İhanetin-cehaletin ayak sesleri

A+A-
Altemur KILIÇ

Sevgili okuyucularım; yeni bir kitap yazmaya çalışıyorum:  “Yaşadığım Devrin Resimli Öyküsü” .. İnşallah, Allah sonuna erdirir... Bu sebeple, yazılarıma bir süre ara vereceğim, ama tabii çok önemli bir olay olursa (ki muhakkak olur) ve ömrüm vefa ederse elim kalem tuttukça, bilgisayarın tuşlarına dokundukça, sonuna kadar yazacağım.
Şu sırada yazacak çok şey var, bu günlerde bazı atık su, TV kanallarında her akşam, sıkça konu edilenler... Özetle:

Kürt sorunu-bölücülük

Cambaza bakarcasına  “barışçı çözüme”  bakıyoruz, PKK’yı sözde bitirmek için Barzani ve Talabani’den medet umuyoruz. Sözde aydınlarımız, Fethullahçıların Abant Platformu’nda, Erbil’de toplanıp  “Kürt realitesinden”  de öte  “Büyük Kürdistan”  realitesine alkış tuttular... Avrupa Birliği, DTP’lilerin açıkça istedikleri,  “özerk eyaletler” düzeninin altyapısını, pervasızca hazırlamakta. Mesela Diyarbakır’da halen mevcut olmayan “İstinaf Mahkemeleri” binalarını yaptırıyor ve bunu inşaatın tabelalarında, iftiharla ilan ediyor. Ve bu, aynı süreçte DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün TBMM’de Kürtçe konuşması sözde aydınlar tarafından hararetle destekleniyor!  “Kürt”  Ahmet  “Türk” elbette anadilinde, Kürtçe konuşurmuş! Bu adamlara sorarım: İngiliz Parlamentosu’nda İrlandaca, Fransız Parlamentosu’nda  “Korsika İtalyancası” , Amerikan Kongresi’nde  “İspanyolca”  konuşulur mu? Düşünülemez bile! Ama Başbakan Erdoğan  “Pandora Kutusu’nun”  kapağını açtı: Kürtçe konuşarak başlattığı TRT ŞEŞ’ten ve bölücülerden sonra, diğer etnik gruplardan da ne  “haklı” talepler gelecek, geliyor! İşte o zaman  “mozaik”  tam parçalanır!

Petrol
Diyarbakır’da Türkiye’nin en büyük petrol rezervi bulundu. Altmış yıl önce Batman’da petrol bulunduğunda bayram etmiştik. Ama şimdi, ben doğrusu, Diyarbakır’da, petrol bulunduğu için endişeleniyorum! Korkarım; bunun, bize hayrı olmaz; başımıza bela olur! ABD ve AB bu kuyulara göz dikecekler, bölücüler de “Botan”  eyaletindeki petrolü  “dil”  faktörü gibi, kendi amaçları için, koz olarak kullanacaklar.

Ordu
TSK’dan kurtulmak çabaları.. Bedelli askerlik ve profesyonel ordu istekleri... Ve tabii  “vicdanı ret”  kabul edilsin ve profesyonel ordu kâr-zarar hesapıyla  “bedelli askerlik”  kabul edilsin, askeri hastaneler - GATA (utanmadan GATA KULİ diyorlar) sivilleştirilsin!.. Ne hacet, ordumuz da özelleştirilsin, Amerikalılara, AB’ye, lejyoner olarak, Gurkalar gibi kiralansın. Bu arada TSK’nın içini boşaltmak çabaları, sinsice sürüyor; gündemde, yaş kararları sivil yargıya tabi olsun.
Geçen akşam bir sözde profesör, eğer  “bedelli askerlik” kabul edilirse, ne kadar tasarruf edileceğini ve büyük getiri sağlanacağını anlattı. Kısacası, milletimizin, teknolojiden, hatta silah gücünden de daha önemli en yüksek değeri,  “milli ordu”  -  “ordu millet”  kavramı, para ve tasarruf uğruna harcanacak! Şan, şeref için savaşan bir ordunun yerine  “para için”  savaşan profesyonellerin konabilmesi ancak bir zihniyet devrimiyle gerçek olabilir. Olamaz demeyin bırakırsak  “oldururlar”. Söyleye söyleye yaz, söyleye söyleye kış olur!

Ergenekon kapsamı
Ve kolay sona ermeyecek milli bir efsaneyi, kâbusa çeviren hava. Ya onlar bizi bitirecek, ya biz onları.
Ben bu konuda düşündüklerimi sonuna kadar yazacağım!
Dikkat edin: bütün bu konular, aslında birbirilerine bağlı. Failler de, çukurlarda birleşiyor.

Kompleks mi?
Türk ordusuna, komutanlarına karşı 28 Şubat müdahalesi vesilesiyle artan saldırılar karşısında adeta bir eziklik ve karmaşık duymanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Açıkça söylenmesi gereken şudur: Şubat müdahalesi, irticaya karşı, zorunlu bir müdahale idi. TSK bu müdahaleyi yapmakla TC’yi  “korumak”  görevini yerine getirdi! Bunun da gizlenmesi gerekmez. Asıl sorulması gereken 28 Şubat 1997 olmasaydı 28 Şubat 2009’da nerede olurduk! TSK gerekirse, gene aynı görevi yapmasının önü kesilmemeli. Son sigorta ordu. Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Metin Gürak TRT Şeş’le ilgili sorulara  “Üniter devlete ve yapıya zarar vermedikçe devlet yeni açılımlarda bulunabilir”  cevabını vermiş. Bağışlasınlar beni; bu sözler, bana  “liberallere”  taviz gibi geldi. Bu konuda da kompleks duymaya lüzum yok. Ha Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde  “Kürtçe” , ha devlet TRT’sinde Kürtçe. Çorap söküğü başlamaya görsün.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları