İki Atatürk; iki belgesel

Altemur KILIÇ

Bu yıl 10 Kasım Atatürk’ün fazlaca tartışıldığı bir gün oldu ve anlaşılan bu tartışmalar devam edecek. Birisi , “Hangi Atatürk?” diye,  guya Atatürk’ün çeşitli olduğu yolunda ahkâm kesmişti! Gazi Mustafa Kemal hakikaten, “mevsimlik” değil, “Gazi”, “Mustafa”, “Kemal” ve “Atatürk” her mevsimde ve halde bir “ TEK ADAM” dı!
Atatürk’ün büyüklüğü, dehası, eserleri dünyada artık tartışılmıyor ama nedense, Türkiye’de  tartışılıyor, sağdan  soldan hırpalanmaya çalışılıyor. Bu yıl “O” nun daha fazla tartışılması faydalı oldu, zira Atatürk tartışıldıkça ve saldırıldıkça, daha da büyüyor.


Mustafa mı, Atatürk mü?
Bu yıl tartışmaların odağı, Can Dündar’ın “Mustafa” drama-belgeseli.
Bu belgesel film hakkındaki düşüncelerimi daha önce yazdım. Filmde Atatürk’ü gördükçe, eşimle birlikte çok heyecanlandık, duygulandık! Ama ikinci kez salim kafayla seyredip, tepkileri ve gerekçelerini,  beğenenlerin de kimler olduğunu gördükçe, belgeseli bir daha değerlendirmem gerekti! 
Can Dündar gücenmesin, filmin genel yapısında “kast” diyemeyeceğim ama, ihmal ve bir nevi dengesizlik var gibi! Filmin adının “Mustafa” olması bir “hoşluk” mu, yoksa çocukken yaşadıklarının, travmalarının, “insan” Atatürk’ün zaaflarını  göstermek için mi?  Kısacası “insan” Mustafa biraz yanlış vurgulanırken, Atatürk’ün dehasına ve eserlerine daha az önem ve yer verilmiş!
 Can, belgesele bilhassa “tanık” almamış; bir yapım tercihi! Ancak, böyle bir film yapılırken, “O” nu tanımış, civarında bulunmuş ve nesilleri   tükenmekte olan kişilerin tanıklıklarından, kamera karşısında değil, bilgi ve anılarından da yararlanması gerekirdi diye düşünüyorum! Ama mesela, Can bizim davetimize rağmen, bırakın bizim yakın tanıklığımızı, mesela, İsmet Paşa’nın kızı Özden ve sevgili Ülkü’yü de dinlemek gereğini görmemiş! “Vaktim olmadı” demesi, bence tutarlı bir mazeret değil! Böyle belgeseller yapanlar, neredeyse ölüleri bile diriltmeye, tanık göstermeye çalışırlar.
Can Dündar acaba; “Ben Atatürk ve ’insan’tarafları, fakat çoğunlukla, ’zaafları’hakkında hükmümü peşinen verdim; gerçeklerle kafamı karıştırmayın” demek mi, istedi?
Film konusundaki tartışmalar, son tahlilde faydalı; çocukların ve gençlerin kafalarını karıştırsa bile, bu vesileyle, kimin  kim olduğunu, Atatürk’ü gerçekten sevenlerle, “O” nu yanlış yorumlayanlar arasındaki  fark anlaşılmış oldu! 
Bir şey daha var; belgeselde Atatürk’ün  kendi heykellerini diktirdiği iddia ediliyor. Yanlış; İtalyan heykeltıraş Cannonica’yı kendisi davet etmedi; İsmet Paşa Hükümeti davet etti! Ancak, Mustafa Kemal fotoğrafçı John Weimberg’i çağırdı ve eski “kalpaklı-bıyıklı” imajının yerini alacak, fraklı fotoğrafını, bilhassa  devrimini  simgelemek için çektirdi! O’nun büyüklüğü şu ki, artık “kalpaklı Mustafa Kemal” le  “Fraklı Atatürk” milletin indinde birlikte! Çocuk “Mustafa” değil, “Büyük” Gazi Mustafa Kemal var! Ve “O” yıkılamayacak! 


Diğer belgesel
Televizyonlarda dün, birçok ve her yılkinden fazla Atatürk belgeseli ve tartışma programları vardı. TRT ’de Nuran Bayer’in yaptığı, Mustafa Kemal’den Atatürk’e belgeseli gösterildi. Can Dündar’ın, çocuk “Mustafa” ya odaklanmış “insan” ağırlıklı fantezisine kıyasla  gerçekçi, gerçeklere dayanan, drama tarafı az, belgeleri çok bir eserdi! Bunları “Mustafa” belgeselinde, benim ve eşimin, diğer Atatürk’ü yakından tanımış olan, mesela, küçük Ülkü ( Ülkü Hanımefendinin) ve Özden Toker’in tanıklıklarımıza yer verilmediği için, kızdığımdan yazmıyorum... “Fantezi” ile “gerçek” arasındaki fark, burada!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş