İkisi de gidiyor

A+A-
Afet ILGAZ

İktidar hezimet üstüne hezimet yaşıyor. Cezaevleri ve engelli sınavlarına kadar... YÖK’te liyakat aramadan yaptıkları değişiklikler, bunların bumerang gibi kendilerine dönmesine sebep oldu.
Silivri ve HASDAL’a yolladıkları subayların yokluğunda, PKK ile en sıkı mücadele edilmesi gereken yerlerde terör azdı. Özellikle Karadeniz bölgesindeki jandarma ve istihbaratın yok edilmesi ve iddianamelerdeki “istihbarat deşifreleri” , terörün azmasında büyük rol oynadı. Sonuç, kendi konvoyuna bile yapılan saldırı. Bu saldırının danışıklı dövüş olduğunu söyleyenler de var ama görünen bu.
AB ve ABD ile imzalanan gizli anlaşmalar, sıfır politikası gibi gülünç girişimler, komşularımızla aramızdaki ilişkileri tahmin edilemeyecek ölçüde gerdi. Önce Mısır’a akıl öğretmeye kalktılar. Sonra Esad’a adam yolladılar. Esad, zaten yapılabilecek reformları yapmışken ona, reform tavsiyesinde bulunmak şaşkınlığını yaşattılar. En son hezimet Libyalılarla ilişkilerde yaşandı. Adamlar canlarını dişlerine takmış vatanlarını savunuyorlar. Siz onlara  “artık gidin”  diyorsunuz.


Bir kadının tehditleri
Bu yazıdan sonra gündem değişmezse en son hezimet BDP’li kadının “inkar isyan getirir” tehdidi oldu. Bununla yetinmedi,  “daha kötü şeyler olabilir”  dedi. Bunun bumerangı ise, herkesin hatırladığı gibi Cumhurbaşkanının  “Çok güzel şeyler olacak” laflarıydı.  “Açılım”  denen tehlikeli girişimin böyle sonuçlar vereceği bilinmeliydi. Açılım, yakma yıkma, hakaret, bayrak açma, poster gösterme, dilini değiştirme gibi tahrik edici sonuçlar doğurdu. 1 Mayıs, işçi bayramı olmaktan neredeyse çıktı, federasyon görüntülerine dönüştü. Belki de bu yüzden ona tolerans gösterildi. Bunların hepsinde demokrasi örtüsü var. Var da ABD, Irak’a girerken, Afganistan’ı işgal ederken, Libya ve Suriye’yi de parçalayıp arz-ı mev’ud hayaline ulaşmaya çalışırken de aynı örtüyü kullanıyor: Demokrasi!

***

BDP’li kadının  “Suriye gibi mi olur, Libya gibi mi”  korkutması da demokrasi adına yapılmış başka bir kötülüktü.  “Kötü şeyler olabilir” diyor ya, işte kötülüklerin başı bu. Onlar küresel sömürgecilere karşı antiemperyalist savaş yapıyorlar bayan. Siz ise onların dümen suyundan gidiyorsunuz. Her devletin içinde ve iktidarında olan Sionist kadrolar, artık işi hızlandırmanın gerektiğini zannediyorlar. Yanılıyorlar. İran’dan, Suriye’den, Türkiye’den koparılacak topraklarla yapacaklarmış bu işi.

***


Beri yandan Tayyip Bey de seçim konuşmalarında işi iyice din, cinsellik ve ölüm ticaretine döktü. Kılıçdaroğlu’nu “Allah”  konusunda eleştirdi ama  “Allah kuruşu” na açıklık getirmedi. CHP’yi, belki de dinleyen kalabalığı bile utandıran o kaset olayıyla itibarsızlaştırmaya çalıştı ama, kamuoyundan müthiş bir tepki gördü. Şimdi de ölümü anlatıyor ve ölünce ne olacağından söz ediyor. Bunu daha çok, rakipleri hatırlatırdı Recep Bey’e. Şimdi kendisi aynı şeyleri, şaşılacak bir kendine güven tebessümleriyle meydanlarda haykırıyor.

***


Bütün bunlar büyük, dehşetli hezimetlerdir ve artık ikisi de gitmektedirler. Onun telaşı içindeler. Zenit noktası diye bir şey vardır. Tepe noktası. İşte bütün yanlışların, kötülüklerin, olduğu o noktadan hızla iniyorlar. Telaşları bundan. Kaybettiklerini ve bunun önüne, ne yapsalar geçemeyeceklerini anladıklarından. Hızla kaybediyor ve gidiyorlar.

Yazarın Diğer Yazıları