İhanet, dalkavukluk ve aydınlar...

Ahmet SEVGİ

“İhanet” kelimesinden hiç hazzetmem. İnsanların yerli yersiz hainlikle suçlanmasına da gönlüm razı olmaz. Lakin aydınların dalkavukluklarını görünce onlara hainlik isnat etmekte de hiçbir beis görmem.
Bu millet ne çektiyse hep aydınları yüzünden çekti. Vatan ve milletine hizmet eden, hattâ vatanı uğruna canını feda etmekte tereddüt etmeyen aziz insanları elbette tenzih ederiz. Fakat vatan ve milleti şahsî çıkarlarına kurban edenleri aslâ affedemeyiz. Esâsen onlar için hâinlik nitelemesi hafif kalır. Halkı yanlış istikamete yönlendirmekten daha büyük suç olur mu?
Dünden bugüne aydınların ihaneti çeşitli şekillerde tezahür etmiş olsa da en başta onların dalkavukluk yaparak yöneticilerin doğru karar vermelerine mani olmaları gelir. İnceleyin, devlet gemisi ne zaman battıysa arkasında muhakkak aydınların dalkavukluğu olduğunu göreceksiniz. Keçeci-zade İzzet Molla’nın şu beyti durup dururken söylenmemiştir her halde:
“Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihân harâb//Eyler anı müdâhane-i âlimân harâb” (Cihan fitne fesatla harap olmaz. Onu asıl harap eden bilginlerin/aydınların dalkavukluğudur.)
Evet, ülkeleri ekonomik krizlerden ziyade, aydınların dalkavukluğu çökertir. Rivayet ederler ki bir gün Sultan İbrahim (1640-1648), Sultan-zade Mehmet Paşa’ya: “Mehmet demiş, senden önceki sadrazamlar, bana bazen itiraz ederler, bu iş nâ-mâkuldür, derlerdi. Senden hiç böyle bir itiraz işitmedim, sebebi nedir?”
Padişahın bu sorusuna Mehmet Paşa şu cevabı verir: “Siz yeryüzünün halîfesisiniz zıllu’llâhsınız. Kalbinize gelen her şey ilhâm-ı Rabbânîdir. Kavlen ve fiilen sizden hatâ sadır olmaz ki itiraz edeyim. Zâhiren nâ-mâkul gibi görünen bazı hâlât zuhûr etse bile onun altında bazı hikmet-i hafiye vardır ki bizce mâlum değildir. Anın için redde cüret edemem” ...
Osmanlı İmparatorluğu niye battı sanıyorsunuz...
Buna benzer bir diğer anekdot da şöyledir:
Bir gün Atatürk, etrafındakilere: “Söyleyin bakalım der, bu millet ben öldükten sonra hakkımda ne diyecek?” Orada bulunanların: “Paşam, halk sizi ‘dâhî, kurtarıcı, büyük kahraman’ gibi sıfatlarla yâd edecektir” demeleri üzerine Atatürk: “Hayır, bilemediniz. Halk beni, etrafını dalkavuklar sarmasaydı bu memleket için çok şey yapacaktı, diye anacak” der.
Maalesef aydınların bu kötü hastalığı (dalkavukluk) günümüzde de devam etmekte... Terör olaylarından dolayı Meclisin açılış resepsiyonu iptal ediliyor. Her gün şehit cenazeleri kaldırılıyor. Ülkenin bir bölgesinde isyan provaları yapılıyor. Ama bütün bunlara rağmen bazı aydınlarımız bilmem ne uçağına binebilmek için “Türkiye uçuyor” havası estirebiliyor. Peki, bu zevatın Mehmet Paşa’dan ne farkı kaldı?
Aydınlar gökteki yıldızlar gibidir. Eskiden nasıl kervanlar gece karanlıkta yönlerini yıldızlara bakarak belirliyor idiyseler halk da aydınlarına bakarak istikametini tayin eder. Yani halkın yıldızları da aydınlardır. Yıldızların hiç ticaret kervanlarının kazançlarına ortak oldukları vâki midir?.. Aynı şekilde, aydınlar da sadece halka doğru yolu gösterir, rehberlik eder.. Yiyip içenleri, gezip eğlenenleri ve kırmızı plakaları görüp iştahı kabararak müteahhit, bürokrat ve milletvekili olabilmek için dalkavukluğa soyunanlar aydın olamazlar. Dahası, aslî görevlerini yapmayıp çeşitli şaklabanlıklarla yöneticilerin koltuk sarhoşu olmalarına sebep olduklarından dolayı da ayrıca ihanet içindedirler vesselâm...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş