İhanet çarkında bozacı ile şıracı

İsrafil K.KUMBASAR

Vakti zamanında Erzurum’dan bir kafile, hacca gitmek üzere yola çıkmış. Uzun ve zahmetli bir yürüyüşün ardından Diyarbakır’a vasıl olan kafile, akşam vakti karşılarına çıkan ilk köyde konaklamaya karar vermiş.
Uzun zamandan beri camileri için bir imam arayan köylüler, aralarında konuşmaya başlamışlar:
- “Valla babo, bu adamlar hem dadaş hem de hacca gidilerse, demek ki boş değiller. Hazır Allah göndermişken, içlerinden birini kendimize imam yapalım.” 
Köylülerin bir yıl için 400 koyun verme teklifine dayanamayan kafileden birisi, hiç düşünmeden görevi kabul etmiş.
- “Gelecek sene 100 goyunu satar, hac farizamı rahatlıkla yerine getirirem. Galan 300 koyun ile de köye döner gül gibi ceçinip giderem” demiş içinden.
Tabii, işin ucunda birbirinden tavlı koyunlar olunca, ’namazı nasıl kıldıracağını’ aklına getirmemiş bile.

 


***

 


Köylüler, yeni bir imam bulmanın sevinci ile ertesi günü büyük bir huşu içerisinde öğlen namazı için camide toplanmışlar.
Başına sarığı takıp, sırtına cübbeyi giyen yeni  “imam”, mihraba geçip tekbir getirmiş.
Ne diyeceğini şaşırmış bir halde bir süre bekledikten sonra, derin bir nefes alıp başlamış aklına ilk geleni okumaya:
- “Erzurum’dan çıktım yola, Diyar-ı Bekir’de verdim mola, 400 koyun verdiler bana. Yarabbi şükürler olsun sana. Allahuekber.” 
Namaz faslı, günlerce bu şekilde devam
etmiş.
Bu işi önce tuhaf bir şaşkınlıkla karşılayan köylüler, gün geçtikçe iyicene imamdan huylanmaya başlamışlar.
Cemaat arasında baş gösteren homurtu, her namazdan sonra biraz daha artmış:
- “Önceki hoca mi namazi yanlış gıldıridi, yohsa yeni imamda mi bir iş var?”

 


***

 


Düşünüp taşınan ama ne yapacakları hakkında bir türlü karar veremeyen köylülerden birisinin aklına nihayet şu teklif gelmiş:
- “En iyisi mi gidip bir de Müftü Efendi’ye danışalım gurban.” 
Köylüler ertesi günü şehre inip doğruca Müftü Efendi’nin huzuruna çıkmışlar ve olup biten her şeyi olduğu gibi anlatmışlar.
Anadan doğma Karadenizli olan Müftü Efendi, köylüleri iyice dinledikten sonra hiddetle ak sakalını sıvazlamış:
- “Ula siz şimdi çöyinüze dönün ve imama hiç çaktirmadan namaz vakti camide toplanin, ben de cizluce celup arkasindan namaza turacağim. Pakalim ne yapacak köftehor?” 
Köylerine dönen vatandaşlar, ertesi günü öğlen vakti yeniden camide toplanmışlar.
Müftü Efendi de sessiz sedasız bir şekilde cemaat arasında yerini almış.

 


***

 


Köylü kıyafetleri içerisindeki Müftü Efendi’yi fark etmeden mihraba geçen imam, tekbir getirip ilk rekatta başlar her zamanki bildiklerini okumaya:
- “Erzurum’dan çıktım yola, Diyar-ı Bekir’de verdim mola, 400 koyun verdiler bana. Yarabbi şükürler olsun sana. Allahuekber.” 
Tam rükuya gitmek üzere iken, arka saftan bir takım sesler yükselmeye başlar:
- “Fesubhanallah... Tövbe esteğfurullah... Mağfiret ya resulallah...”
Sesler, secde esnasında biraz daha boğuklaşarak devam eder:
- “Öhö... Öhö... Destuuur...” 
Foyasının meydana çıkacağı korkusuna kapılan sahte imam, ikinci rekata geçtiğinde sözlerinde ufak bir değişiklik yapar:
- “Erzurum’dan çıktım yola, Dıyar-ı Bekir’de verdim mola, 400 koyun verdiler bana. Yarısı sana yarısı bana. Allahuekber.” 
Boğuk sesler bir çırpıda kesilir.

 


***

 


Cami çıkışında köylüler, merak içerisinde Müftü Efendi’nin etrafını kuşatırlar: 
- “Ne diyirsen lo Müftü Efendi, bizim imam efendi namazi dorgi mi gıldırıyi?” 
Muzip bir şekilde imamın sırtını sıvazlayan Müftü Efendi’nin cevabı aynen şu olur:
- “Haçen pirinci rekatta piraz şaşirir cibi oldi mübarek, ama içinci rekatta işi düzeltti.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş