İktidarın algısı, sistem ve vatandaşlar

Özcan YENİÇERİ

Bir yanda “İleri demokrasi” söylemleri diğer yanda dinleme, izleme yakınmaları var. Bir yanda basın ve düşünce özgürlüğünde Türkiye’nin ABD’yi bile geride bıraktığı iddiası diğer yanda henüz basılmamış kitapları mahkeme kararıyla “örgütsel doküman” ilan edip toplatılması faaliyetleri bir arada gidiyor. Hele hele “misyonerlik” le ilgili olarak yapılan operasyonlarda yazılması tasarlanın kitapların taslaklarının toplanması tamı tamına bir kara mizahtır.
Bir yanda adalet ve hukuk devleti için yapılan yasal ve anayasal değişiklikler ve alınan kararlar diğer yandan haksız bir biçimde içeri atıldığını düşünen insanların arş-ı âlâyı sarmış feryatları var. Yüzlerce insanı katleden “Hizbullah” terör örgütü canilerinin göz göre göre kaçmasına neden olan bir hukuk sistemiyle Türkiye karşı karşıyadır.
Bir yandan sağlık sisteminde devrim yapıldığı söyleniyor. Diğer yanda Sağlık Bakanı, “Obezlere şişko deyin” sorun çözülür anlamına gelen sözler ediyor.
ÖSYM’nin yaptığı KPSS sınavı daha yeni kopya yapıldığı iddiasıyla iptal edilmiştir. Konuyla ilgili olarak yetkililerin de görevlerine son verilmiş, yerine yeni bir ekip getirilmiştir. Bu defa yeni yapılan YGS ile ilgili iddialar gündeme düşmüştür. YGS’de bu kez daha inceltilmiş tekniklerin devreye sokulduğu ve şifreleme yöntemleriyle sınavda yolsuzluk yapıldığı iddiası ortalığı allak bullak ediyor. Bunun üzerine yetkililer konuyla ilgili olarak inceleme başlatıldığını söylüyor. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir kendince duruma açıklama getirerek sistemin sütten çıkmış ak kaşık olduğunu açıklıyor.
ÖSYM tarafından yapılan açıklamalara tarafsız basın “havada kalan çok soru var”, “Adil değil, iptal şart” vb. başlıklar atarken yandaş basın “Şifre palavra, ÖSYM haklı” türünden manşetler atıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise “ÖSYM beni tatmin etti” diyerek ÖSYM tarafından yapılan açıklamayı yeterli bulduğunu açıklıyor. Bu arada iktidar kanadından da ÖSYM’nin açıklamasıyla ilgili olarak “Cumhurbaşkanı tatmin olmuşsa biz de tatmin olduk” türünden garip bir karşılık geliyor.
Şu hale bir bakınız? Bu ülkede birileri ne kadar demokrasi ve insan haklarından bahsediyorsa baskı, zulüm ve sızlanma feryatları o kadar artıyor. Bugün Türkiye, suçu belli olmadan yıllarca içeri tıkılanlar, yargılama süreci tamamlanmadığı için içeride bırakılanlar, hayalleri yargılayanlar, taslaklara “örgütsel doküman” muamelesi yapanlar ülkesi haline getirilmiştir.
Bu arada Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Türkiye’de medya hukuku ve ifade özgürlüğü reformu yapılmasını istiyor. Dış İşleri Bakanı Davutoğlu’na hitaben yapılan açıklamada Türkiye’de halen 57 gazetecinin tutuklu olduğu hatırlatılarak “önlem alınmazsa bu sayı bini bulacak” deniliyor. İktidar kanadı bu tür haklı taleplere kulak asacak durumda hiç değil. İktidar yetkilileri “gazetecilik faaliyeti dolayısıyla içeride olanlar yok!” diyerek konuyu geçiştirmeye devam eder görünüyor.
İktidarın yaşanan sorunların altından kalkamadığı bir gerçektir. Bu nedenle bugünkü sorunlara dünkü cevapları veriyor. Verilen cevaplar için kullanılan gerekçeler de tamamen geçmişe ait oluyor. AKP iktidarı gücünü, sorunların çözümü için değil, iktidarını uzatmak için kullanıyor. Vatandaşın sorunları bugünkü iktidar için bir ayrıntıdan ibaret görülüyor. Olay budur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş