İki tarafın kabul edebileceği...

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sn. Erçakıca Cumhurbaşkanının “politik duruşunu” şu sözlerle açıkladı: “İki ayrı devleti savunmamak iki yüzlülük değildir, politik bir duruştur. Biz (yani Cumhurbaşkanı?) iki tarafın kabul edebileceği SİYASİ EŞİTLİĞE DAYALI bir çözüm bulmağa çalışmaktayız. Bu duruşumuz Kıbrıs Türklerine olan uluslararası desteği artırmıştır. Bu unutulmamalıdır. Biz şimdi bütün dünyayı karşımıza alacak argümanlarla ortaya çıkmayı doğru bulmuyoruz. Zaten (iki devleti savunmak) Cumhurbaşkanı Talat’ın bugüne kadar ortaya koyduğu tutuma da ters bir tutumdur. Türk tarafının görüşleri (?) iki halkın siyasi eşitliğine-iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı yeni bir ortaklık devletidir”.
Türk tarafının görüşleri, Sn. Talat’ın da dünyaya duyurduğu gibi, kendi devletine ve Garantilere sahip çıkmaktır. Halk burada yüzde 60 DEVLETİM diyor, Türkiye’de halk yüzde 86 oranla Kıbrıs meselesi iki ayrı devlet esasına göre halledilmelidir diyor. Bütün yaşananlardan ve Rum-Yunan ikilisinin kanıtlanmış siyasetlerinden ve tutumlarından sonra akıl ve mantık da bunu emrediyor. Göz göre göre tuzağa girmenin anlamı var mı?
Karamanlis, 50 yıl sonra Türkiye’ye gelen ilk Yunan Başbakanı! Atatürk ile Venizelos’un kurdukları Türk-Yunan dostluğu 1954’de Yunanistan’ın Kıbrıs meselesini “Enosis” çağrısı ile Birleşmiş Milletler’e götürmesi ile bozulmağa başlamıştı. 1955-58 EOKA tethiş olayları, en sonunda (1958’de) Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine getirmişti. Rahmetli Zorlu-Averoff ’un uğraşıları ve Türkiye’nin tavizkâr davranışı ile 1959’un başında Zurih Anlaşması, ardından Londra ve 1960’da Kıbrıs Anlaşmaları yapılmış ve Türk-Yunan ilişkilerinin iyileşeceği zannedilmişti. Halbuki Yunanistan, Makarios ile birlikte ortaklık Cumhuriyetini Enosis’e sıçrama tahtası olarak kullanacaklardı. Öyle de yaptılar ve Kıbrıs meselesi Türkiye ile Yunanistan arasında bu güne kadar bir ihtilâf konusu olarak devam etti. Şimdi Karamanlis, Sn. Erdoğan’ın ısrarlı talebi karşısında (ve herhalde ABD’nin de dürtüsü ile) Ankara’ya geldi. Talebi “Türkiye’nin Rum idaresini Kıbrıs meşru hükümeti olarak tanıması” . Türkiye’nin AB üyeliğini Yunanistan bir ön-koşul haline getirmiş olmanın rahatlığı içinde! 1960 Garantilerine rağmen Yunanistan bunu başarmanın gururunu taşıyarak geliyor ve 60 yıl önce iki tarafın arasını açmış olan konuyu “Kıbrıs’ın Rumlaşıp Yunanlaşmasını” yeniden “dostça” talep ediyor.
1958’de Türk Hükümeti Yunanistan’a “Enosis savaş demektir” mesajını vermek suretiyle 1959 Anlaşmalarının kapısını açabilmişti. 1960 Antlaşmalarını “geçici” olarak algılayan Yunanistan en sonunda 1974 darbesi ile savaşı davet edince, yeniden bir uzlaşma arayışı başladı. Bugüne kadar uzlaşma mümkün olmadı. Eski Rum Dışişleri Bakanı Rolandis’in de açıkladığı gibi “Rum tarafı masaya yedi kez konulan uzlaşma planlarını reddetti” . Suçlanan taraf biz olduk çünkü “dünyanın” meşru hükümet olarak benimsediği eşkiya hükümetini biz meşru hükümet olarak kabul etmedik ve Garantilerin devamında, statümüzün eşit-egemen kurucu ortak olarak devamında ısrar ettik. Masada, uzlaşmanın her çeşidi ve her yönü görüşülmüştür. Uzlaşmayı engelleyen tek şey ABD ve diğerlerinin eli kanlı Rum idaresine bahşettikleri “meşru hükümet” unvanı olmuştur. Karamanlis Türk hükümetinden bunu tanımasını istemektedir. Biz de halâ bu gerçeklere rağmen “politik duruş” olarak siyasi eşitliğin “egemen eşitlik” olduğunu, kendi kaderini tayin hakkı olan iki halktan biri olduğumuzu, bu hakkımızı kullanarak devletimizi kurmak zorunda kaldığımızı, 24 yaşındaki devletimizi yok farz ederek masaya oturmanın mümkün olamayacağını, Garantilerin ve bağımsızlığımızın pazarlık konusu yapılamayacağını bir türlü açıklayamıyoruz. Niye? Bu gerçekleri açıklamadığımız, devletsiz bir anlaşmaya razı olacağımız intibaını devam ettirdiğimiz nedeniyle “Uluslararası destek arttığı için” !
Çok yazık ediyoruz. Bu akılla masaya oturursak gideceğimiz köyün minareleri göründü demektir. Hele Sayın Soyer Hükümetinin programında İKİ TOPLUMLU federasyon Rum’a selâm verip “KKTC’den korkma, o gidicidir” derken!

Yazarın Diğer Yazıları