İkinci Soğuk Savaş

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Yeni bir soğuk savaşa doğru hızla sürükleniyoruz. İkinci ve bir öncekinden çok daha büyük faturaları olacak bir soğuk savaş dönemine giriyor dünya.

İnsanın tüketim açlığı, siyasi liderlerin iktidar hırsıyla birleşince aç kalmaması gereken kitleleri yönetebilmek ve daha çok para kazanabilmek için olağanüstü miktarlarda hammadde, daha çok gıda, daha büyük pazarlar gerekiyor.

Büyüdükçe canavarlaşan dev ekonomiler dev ordularına güvenerek madenlere, tarım alanlarına, yeni pazarlara saldırıyorlar. Amerika'nın karşısına dikilen Çin, Avrupa Birliği ve sahneye güçlü bir orduyla çıkan Rusya yaşamsal çıkarlarını korumak için her yöntemi kullanmaya kararlı gözüküyor.

***

Geçmişin önce kömür sonra petrol kaynaklı büyük enerji savaşlarından daha farklı daha karmaşık bir soğuk savaşla karşı karşıyayız.

Nükleer dehşet dengesinin yerini, karnının doyması ve satın alması gereken tüketiciler dengesi aldığı için farklı silahların çekileceği, farklı yöntemlerin kullanılacağı bölgesel vekalet savaşlarının ham madde ve pazar kapmak için kullanılacağı bir döneme giriyoruz.

Dünyanın artan nüfusu internetle birleşince çok farklı bir küresel tüketici olgusu ortaya çıktı. Saniyeler içinde dijital ortamda binlerce satın alma emri ışık hızıyla dünyaya yayılıyor. Milyonlarca büyük küçük tesiste üretilen mallar yüz binlerce  konteynerle dev gemilere yüklenerek yola çıkarılıyor.

Bütün sanayi tesisleri gözlerini enerji ve ham maddeye dikmiş bekliyor.

Bu tüketici kitlesinin para harcamasını ve karnını doyurmasını sağlamak için dünya çapında maden ve tarım alanları dev şirketler ve ekonomiler tarafından ele geçiriliyor.

Amerika Birleşik Devletleri uzay madenciliğiyle ilgili yasal düzenleme yaptı. Zengin elementlere sahip göktaşlarını dünyaya nasıl getirip kullanırım hesabında. 8 Eylül 2016 günü NASA tarafından gönderilen Osiris Rex adlı uzay aracı, Bennu adlı yaklaşık, 500 metre çapındaki astroide inecek. Araç astroidin yüzeyinden 60 gram örnek alacak. Osiris Rex, Mart 2021 de bu örneği taşıyan kapsülü dünyaya gönderecek. Bütün çaba ekonomilerini ayakta tutacak kaynaklara ulaşmak için.

Aynı gerekçeyle Çin, çeşitli Afrika ülkeleri ile anlaşmalar yapıyor. Gabon'da mangan, Zambiya'da bakır madenlerinin işletme hakkını uzun süreliğine alan Çin gözünü diğer ülkelere dikmiş durumda.

***

Türkiye ise değerli madenlerini yabancı şirket ve ülkelere kaptırıyor.

Türkiye'ye birkaç yüz milyon dolar yatırım yapan şirketler, gelecekteki değeri on milyarlarca doları bulacak maden alanlarını parsel parsel ele geçiriyor, yatırım yaptıkları bölgelerde doğayı hallaç pamuğu gibi atıyorlar. Bölge insanını ise yüzlerce kişiyi işe alacağız vaadiyle susturan yabancı şirketlerin oyunu bitmiyor. Yerel siyasetçilere yakın müteahhitlere üç beş iş veriliyor. "Bir parmak bal ona, bir parmak bal şuna" diyerek. Geleceğin millî serveti, madenler satılıp elde edilen kâr da yurt dışına çıkarılıyor.

Örneğin Amerika, ülkesinde madenleri çıkartmayarak bizim gibi ülkelerdeki madenleri işletmeyi tercih ediyor, kendi maden rezervlerini gelecek için yedek tutuyor.

Dünya kobalt fiyatları bir yılda yüzde yüz elli arttı. Elektrikli otomobillerdeki lityum pillerde kullanılan saflaştırılmış kobalt madeninin tonu dünya piyasalarında 60 bin dolara yükseldi. Lityum ve grafit aynı şekilde büyük talep görüyor.

Altın yüksek iletkenliği nedeniyle dijital teknolojide büyük önem kazandı. Önümüzdeki yüzyılda altın stratejik açıdan daha önemli hale gelecek.

Türkiye'de bulunan altın, kobalt, bor gibi stratejik madenlerin, direkt devlet eliyle kontrol altına alınıp işletilmesi gereken bir döneme giriyoruz.

Örneğin Enerji Bakanlığı yenilenebilir enerji ve ekipmanları konusunda yerli ve millî bir yaklaşım sergiliyor.

Doğal kaynaklarımızı ve madenlerimizi korumak ve bu zenginliği ülkemiz için kullanmak amacıyla millî kaynaklarımıza sahip çıkmalıyız. Bir daha yenisini bulma imkanı olmayan doğal kaynaklarımız ve madenlerimiz için bir an önce, bir gün bile kaybetmeden yerli ve millî olmalıyız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları