Iğdır’ı dünü olmayan şehir yapacaklar

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Iğdır Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü’nün Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği 15 koli tarihi belge, kargo şirketi tarafından aynı genel müdürlüğe bağlı Atık Kâğıt Ünitesi’ne teslim edilince, Ahıska Türklerine ait  tapu ve vergi kayıt defterleri “kıyılmak” sutetiyle; bir nevi  “konfeti”ye dönüştürülmüş! İki, en fazla üç yıl önceydi, benzeri bir vaka daha aksetti gazete sayfalarına. Osmanlı döneminden kalma, Türklerin yerleşimleriyle ilgili  “defterler”  yandı bitti kül oldu; Yanlışlıkla!
 “Doğu’nun Çukurovası”  olduğunu bilmesek çöldeki  “bahtsız bedeviler”in şehri diyeceğiz...
Bütün “geçmişiniz yanlışlıkla imha edilir”cilerin yolu
Iğdır’dan geçmesi sadece rastlantı olabilir mi?
Dikkatinizi çekerim, söz konusu olan şehir  “Türksüzleştirilmek”  için yıllardır süren sistemli nüfus değişimi operasyonuna karşı direnmeye çalışan Iğdır! İçeride yaşadığı PKK baskısından başka, bir de Azerbaycan, Ermenistan, İran sınırında! İşgal görmüş düşmemiş, Ermeni mezalimine rağmen sinmemiş bu şehir  “yanlışlıkla” köksüzleştiriliyor şimdi. Yarın öbürgün burada “hak”  iddia edecek olanlara karşı eli zayıflatılıyor. Kimbilir kaç kuşaktır yaşadığı evin kendi evi olduğunu savunamaz hale getiriliyor...
Dua edelim de, günün birinde, Iğdır’ın bir Türk şehri olduğunun en önemli tarihi vesikalarından olan, Karakoyunlu devrinden kalma  “koç başlı” mezar taşları da “yanlışlıkla”  tuz buz edilip çakıl taşına dönüşmesin! Yoksa sittin sene inandıramayız yüzyıllar önce oralarda yerleşik hayat süren Türkler’in olduğuna kimseyi!


Ordudaki değişimi Pentagon yapıyor

Bu kez bir “ulusalcı” söylemiyor... Bir “Kemalist” değil...  “Ergenekoncu” değil... Tam tersine insanları bu sıfatlarla yaftalamaya bayılan kesimin bir çok ileri geleninin “fikri temelleri”ni atan kişilerden biri; İslami düşünce hayatının (nasıl bir tanımlamaysa bu da!) “hit” isimlerinden, geçmişinde kapı gibi Milli Gazete, Yeni Şafak, Türkiye Yazarlar Birliği referansları olan İsmet Özel söylüyor başlıktaki cümleyi. O tek cümleyle kalsa iyi. Başkasının ağzından çıksa  “ucu açık tutukluluk” için delil sayılacak bir çok “tespiti” bakın sıralıyor bir bir:
- İlk taşı TSK’yı “siyaset yapmakla” suçlayanlara atıyor Özel. Nedeni basit:
“NATO emrindeki bir ordu siyaset yapmaz mı, NATO siyasi bir oluşum değil mi...” 
- Ve ikinci taş “YAŞ’taki masa düzeni”yle, “muhtar
sayısı”yla filan gündem oluşturmaya çalışanlara:
“Türkiye’nin ülke ve millet olarak devam edip etmemesi meseleyken, ülkenin ortadan kalkması için yapılan hazırlıkları örtmek üzere bizim kafamızı hiçbir zaman aslına varamayacağımız şeylerle meşgul ediyorlar. Medya da dahil, dünyada gelecekte Türkiye’nin ne olacağına dair planlar yapanlar bizi fantastik konuları düşünmeye sevk ediyorlar. ” 
- Sırada herkesi ilgilendiren bir soru var:
 “Türkiye bağımsız bir ülkeyse kendi bağımsızlığına dair bir mücadele vermek zorunda. Bu mücadeleyi hangi toplum gücü sağlayacak? Türkiye’nin devamı, birinin derdi olması lazım, bu kimin derdi?” 
- Ve çoook tartışılacak o sözler. İktidardakilerin “paranoya” dediği Türkiye’yi haritadan silme planının arkasındaki yüz yıllık sevdaları emperyalistlerin:
“Türkiye’nin haritada olmasını izah eden her şey birer birer yok ediliyor. Türkiye diye bir devlet var, çünkü büyük Ermenistan, büyük Kürdistan, büyük Yunanistan ve Pontus yok. Bunlar olmadığı için Türkiye var. Şimdi bak artık hepsi olmaya başladı. Pontus bile!” 
- Yorumsuz:
 “Bu ülkenin müesses nizamı ordu tarafından değil, Türkiye dışından korunan bir şey.
Orduda değişim gibi görünen hiçbir şeyi AKP yapmıyor, Pentagon yapıyor.” 
- Ve işte İsmet Özel’in final sürprizi:
“Bu ülkenin mevcudiyetinin ne anlama geldiğini anladığımız vakit burası en yaşanılır ülke olur. Fakat bunun için Türkiye’nin bir atılım yapması gerekir. Bu atılımı yapacak güce ulaşmış kişiler arasında Başbakan ve AKP kadrosu listenin en sonunda gelir. Hatta listede yer alırsa sürpriz olur.”
Ezgi Başaran’ın eline koluna sağlık. “Ayna” gibi bir röportaja imza atmış bana kalırsa. Ülkesiyle yüzleşmek için bir “vesile” bekleyenler bakıversinler bir ara...


Müneccimlik sevdası başına bela olacak

“Gözaltı ve tutuklamaları” peşin peşin yayımlayarak  müneccimlik konusundaki azmini ortaya koyan TRT kendi rekorunu kırdı. Geçmişte “olacağı” yahut  “olmasını arzuladığını”  iki üç saat önceden bildiren kurum, bu kez  “iki gün” erken davrandı ve Alex’in geçen sezon attığı golleri yayınlarken ekrana  “Bank Asya 12. Hafta Özetleri” yazısını bastı! Bu hataların, 43 yıldır bilfiil televizyzon yayıncılığı yapan TRT’yi komik duruma düşürmesi bir yana, bu sevda iş açacak başlarına. Sabih Kanadoğlu olayından yırttılar ama binlerce taraftarın tepkisi ne olur Fenerbahçe’yi  “kafasına göre”  küme düşüren adama!


 


BASINDAN SEÇMELER


Güneydoğu gazisinin isyanı:

Terörist vurdu açılımcı öldürüyor

“...birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı kestiği gibi... Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin vızıltıları, hepsi bir anda biter. Gözlerinizi açtığınızda tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et kokusudur. ... Sonra uzun, ıstıraplı hastane günleri... Takma bacaklar...
Acı olan daha sonra gördüklerinizdir... Televizyonlarda ‘Açılımları’ dinler, işbirlikçilere, Ali Kemallere tanık olursunuz, Türk bayraklarının yakıldığını görürsünüz.
Başına çuvallar geçirilip aşağılanarak elleri arkadan bağlanan Türk askerlerini görünce yüreğiniz burkulur. Bu da yetmez, Türk askerlerinin kendi mahkemeleriniz tarafından çete diye suçlandığını, yargılandığını görürsünüz. Bu da yetmez, binlerce kişiyi katleden eli kanlı teröristlerin ‘Ben bir şey yapmadım’ demeleri esas kabul edilir, salıverilirler.
Siz yeniden vurulur, yeniden ölürsünüz her defasında... Sizi sakat bırakan ya da öldüren mayınları yerleştiren ellerin, ülkeye ihanet eden hainlerin serbest bırakıldığını görmek sizi derinden yaralar! Acılarınızı içinize akıtır yine de ‘Vatan sağ olsun yeter!’ dersiniz ama... Vurulduğunuz vakit gövdenizden toprağa akan kanlar bu defa yüreğinizin derinliklerine akar!”
Rahmi Turan / Hürriyet


 


 


“Suçsuzum” demek için 32 ay bekledi

Adalet var mı siz söyleyin!

Adı: Oğuzhan Sağıroğlu..
7 Ocak 2009’da gözaltına alındı..
Silahlı terör örgütüne üye olmaktan tutuklandı..
Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’a suikast planına karıştığı iddia edildi..
32 ay tutuklu kaldı..
Savunma yapma sırası geçtiğimiz cuma günü geldi.. Suçlamalara karşı ilk kez savunma yaptı.. İlk kez duruşma hakimiyle muhatap oldu.. İlk kez soruları yanıtladı.. İlk kez kendini savundu..
32 ay bekledikten sonra!
Mahkeme tahliye etti..
Suçlu suçsuz, masum değil, bilemem.. Bu ayrı, onu mahkemenin sonunda göreceğiz..
Ama bir ülkede tutuklanıp cezaevine konulan kişi, 32 ay kendini savunacak fırsatı bulamıyorsa.. Suçsuzum demek için 32 ay bekliyorsa.. Birbirimizi kandırmayalım.. O ülkede adalet yok demektir..
Mehmet Tezkan / Milliyet


 


 


İçimizdeki yabancılar

İçişleri Bakanlığı’ndan edindiğimiz bilgiye göre, Türkiye’de çok sayıda yabancı dernek ve vakıf, verilen izinlerle temsilcilik ve şube açmış. İşte o kuruluşların adları ve kökenleri ile özet bir liste:
Açık Toplum Enstitüsü Vakfı-Soros Vakfı (Lihtenştayn), Gençlere Yardım Vakfı (ABD), Fredrich Naumann Vakfı (Almanya), Osmanlı Çalışmaları Vakfı (ABD), Türkiye Yüksek Öğrenim Vakfı (Hollanda), Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (ABD), Willows Vakfı (ABD), German Marshall Fonu (ABD), Avrupa İstikrar Girişimi (Almanya), Asya Pasifik İletişim Ağı ve Asya Özgür Radyosu -RFA- (ABD), Amerikan Araştırma Enstitüsü -Ankara ve İstanbul’da ayrı ayrı iki temsilcilik- (ABD), New York Eyalet Üniversitesi Araştırma Vakfı (ABD), Alman Federal Dış Ticaret Ajansı (Almanya), Uluslararası Dostluk Gücü (ABD), Uluslararası İlişkiler için Ulusal Demokratik Enstitüsü (ABD), Amerika-Türk Koalisyonu (ABD), Ortadoğu-Batı Diyaloğu Uluslararası Merkezi (ABD).
Bütün bu kuruluşların tümünün AKP iktidara geldikten sonra şube ve temsilcilik açmak için izin almış olduklarının da özenle altını çizelim...
Işık Kansu / Cumhuriyet


 


 


Diyorlar ki...

 

Dış basında Türkiye’nin Suriye’ye müdahale edebileceğinden biraz da “Hadi aslanım” tonunda bahsediliyor. (...) BM Güvenlik Konseyi’nin alacağı uluslararası
hukuka uygun bir müdahale kararı da imkânsız değil. (....)Türkiye bunu ’bakiye’ muhabbetiyle küçük bir ’emperyal’ denemeye fırsat mı bilecek? Çokuluslu güç ABD ekseninde şekillenirse taşeron mu olacak?
Özgür Mumcu / Radikal


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik eski solcu değil eski İslamcıdır.
Ahmet Hakan / Hürriyet


Kralın hediyeleri ne oldu?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Oxford Üniversitesi’ne bağlı İslami Araştırmalar Merkezi’nin mütevelli heyeti toplantısına katılmak için Suudi Arabistan’ın Cidde kentine gitti. (...)Bütün bu sıfatlar ve ülke isimleri yan yana gelince benim aklıma da her seferinde aynı şey geliyor:
Kralın hediyelerine ne oldu?
Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet

 




Kısa... Kısa...

TRT İstanbul Radyosu Emekli Arşiv ve Çoğaltma Müdürü ve Mahalli Halk Müziği Sanatçısı Selami Kara vefat etti. Kara’nın cenazesi İstanbul’da toprağa verildi.

***


Kanal D haber spikerlerinden İrfan Değirmenci’nin twitter’da paylaştığı bilgiye göre,  geçtiğimiz ay ameliyat masasına yatan Mehmet Ali Birand’ın ekrana dönüş tarihi belli oldu: 5 Eylül 2011!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş