İhraca sebep olacak cümle!

İhraca sebep olacak cümle!
MHP Genel Başkan adayı Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, büyük bir ihtimalle partisinden ihraç edilecek.

Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin güçlü rakiplere tahammülü yok. Önce, MHP tabanının çok sevdiği Meral Akşener'i partiden attırdı, şimdi sıra Ümit Özdağ'a geldi.

MHP Disiplin Kurulu'nun, aldığı talimat gereği Özdağ hakkında ihraç kararı vereceği kesin gibi... O heyetteki üyelerin, Devlet Bahçeli'ye direnme güçleri ne yazık ki yok!

 Bu zevat, bir de demokrasiden, haktan hukuktan bahseder!

Gerçek şu ki, ülkemizde, demokrasinin, söz ve ifade özgürlüğünün sadece adı var, kendi yok.

***

Ümit Özdağ'ın kesin ihraç talebiyle Disiplin Kurulu'na verilmesinin sebebi olarak, bir internet sitesinde çıkan sözleri gösteriliyor.

 İddiaya göre Özdağ: "Biz düşük profilli değil, yüksek profilli, yüksek karakterli genel başkan arıyoruz" demiş.

Prof. Ümit Özdağ böyle söylemişse, doğru söylemiş. MHP'nin, iktidara destek olmayacak ve gerçek anlamıyla muhalefet yapacak bir genel başkana ihtiyacı var.

Bu sözler Sayın Bahçeli'yi fena halde kızdırmış olacak ki, "Atın bu adamı" diye gürlemiş!

Evet, Özdağ'ı büyük bir ihtimalle partiden ihraç edecekler ama MHP tabanının gönlünden silebilecekler mi?

Önemli olan bu!

MHP'li vekiller kurşun asker değil

Başbakan Binali Bey, Trabzon'da yaptığı konuşmada "Başkanlık tamam" dedi ve MHP lideri Devlet Bahçeli'ye övgüler düzerek ekledi: "Beraber anayasa değişikliğini yapıp Başkanlık Sistemi'ni hayata geçireceğiz."

Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın da takdirine nail oldu. Erdoğan "Türkiye'ye yakışan Türk tipi bir Başkanlık Sistemi'ni devreye sokalım. Bu, Türkiye'ye çok hızlı bir şekilde kalkınma fırsatıdır" dedi.

İşin en garip yönü Bahçeli'nin tavrı.

Başkanlık demek, iki partili rejim demektir. Bu sistemde üçüncü partinin esamisi okunmaz ve o partinin Yalova Kaymakamı'ndan farkı kalmaz!

 Bahçeli'nin davranışı, "Başkanlığa destek olarak MHP'nin tasfiyesine hazırlanıyor" anlamına geliyor. Çünkü ülkeye Başkanlık Sistemi gelirse, ortada MHP diye bir parti kalmayacak! Kim bilir belki de Bahçeli siyasete veda etmeyi düşünüyor ve giderayak kendi partisini yok edecek bir sisteme evet diyerek AKP'ye son bir kıyak yapmak istiyor!

Ancak...

MHP milletvekillerinin kurşun asker olmadığını ve içlerinde çok sayıda onurlu siyasetçinin bulunduğunu hatırlatalım.

Rahmi Turan Sözcü

***

"Başkancılar"ın Trump telaşı

-------

Biz de başkanlık tartışmalarının alevlendiği günlerde ABD'de Trump başkan seçilmez mi?

Başkanlık sistemine övgüler yağdıranları aldı bi telaş..

Ne diyeceklerini bilemediler..

İslam düşmanı, faşist bir kişiyi övecek halleri yoktu..

Müslümanları Amerika'ya sokmayacağım diyen kişiye hoş geldin, sefa geldin de diyemezlerdi..

Nasıl tavır alacaklarını bilemediler..

Telaşa kapıldılar..

*

Seçimi kaybeden Hillary Clinton'a yüklendiler..

FETÖ'den bağış aldığı (kampanya için 2 milyon dolar bağış aldığı iddia ediliyor), Suriye'de Kürtleri desteklemeye devam edeceğini açıkladığı için zaten tu kakaydı..

İyi oldu..

Boyunun ölçüsünü aldı.. Müesses nizamın adayıydı diyerek yerden yere vurdular..

Kaybetmesine sevindiler...

*

Clinton'un kaybetmesine sevinenlerin Trump'ın kazanmasını alkışlaması gerekmez mi?

Gerekir de, tam burada işler karışık..

Fethullah'ı iade edecek, Fethullah yandı gibi söylemlerle işi idare etmeye çalıştılar..

Gerçek yüzünü, sert söylemini görmezden gelmeye çalıştılar..

Binlerce Amerikalı sokaklara dökülüp; 'Bizim başkanımız değilsin' diye gösteriler düzenleyince..

İyice telaşa kapıldılar.. 

Demokrasinin protesto boyutunun da meşru olması canlarını sıktı..

*

Niye mi?

Başkanlık denilince iki de bir ABD örneğini veriyorlar ya..

Biri çıkar da 'Al sana ABD derse' ne cevap verecekler..

ABD başkanlık yüzünden neredeyse bölünecek derse..

Ne diyecekler..

(...)

Ne Trump'ı savunabiliyorlar..

Ne protesto edenlere hak veriyorlar..

Kaldılar arada..

Mehmet Tezkan Milliyet

***

Sınırlandırılmayan iktidar

----------

Yeni anayasa ve başkanlık sistemi konuları çok önemli ve referanduma gidilmesi halinde "neye oy verdiğimizi" iyi bilmek zorundayız.

Örneğin; başkanın aynen OHAL sürecinde olduğu gibi KHK (kanun hükmünde kararname) çıkarması mümkün olacak. Her ne kadar "kanunla düzenlenen konular dışında" deniyorsa da denetleyecek tarafsız ve bağımsız güçlü kurumların olmadığı bir devlet yapısı içinde teori olarak söylenen ve yazılanların mutlaka uygulanacağını kimse garanti edemez. Bilindiği gibi 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu'ndan sonra Hakim ve Savcılar Kurulu (HSYK)'nın yapısı tamamen değiştirilmiş, üye sayısı 7'den 22'ye çıkarılmıştı.

Ülkedeki bütün hakim ve savcıları denetleyen, görev yerlerini tayin eden bu önemli kurulun başında da darbe anayasası dediğimiz 1982 Anayasası'nın belirlediği şekilde Adalet Bakanı bulunuyordu, Bakanlık müsteşarı da HSYK üyesiydi.  82 Anayasasının birçok maddesi sonraki yıllarda değiştirilmiş ama bu durum referandum sonrasında bile muhafaza edilmişti.

***

Dünya hukukçuları "bağımsız yargı 'yönetilenler'in yasama ve yürütme organları karşısındaki en temel güvencesidir" der. AB'ye aday ülkeler için en önemli şartlardan biri "yargı bağımsızlığının teminat altına alınması"dır.

Bu nedenle AB'nin Türkiye ilerleme raporlarında (hakim ve savcıları denetleme, tayin ve terfilerine karar verme gibi hakları olan) HSYK'nın başında Adalet Bakanı'nın olması, kurulda müsteşarın bulunması "yargı bağımsızlığına engel" olarak görülüp devamlı eleştirilmiştir.

Nitekim bilindiği gibi Adalet Bakanı istediği kişilere "soruşturma izni vermeme" yetkisine sahiptir.

Bırakın "yasama ve yürütme"nin iç içe geçmiş durumunu, sadece "yargının siyasi güçten bağımsız olmaması" bile hali hazırda kuvvetler ayrılığının mevcut olmadığını gösterir.

Güngör Mengi Vatan

***

 PKK, IŞİD, FETÖ, yüzlerce tarikat ve cemaat, trafik kazaları,

kör kurşunlar, faili meçhul cinayetler, iş kazaları, kadın cinayetleri vb. olan bir ülkenin tek derdi bazılarına göre "başkanlık"...

Akif Kökçe Milliyet (Açık Pencere)

***

Hain toplumu

-------

Kendi gibi düşünmeyen herkesin rahatça ihanetle suçlandığı toplumlar "hain toplumları"dır.

Hain toplumları herkesin kolayca hain olma imkânının olduğu toplumlardır.

Hain toplumlarında aslolan ihanettir.

Hain toplumlarında, hainlik konusunda herkesin sırası gelecektir.

Hain toplumlarında hainsiz dönem ve mekân olamaz, mutlaka her zaman her yerde nöbetçi hainler olacaktır.

Hain toplumlarında, ihanetle suçlayan ile ihanetle suçlanan arasında fazla bir fark yoktur ve saflardan birinde veya öbüründe bulunmak tümüyle rastlantısaldır.

Hain toplumlarında haykırarak söylenen şudur:

- Ey yurttaş hainim diye yerinme, hain değilim diye üzülme! Sabret senin de sıran gelecektir!.

Hain toplumlarında, dünün hain diye suçlayanları, yarının hainleridirler.

FETÖ'lülerin hali bu durumun en çarpıcı örneğidir.

Bu toplumlarda hain olmamak için, yasak ilan edilmiş olanları yapmamanın da bir anlamı yoktur.

Çünkü bu toplumlarda yasak olan ile serbest olan hiçbir ölçüte tabi olmadan kolayca yer değiştirebilir.

Hain toplumlarında zalim, hem zalimdir hem mazlum, mazlum, hem mazlumdur hem zalim.

Hain toplumu insanlığa en büyük ihanettir.

Ali Sirmen Cumhuriyet

***

Yasin Aktay, Heyhat!

------

- Birikim dergisinde yazıları çıkardı.

 - Aklı, mantığı hep önde tutardı.

 - İletişim'in ansiklopedik çalışmalarında yer alırdı.

- Abant toplantılarında udilik yapardı.

- Genç yaşta profesör olmuştu.

 - "Bizimkilerin en yeteneklisi" idi...

- Geleceği parlak idi...

*

Siyasete girdi, hızla yükseldi, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı oldu.

O şimdi Melih Gökçek'in sadece bir "tık" üstünde demeçler patlatıyor.

 *

Mesela...

"Hadi biz saftık, Kılıçdaroğlu niye FETÖ'ye kandı? Kılıçdaroğlu FETÖ'den yargılanmalı" gibi sözler söylüyor.

*  

Eh be Yasin Hoca!

Madem sonunda böyle olacaktın.

Ne diye yıllar boyu kastın ki?

Ahmet Hakan Hürriyet

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş