İki kitap

Altemur KILIÇ

Çok güzel kitaplar yazılıyor... Bazı yazarların kitapları daha basılmadan toplatılıyor; Orta Çağlardaki gibi... Ben sevmediğim yazarların hoşuma gitmeyen yazılarının yasaklanmasına ve muzur kitapların yakılmasına karşıyım. Volter gibi, bunların da ortaya çıkmasında fayda görürüm...
Eksik olmasınlar yazarlar, yayın evleri kitapları bana gönderiyorlar. Kitaplığım zenginleşiyor ama gözlerim gittikçe bozulduğu için okumakta çok zorlanıyorum

***


Son gönderilen iki kitabı Onur Öymen’in “Demokrasiden Diktatörlüğe” eserini (Remzi Kitabevi) ve Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un  “Terör Örgütlerinin Sonu” 
(Remzi Kitabevi) zorlanarak okudum. Başbuğ bir “asker”. Terör sorunuyla yaşamış. Öymen deneyimli dürüst bir siyasetçi ve dış politika uzmanı. İki eser Türkiye’nin durumunu teşrih ediyor. Terörle nereye gelindiğini ve “Demokrasiden diktatörlüğe” nasıl geçildiğini anlatıyor!

***

Öymen, bu kitabında tarihten bugüne kadar demokrasinin gelişimini incelerken iktidar uğruna demokrasiyi engelleyenleri, otoriter rejimler kurarak ülkelerini ve dünyayı felakete sürükleyenleri anlatıyor. Türkiye’nin çok partili demokrasiyi nasıl geliştirdiğini inceliyor ve ülkemizde demokrasi, özgürlükler ve insan hakları alanında yaşanan sıkıntıları dile getiriyor. Öymen, bu alanlarda dünyanın saygın kuruluşlarının değerlendirmelerinde Türkiye’ye verilen yeri de belirtiyor.
Kitabın önsözü aslında kitabın içeriğini özetliyor: “İnsanlığın ulaştığı en ileri yönetim biçimi olan demokrasi bugün bile milyarlarca insanın özlemi olmaya devam ediyor. Eski Yunan’da başlayan demokrasi serüveni, tarih boyunca dünyaya yayılırken çeşitli engellerle, güçlüklerle karşılaşmıştı. Bazen savaşlar, bazen iç çekişmeler demokrasiyi sona erdirdi. Birçok ülkede de seçim yoluyla iktidara gelenler iktidarda kalmak için demokrasiyi, özgürlükleri, insan haklarını feda ettiler ve diktatörlüğe yöneldiler. Türkiye’nin geçmişinde özgürlükçü hareketler ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ortaya çıktı. Padişahın yetkilerini sınırlayan ilk girişimler kısa ömürlü oldu. Türkler gerçek demokrasinin temellerini ulusal kurtuluş savaşı sırasında attılar. Cumhuriyet dönemi ulusal iradenin egemenliğini ve ulus devlet anlayışını devletin temeli haline getirdi. O dönemden gerçek bir demokrasiye, çok partili rejime geçilmesi de uzun yıllar aldı. Çok partili rejime geçildikten sonra da demokrasi sık sık engellerle karşılaştı. Bazen iktidarı bırakmak istemeyen liderler toplumu baskı altına almaya çalıştılar, bazen de askeri müdahaleler demokrasinin gelişimini engelledi. Demokrasi mi, iktidar mı sorusuyla karşılaştıklarında bazı liderler iktidarı seçti... Bütün bu gelişmelerden sonra Türkiye dünyanın demokratik ülkeleri arasında henüz hak ettiği yeri alabilmiş değil. Yasalarda yapılan reformlar gerçek hayata henüz tam yansıyamadı, hatta bazen geri adımlar atıldığı da oldu.”
Kitap hakkında çok olumlu  yorumlar yapıldı...
Emre Kongar; “Silahsız Savaş, Öymen’in kitabını okuyunca, bu konularda ağırlığımızı niçin koyamadığımızı, uluslararası ilişkilerde nasıl böyle yalnız kaldığımızı, ne gibi yanlışlar yaptığımızı göreceksiniz. Bu kitabı bütün siyasetçiler, hocalar, öğrenciler ve Atatürk döneminin özlemini çeken herkes okumalı” diyor.
Özdemir İnce de diyor ki: “Onur Öymen eğer CHP Genel Başkan Yardımcısı olmasaydı, kitabını emekli büyükelçi sıfatıyla yazmış olsaydı, ‘Çıkış Yolu’, gazeteciler ve tarihçiler tarafından 2008-2009 yılının en önemli kitabı ilan edilirdi.” Ben de derim ki bu kitabı Erdoğan ve yanaşmaları muhakkak okumalılar... Ders alırlar mı... O başka mesele.

Başbuğ’un kitabı
Orgeneral İlker Başbuğ’un eseri şu sırada çok önemli ve anlamlı.. Özetle dünyadaki terör örgütlerinin çıkışı, hem de PKK’nın Türkiye’deki oluşumu ve hedefleriyle ilgili ilginç saptamalarda bulunuyor Mesela:   “PKK’nın kurulma amacının ‘Büyük Kürdistan Devleti’ kurmak olduğunu” belirtiyor.
Başbuğ, şunu kaydediyor: “PKK ve lideri, silahlı mücadelede silahlı propagandadan ileri geçemeyeceklerini görünce, hedef olarak ‘Demokratik Cumhuriyeti’öne çıkarmaya başladı. Öcalan bu değişikliği ise, ‘Demokratik çözüm tek yol. Ayrılma, bölünme ne mümkün ne de gerekli’ sözleriyle ifade ediyordu. Bu, bir geri adımdır. Silahlı mücadele ile istenilen amaçlara ulaşmanın mümkün olmadığının başka bir şekilde ifade edilmesidir.”
Başbuğ “Ulus devlet”  tartışmalarına da değindiği kitabında, “Türk ulusu” tanımına karşı çıkanların, bir süre sonra “Türkiye” sözüne de karşı çıkacaklarını iddia ediyor. Bu çaba AKP’nin çabası değil mi?..
Başbuğ, Avrupa’nın PKK’ya verdiği desteği kanıtlıyor. Avrupa’nın PKK’ya verdiği desteği şöyle değerlendiriyor: “PKK, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkeden moral ve malzeme desteği almıştır. Başlangıçta bağımsız Kürt devletinin kurulmasını hedefleyen örgüte, tam politik desteğin verildiğini söylemek ne kadar zor ise de, 1995’e kadar PKK terör örgütünün başarılı olacağını düşünen birçok Avrupalı devlet olduğunu söylemek, o kadar zor değildir. Zaten, Abdullah Öcalan’ın yakalanmasını sağlayan sürecin, örgütün tek başına silahlı mücadeleyle başarıya ulaşamayacağının bazı devletler tarafından anlaşılmasıyla başladığı da ileri sürülebilir.” diyor.
Benim Başbuğ’un kitabına naçizane tek itirazım: Birinci Tezkerenin geçmesini yanlış addetmesi. Eğer Tezkere geçseydi ve ABD Güneydoğuya yerleşseydi ne olurdu? Bunu sayın Paşaya sormak isterdim.
Malum kalemler kitabı beğenmemişler... Bunları başka bir yazımda ele alacağım. Meselâ, yalnız mâlum Taraf’ta Önder Aytaç,  “İlker Başbuğ kitap yazmış. Ben daha okumadım ve okumayı da çok düşünmüyorum. Düşünmüyorum, çünkü emekli askerlerde bir çeşit hastalıktır bu. Görevdeyken yapmadıklarının ve yaptıkları yanlışların günahlarını, yazdıkları kitaplar ile çıkartacaklarını düşünürler. Hiç bir emekli generalin günah çıkartma faaliyetine ortak olmamak için yazdıkları kitapları da okumam...”
Bu adamların ne kadar peşin hükümlü ve TSK karşıtı olduklarının bundan daha iyi kanıtı olur mu?..



  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş