iktidarın kurt kanunu

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Şu veya bu nedenle onlarca bilim adamı, akademisyen ve gazeteci hapisteyken “ileri demokrasi” den bahsedebilmek, cesur (!) bir iktidarın işi olabilir. Bu söylemlerin kendinden yana taraf olmayanların “bertaraf” olacağını, kendinin görüşlerine “evet” demeyenlerin ise “darbeci” olduğunu ifade edenlerin ağzından çıkması ise hayret vericidir. Muhalif yayın yapan gazeteleri “evinize sokmayın!”, “muhalefet liderleri konuşurken televizyonları kapatın” diyenlerin demokrasinin ilerisini getirmek değil baskının en ağırını yaptıkları açıktır.
Henüz basılmamış kitabı yasaklayan, hatta kitabı “bomba” gibi tarif eden, misyonerlik ile ilgili çalışma yapan bilim adamlarının evlerini bastıran bir iktidarın demokratlık iddiasının abartı olacağı açıktır. Hapishanede tutuklu gazeteciler bakımından Türkiye birinci sıradadır. Türkiye’nin ardından da Çin ve İran gelmektedir.
Saygın düşünce kuruluşu Freedom House’un Türkiye’de “Basın Özgürlüğü” ile ilgili yayınladığı rapor ise her şeyi kanıtlar niteliktedir.
Freedom House’un raporuna göre basın özgürlüğü konusunda Türkiye geçen yıla göre 5 basamak birden gerilemiştir. Basın özgürlüğü listesinde Türkiye, 196 ülke arasında 106’ncı sırada kendisine yer bulabildi. Türkiye bu puanla Mozambik, Haiti ve Burkina Faso gibi ülkelerin gerisinde kaldı. Geçen yıl aynı raporda 101’inci sırada yer alan Türkiye bu yıl 106’ncı sırada “kısmen bağımsız basına” sahip bir ülke olarak yer aldı. Raporda “Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetilen Türkiye’de hükümet, kendi aleyhinde yapılan haberleri engellemeye devam etti” cümlelerine yer verildi.
Özgürlük ve demokrasi konusunda iktidarın durumu ortadadır. İktidar yetkilileri kahramanlık ve başarı konusunda da yeri geldiğinde Osmanlı’yı yani geçmişi örnek göstermektedirler. Ekonomik ve sosyal konularda ise “çılgın projeler” i yani gelecekte yapmayı düşündüklerini kamuoyuyla paylaşmaktadır.
İktidar düne ya da yarına dikkati ve umudu çekerek bugünü halkın gözünden kaçırmaktadır. Bugün Türkiye’de açlık sınırının altında bir gelirle yaşayan yirmi milyonun üstünde insan vardır. On üç milyon insan ise hiçbir geliri olmadığından bugün yeşil kart sahibi olmuştur. Türkiye’nin otuz üç ilinde SGK pirimi ödeyenlerin sayısından daha çok yeşil kart sahibi olan var. Büyük kentlerin varoşlarında insanlık dışı geçim şartlarında yaşamaya çalışan milyonlarca insan var. Belediye ya da devletin gıda yardımı ile yaşamaya çalışan milyonlarca insan var.
Hakkını yemeyelim bugün Türkiye, dolar milyarderlerinin sayısı bakımından da son zamanlarda rekor üstüne rekor kıran bir ülke haline gelmiştir. Durumun özeti şudur: Bir yanda aşırı gelire garkolmuşlar diğer yandan açlık sınırının altında yaşamaya çalışanlar olmak üzere Türkiye bugün iki kısma ayrılmıştır.
Yalnız siyasi kutuplaşma değil aynı zamanda ekonomik kutuplaşmada Türkiye’de had safhaya ulaşmıştır. Kısacası bugünün Türkiye’si boynu bükük olarak vahim şartlar altında yaşamaya çalışanlar ile ensesi kalın ve tuzu kuru olanların yaşadığı bir ülke haline gelmiştir. Ülkede yaşam bazı insanlar için sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Orta sınıf büyük ölçüde çökmüştür. Uygulanan vahşi ekonomik sistem insanları ya tam yoksul ya da aşırı zengin olmaya doğru zorlamaktadır. Ekonomik ve gelir dağılımı bakımından bugün Türkiye’de “kurt kanunu” geçerlidir. Kurtlukta düşmemek esastır, düşenin yenilmesi ise kanundur.
Yaşanabilir bir Türkiye her şeyden daha çok yaşanabilir bir ekonomik düzenin varlığıyla ilişkilidir. Bunun yolu da ekonomide uygulanan kurt kanunlarından ülkeyi kurtarmaktan geçmektedir. Bunun için ekonomide kurt kanunundan başka kanun tanımayan bu iktidardan kurtulmak zorunluluktur. Kurtuluş için 12 Haziran çok önemli bir fırsattır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları