İktidarın himayesinde suç işleyen hukukçular

İsrafil K.KUMBASAR

Ergenekon davası, nihayet başladı. Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş, Bilgi Yayınları arasında çıkan “Hukuk ile Aldatmak” isimli kitabında başından geçen bir hadiseyi aynen şöyle anlatıyor:
Yıl:1999...
1 Haziran 2005 tarhinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134 ve 135. maddelerinde olduğu gibi, “bilgisayarlarda kopyalama ve el koyma” ile “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasının” hangi yasal şartların oluşması halinde ve ancak hâkim kararı ile yapılabileceğine ilişkin kurallar yasalarımızda yer almamış ve izinsiz telefon dinleme suç haline getirilmemiş.
“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” hükmü, Anayasamızın 38. maddesine henüz konmamış.
Elime çok önemli bir delil olan Yasin Hatipoğlu ve Necmettin Erbakan arasında bir araç telefonu ile yapılan konuşmanın kaseti geçiyor.
Prof. Dr. Feridun Yenisey’den “Bu konuşmalarda, makul bir kişinin gizli tutma iradesinden bahsedilemez” yolunda bilirkişi raporu da aldıktan sonra, Fazilet Partisi’nin kapatılmasına ilişkin olarak açtığım davada, Anayasa Mahkemesi’ne delil olarak sunuyorum.

* * *

Anayasa Mahkemesi, önsorun olarak önce bu delili ele alıyor ve 6’ya karşı 5 oyla şu kararı veriyor:
“Yargı yerlerince uyuşmazlık konusu eylem ve hukuki olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanmasında bir kanıtlama aracı olan delilin, hükme esas alınabilmesi için yasalarla kullanılmasına izin verilmesi gerekir.
CMUK’un 254. maddesinin ikinci fıkrasında, ‘soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz’ denilmektedir. Bu kuralla, hukuka aykırı biçimde sağlanan delillerin hükümde göz önüne alınmaması amaçlanmıştır. Anayasanın 22. maddesine göre, haberleşmenin gizliliği esastır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça, haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz gerekçesiyle söz konusu kasetin hükme esas alınmamasına karar verilmiştir. Yargıtay’ın uyum gösteren içtihatları da aynı doğrultudadır.” (Resmi Gazete, 5 Ocak 2002, s.558)

* * *


Yılan hikâyesine dönüşen Ergenekon davası, AKP’nin tek başına iktidara geldiği tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘hukuk  devleti’ olmaktan çıkmakta olduğunun açık   bir göstergesidir.
‘Kanunlara açıkça aykırı’ şekilde elde edilen delillerle, aynen faşist devletlerde olduğu gibi kişiler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 8. maddesine aykırı biçimde aralarında ‘hiçbir bağlantı’ bulunmayan kişiler ve suçlara ilişkin olarak aynı iddianame ile kamu davası açılıyor.
Bazı eşcinsellere, kokuşmuş liberalizmin tetikçiliğini yapan silahşorlara, İkinci Cumhuriyetçilere, emperyalizmin ülkemizdeki tüm uşaklarına bir müjde (!) vermek istiyoruz.
Böyle iktidarlar, ‘Anayasa’ ve ‘yasaları’ hiçe sayarak görev yapan hukukçular olduğu müddetçe, daha pek çok ‘vatansever’ hakkında dava açılır ve pek çok ‘vatan evladı’ cezaevini boylar, sizler de ‘kına geceleri’ düzenlemeye devam edersiniz.
Ama bakalım ‘son gülen’ kim olacak?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş