İktidar sözü için yargıya müdahale edilebilir mi?

İsrafil K.KUMBASAR
İmralı’daki vatan haininin çağrısı üzerine güle oynaya Türkiye’ye giriş yapan, üzerlerinde ‘savaş üniformaları’ olduğu olduğu halde Habur sınır kapısında ‘davul zurna’ ile karşılanan, ‘mobil mahkemelerde’ jet hızıyla yargılanarak serbest bırakılan malum ‘barış’ elçileri, BDP’ye ait otobüsler ile il il dolaşarak vatandaşları devlete karşı isyana teşvik etmeye başlayınca, ‘bağımsız’ yargı harekete geçti.
Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, terör örgütünün kontrolündeki Mahmur Kampı’ndan gelen Musa Tümeğ isimli şüpheli hakkında, ‘terör örgütünün propagandasını yapmak’suçundan dolayı dava açtı.
İddianamede, sözde barış elçilerinin neden geldiklerine ilişkin şu tespit yapılıyor:
- “Kürt sorunu ile ilgili başlatılan demokratik açılım sürecinde terör örgütü PKK ve elebaşısının muhatap alınması yönünde Türk yetkilileri üzerinde baskı oluşturmaya çalışmışlardır. Aynı zamanda örgütün ve elebaşısının Kürt halkı tarafından sahiplenilmesi ve süreçte belirleyici rol üstlenmesini sağlamaya yönelik toplumsal baskı oluşturmayı amaçlamışlardır.”
***
Demek ki, Türkiye’de hâlâ ‘iç ve dış şartları’ göz önünde bulundurmadan, ‘yasaların’ çizdiği çerçevede ‘bağımsız’ hareket edebilen hukukçular varmış.
Ama, yargının ‘bağımsız’ hareket etmesi, her nedense birilerini fena rahatsız etti.
Yalçın Doğan isimli vatandaş yazıyor:
- “Sen bile bile bu adamlara dönüş çağrısı yapıyor musun? Evet yapıyorsun.
O adamlar kendi istekleri ile mi geliyor? Hayır sen çağırdığın için geliyor. Geldiklerinde onlara, başlarına bir şey gelmeyecek, diye güvence veriyor musun? Evet veriyorsun.
Bu güvenceyi onları dağdan indirmek için mi veriyorsun? Evet, onun için
veriyorsun.
Peki, şimdi dönenler hakkında dava açmak ne ile bağdaşıyor? Devlet sözü nerede? Senin açılım politikaların nerede?”
Ve ekliyor:
- “Artık bundan sonra bir tek kişiyi dağdan indirebilir misin?”
Bu ifadelerden çıkan sonuç şudur:
- “Hükümet, yargının başlatmış olduğu soruşturma sürecine müdahale etsin.”
***
İşine gelince “Yargı bağımsızdır. Yürütme, yargıya asla müdahale etmemelidir” diye mangalda kül bırakmayacaksın, işine gelmeyince de, “Devlet sözü nerede?” diye kafa bulandırmaya çalışacaksın.
Yok öyle yağma.
Belli ki, çivisi çıkan ülkede birileri kendilerini ‘savcı’ ve ‘hakim’ yerine koymayı alışkanlık haline getirirken, birileri de ‘iktidar’ ile ‘yargıyı’ birbirlerine karıştırma ikileminden bir türlü kurtulamıyor.
Dostları, ‘hakkaniyetten’ yana imiş gibi görünen, ama ‘malum’ geçmişi yüzünden bir türlü ‘çelişkilerden’ kurtulamayan şu adama bir kez daha izah etmeli:
Beyefendi, o kişiler hakkında ‘dağdan indikleri’ için değil, rahat durmayıp ‘kendilerini hâlâ dağda zannettikleri’ için dava açıldı.
‘Yürütme’ ile ‘yargı’ birbirinden bağımsızdır.
Yargı, hükümetin yaptığı her türlü ‘eylemi’ ve ‘işlemi’ denetlemekle görevlidir.
Hükümet mensupları eğer bir ‘yanlış’ yapmış ise, yargı mensuplarının bu ‘yanlışa’ ortak olmak yerine, gereği ne ise onu yerine getirmeleri gerekir.
Aksi takdirde, ‘suç’ işlemiş olurlar.
***
‘İnançları’ istismar ederek devletin tepesine çöreklenmiş olan siyasi iktidarın, son ‘Anayasa değişikliği’ ile yapmak istediği de zaten, aynen Yalçın Doğan’ın düşündüğü gibi yargıyı ‘kontrol altına’ alarak ‘istediği gibi kullanmak’ değil midir?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş