İki bayram arasında operasyon olur mu?

İsrafil K.KUMBASAR

Her yer donanma-cümbüş. Gecelerimiz ‘mahya’ huzmeleri, gündüzlerimiz ‘göz’ süzmeleri altında geçip gidiyor maşallah.
Kimi dem ‘saray’ bahçelerinde, kimi zaman ‘çok yıldızlı’ otellerin Boğazı gören odalarında, kimi zaman da göz boyamak için ‘gecekondu’ sofralarında açıyoruz iftarlarımızı.
İyi oldu Ramazan. ‘İhaleleri’ konuşmak için bir vesile. Nargile cafelerde sahura dek “al-ver”, “hesap-kitap” derken zaman su gibi akıp gidiyor.
Hangi ‘damat’ yerinden memnun değilmiş, ‘kerimenin ilk mektep arkadaşı’ hangi koltuğu istermiş, geceler uzun, Meclis tatil, hakikaten iyi oldu.
Ne kadar şükretsek azdır Ramazan için. Hayli müşkülattan kurtardı bizi vallahi.
Şu gündemin haline bir bakar mısınız?
Suriye kaynıyor, ABD sıkıştırıyor “Hadi vuralım” diye. Terör örgütü hemen her gün kan döküyor. ‘Küresel krizin’ yalımları kapı aralığından yüzümüze bir cehennemî hava üflüyor. ‘Döviz’, ‘altın’ aldı başını gidiyor. ‘Borsa’da öyle, ama tepe takla.
Şükür Ramazan, millet “Lâhavle”
çekiyor.
Biz de arada geçinip gidiyoruz.

***


Lakin endişeliyiz. Bayrama şunun şurasında ne kaldı. Bir de boyumuzu aşan, bizi gülünç duruma düşüren laflar ettik bu aralar.
“Bıçak kemiğe dayandı” dedik, “Faturası ağır olacak” dedik. Acaba bayramdan sonra bu iddialı lafların altından nasıl kalkacağız?
Hele o “Ramazan diye sabrediyoruz” gafı?
Sanki eli kanlı caniler sadece Ramazan’da kan döküyor. Sırf devr-i iktidarımızda verilen şehit sayısı 800’den fazla.
Sahi, biz bu lafları niye ettik?
Durun hele, bayram sonrası bir hal çaresine bakarız. Nasıl olsa burası Türkiye ve milletimiz çok şükür ‘balık’ hafızalı. Kim bilir belki de bizim hiçbir şey yapmamıza gerek kalmadan unutulur gider.
Yoksa bu kez durum kritik mi? Sırf ‘terör’ açısından değil, ABD’nin hatırı için tekmeyi bastığımız Suriye konusu da öyle.
Hadi ‘seçim sonrası’ diye oyaladık, biraz da ‘Ramazan’ diye zaman kazandık. Ama aradan geçen sürede kamuoyu hiç de ikna olmadı.
Fısıltı gazetesi vasıtasıyla “Biz olmasak ABD çoktan vuracaktı” palavrasını yayıyoruz, fakat inanan çok az.

***


Türkiye içeride ve dışarıda tamamen ‘günü kurtarma’ ve de ‘göz boyama’ esasına dayalı politikaların dümen suyuna girdi.
Bir yandan BOP’u şekillendirecek ‘Arap Baharı’, öbür yandan ülkeyi yangın yerine çevirme çabası içindeki ‘bölücü terör’ ve kapıya dayanan ‘ekonomik kriz’.
Komşudaki kritik süreci ‘bir iki nasihat’ ile, bölücü terörü ‘timsah gözyaşları’ ile, ekonomiyi “Lüks evden kaçının” diyerek savuşturmak, ham hayalden ibarettir.
İktidar mensupları açısından oldukça zor ve acı verici bir durum.
Tam da ‘küpü’ doldurmuş, ‘evlâd-ü iyalin yarınlarını’ garanti altına almış, ‘karışık kebabın’ üstüne ‘künefeyi’ götürüp kürdanı dişleri arasında gezdirirken, şu gelinen noktaya bakın.
Sodadan iki yudum çekip, ‘geğirmeye’ fırsat bulamadan, “Ah be mirim” diye söze girip, iki mavra çevirmeden, sen tut Ramazan günü koca koca lafların altına gir.
“Hele bir bayram olsun, analarından emdikleri süt burunlarından gelecek” türü sözler söyle.
Bekleyip göreceğiz.

***


Ya zat-ı devletlüleri ‘tükürdüğünü’ yalayıp millete bayramı da ‘zehir’ edecek, ya da kırk yılın başı bir ‘doğru icraata’ girişecek.
‘Üçüncü’ bir yol yok mu? Var elbette. Zaten endişemiz de odur.
Mesela, şöyle düşünebilirler:
- “Ortada verilmiş onca söz, çözüm bekleyen bir yığın problem var. Hani ‘İki bayram arası operasyon olmaz’ desek yırtar mıyız acaba?”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş