruluyor, yani.
Bülent Arınç gülerek:
“Verdikçe veriyorlar” der ya, ben de:
“Verilen nimetlerden hesaba çekileceksiniz” ayetini hatırlatırım ya, bu sefer de hem onu hatırladım, hem başka şeyler. Mesela Arınç’ın “Dindar bir Cumhurbaşkanı isterim” sözlerini. Dindar bir Cumhurbaşkanı böyle oluyormuş demek!

***


 Müzik konusunda yobaz olduğumu sanmayın. Klasik Batı müziği tahsilimi ve tarihi Türk müziği sevgimi bazen anlatırım yazılarımda. Öyle bir “sıkıntım” yok. Hatta bu konuda, bir kere daha yazdığım şu hatıramı nakledeyim: Vaktiyle Kanal 7’de program yapıyordum. Kanal 7’nin ilk açıldığı yıllar. Sabah programı yapan bir arkadaşım, tesadüf olarak o gün Çinuçen Tanrıkorur’un programa davetli olduğunu ama yanında getirdiği ut çalan bir kız talebesinin problem yapıldığını söyledi. Ben de:
 “Allah Allah, o kız artık bir ut sanatçısıdır, öyle bağnazlık olur mu” falan diye durumu eleştirdim. Bunu da aynen yönetici beye söyledim.
 “Vallahi” dedi, “Öyle bir hadis var, ne bileyim, korktum işte.”
Son derece samimi idi. Allah korkusunun onlarda yoğun bir şekilde egemen olduğu yıllar. Yirmi sene filan oluyor.
Sonra benim bu laflarım mı etkili oldu, yoksa Çinuçen Bey’in: “Ben bu kanala bir daha gelmem” itirazı mı, bilmem. Program Çinuçen Bey’in planladığı gibi oldu.

***


İftar... Hoca efendiler bu kelimenin, bu anın, bu “ibadet” in anlamı üzerinde durmalılar.
Gerçekten de iftar bir ibadettir bana sorarsanız. Duayla başlar, duayla biter, kuralları vardır ve ayrıca “kutsiyeti” vardır. Gösteriden ve gösterişten uzak bir zaman parçasıdır, ândır yaşanan. Müzikle süslenmeye de hiç ihtiyacı yoktur. Müzikle neşelendirilmeye de. O zaten kendi neşesini içinde taşır.
Yahya Kemal’in Üsküdar Atikvalide’de bir bakkal dükkânına, iftara yakın gelen fakir kız çocuğuna nasıl özendiğini anlatan şiirini hatırlayın. Büyüklüğü, zenginliği, neşesi içinde olan bir ibadet. Ama biraz sükûnet ister, huşû ister.
Cumhurbaşkanının safari fotoğrafları neyse ne, köşkün mutfağında çekilen Amerikanvari fotoğrafları da neyse ne, ama Türkiye’de ve dünyada kan gövdeyi götürürken böyle “saltanat sofralarının” iftarlarla karıştırılmaması gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları