İki hoca ve bir tartışma...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ı (1915-23 Ocak 1986) lise yıllarımda okumaya başladığım Türk Edebiyatı ve Hisar dergilerindeki yazılarından tanımıştım. Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil’i (1921-17 Ekim 1987) ise Edebiyat Fakültesi’nde tanıdım. Yeni Türk Edebiyatı dersimize geliyordu. O Yıllarda-1980 öncesi- birini yazılarından tanıdığım, diğeri ise bizzat hocam olan bu iki değerli şahsiyet arasında bazı kalem tartışmaları olduğunu duymuş, fakat mahiyetine vakıf olamamıştım. Daha sonraları Hisar, Kubbealtı Akademi Mecmuası ve Türk Edebiyatı sayfalarında rastlayıp dosyaladığım iki farklı anlayışı temsil eden bu tartışmaları hatırlatarak bugün de güncelliğini koruyan “Bir profesörün ihtisas dalı dışında siyasî, sosyal ve kültürel alanlarda görüş beyan etmesi, mesela bir gazetede yazı yazması doğru mudur?” konusunu ele almak istiyorum...
Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın Hisar dergisinde (Sayı: 116, Ağustos 1973, s. 3-4) çıkan “Osmanlı, Osmanlıca, Osmanlıcılık” adlı makalesini Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil, Kubbealtı Akademi Mecmuası’nda (Yıl: 2, Sayı: 4, Ekim 1973, s. 46-49) “Millet ve Rüya” başlıklı yazısıyla eleştirir. Kaya Bey’in yazısı şöyle başlıyor:
“Geçen ay, İstanbul’un fikir ve sanat mecmualarından birinde Osmanlı, Osmanlıca, Osmanlıcılık başlıklı bir yazı çıktığından bahsettiler. Okudum. Çok sevdiğim, çeşitli meziyetlerinden dolayı kendisine hususi bir saygı ile bağlı bulunduğum, birkaç yıldan beri -belki kendisi de hissetmeksizin- âlimlikten devlet nazariyeciliğine, hatta -belirli sınırlar içinde- gazeteciliğe kayan muharrir; bilinmeyen bir hedefe doğru yumruk sallıyor.”
Ben burada tartışmanın esas mevzuu olan “Osmanlıcılık” konusuna girmeyeceğim. Sadece Kaya Bilgegil’in, Mehmet Kaplan’ı bilim adamlığından devlet nazariyeciliğine, hatta gazeteciliğe kaymakla suçlaması meselesini, daha doğrusu bu zihniyeti ele alacağım...
Maalesef Türk üniversitelerinde bu anlayış dün vardı, bugün de var. Yani bir üniversite hocası branşı dışında bir şey söyleyip yazdı mı akademik unvanına ihanet etmiş sayılıyor. Söz gelişi, adam kalkıyor “TDK başkanlığı yapmış Prof. Dr. Ahmet B. Ercilasun’un bir gazetede köşe yazarlığı yapması onun bilimsel saygınlığını yıpratır” diyor. Bence bu tip iddialar kıskançlıktan kaynaklanmıyorsa -kedi ulaşamadığı ciğere pis dermiş- görüş darlığının eseridir. Nitekim Mehmet Kaplan, Kaya Bey’in söz konusu eleştirisine cevap niteliğinde yazdığı “Darlık ve Genişlik” (Türk Edebiyatı, No: 33, Eylül 1974, s. 8) adlı yazısında şu ifadelere yer verir:
“Meslek itibariyle üniversitede edebiyat dersleri okutan ve edebiyat araştırmaları yapan bir kimse olduğum için benim edebiyat dışı konular üzerinde yazı yazmamı yadırgayanlar var. (...) Fakat yalnız bizde değil, bütün dünyada kendi ihtisas sahalarının dışındaki konularla da ilgilenen, şiir, roman, hikâye ve deneme yazan, diğer güzel sanatlarla uğraşan, hatta günlük politikaya atılan kimseler de mevcuttur. Bu bir mizaç, zevk, merak, kültür meselesidir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir kimse ihtisas sahası dışına çıktığı için kınanamaz.”
Diğer taraftan, üniversite hocalarının kendi alanlarıyla ilgili önemli çalışmalar yaptıklarını da biliyoruz. Ancak, o yayınların, ders verdikleri öğrencilere bile hitap etmediği, akademik unvan almaktan öte, fazla bir işlevi olmadığı da ayrı bir gerçektir.
Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil’in “Yakın Çağ Türk Kültür ve Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar” adlı 2 ciltlik eseri az emek mahsulü müdür? Ama üzülerek belirtelim ki birçok Yeni Türk Edebiyatı profesörünün bile kitaplığında bu eser yok. Oysa gazeteciliğe kaydı diye eleştirilen Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın, çeşitli gazete ve dergilerde çıkan ve daha sonra kitaplaştırılan “Kültür ve Dil”  adlı eseri üniversitelerimizde -Türk Dili derslerinde- yardımcı ders kitabı olarak okutulmaktadır.
Sözün kısası, üniversite hocaları sadece ders veren ve sahası ile ilgili bir-iki kitap, üç-beş makale yazmakla görevlerini yerine getirdiklerini sanmamalı, sosyal meselelere dair görüşlerini de muhakkak kamuoyuyla paylaşmalıdır. Eminim bu tip faaliyetler hem kendileri için hem de toplum için faydalı olacaktır.
Bu vesileyle Türk Edebiyatı’nın bu iki değerli hocasına (M. Kaplan ve K. Bilgegil) Allah’tan rahmet diliyorum. Makamları cennet olsun...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları