İktidarın muhalefeti protesto ettiği miting

A+A-
Ahmet TAKAN

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine Karadeniz hattı mitinglerini izlemeye gittik. Kılıçdaroğlu, Karadeniz’de ilk mitingi Recep Erdoğan’ın memleketi Rize’de yaptı ama nabzı aktarmak için biz ilk(konaklama) noktamız olan Trabzon’dan başlayalım.
Trabzon’da birinci gündem maddesi her zaman olduğu gibi Trabzonspor. Pazartesi günü Fener maçı var. Muhalefet, iktidarın maç öncesinde Trabzonspor üstünden şehirdeki havayı gerdiği düşüncesinde. İkinci gündem maddesi ise işsizlik. Şehirde dolaştığınızda işsizlik oranının yüzde 17’leri bulduğu konuşuluyor. Siftah etmeden dükkanlarını kapatan esnafın anlattıkları ise gerçekten çok üzücü.
Trabzon’da akşam saatlerinde dolaşınca eski Ankara’ya hatırladım. Kalın bir bulut tabakası çöküyor şehrin üstüne. Bunun adı Karadeniz’in sisi değil, hava kirliliği. AKP’nin önceki seçim vaat ettiği doğal gaz ancak yüzde 27 oranında girebilmiş şehre. Yani; verilen sözler tutulmamış. Bir de Trabzon’u, Dubai, Honkong yapma projesi vardı. Onun da yerinde yeller esiyor henüz. Trabzonlu da yerine getirilmeyen parlak vaatlerle Karadenizli zekasıyla ince ince kafa buluyor.
Seçim sahasında AKP, CHP, MHP kıyasıya yarış içinde. Doğu tarafında Saadet Partisi de yer yer yarışın içinde
Geçelim Rize’ye. Onca senelik meslek hayatımda izlediğim seçim sayısını unuttum ama böylesine hiç şahit olmamıştım. İktidarın muhalefeti protesto ettiği mitinge. Cumhuriyet meydanına girip de Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasına başladığı sırada meydanın arka tarafında Şeyh Cami civarına kalabalık sayıda AKP’lilerin yerleştirildiğini gördüm. AKP taraftarları, polis bariyerleri ile CHP’lilerden ayrılmıştı. AKP’liler Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında sürekli slogan attı. Tayyip Erdoğan posterleri açıldı. Platformda tabloyu izleyen CHP Rize Belediye Başkan adayı Mine Orhan’a sordum. Miting öncesi çok tehdit aldıklarını ifade edip “Provokasyon tehditleri aldık. Mitingi iptal edin yuhalayacağız vs.. daha beterlerini söylediler” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın da bir ara alandan sorumlu emniyet görevlisinden herhangi bir olay çıkmasını önlemek için AKP’li gruba müdahale edilip Tayyip Erdoğan posterlerinin indirtilmesini istedi. Devamlı slogan atıp CHP taraftarlarını tahrik etmeye çalışan AKP’liler sadece poster sallama yerini değiştirdi.Günaydın çok tepkiliydi, “Görüyorsunuz neler olduğunu. Polis görevini yapmıyor” dedi. Rize gibi bir yerde CHP’nin seçim meydanına AKP’li grupların yerleşmesine polisin önceden nasıl müdahale etmediği ve izin verdiği ise cevaplanamayan başka bir soruydu. Zaten AKP’li grubun içinde bir polis panzeri, bir de ekip otosu bulunuyordu.
Rize’nin seçim nabzına gelince...
CHP’nin hanım adayı Mine Orhan İnşaat Mühendisi. Rizelilerin sevdiği bir isim. Bu da meydandaki kalabalıktan belli oldu. Daha önce izlediğim Rize mitinglerine göre bayağı canlı bir kalabalık vardı. Recep Erdoğan’ın memleketinde Saadet Partisi’nden aday olan Mehmet Bekaroğlu ise iktidarın tüm hesaplarını bozmuş durumda. Rizelinin kafası bu yüzden de oldukça karışık. Karadeniz hattında bu yüzden Rize sürprize açık. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Rize’den sonra CHP’nin kalesi Artvin’de de moral bulduğunu söyleyebilirim.

SORU CEVAP...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Rize mitinginin ardından otobüste gazetecilerin sorularını da 
yanıtladı:
--Başbakan’ın Adalet Bakanı’yla yaptığı konuşmalar için ne diyorsunuz?
İtiraf tabii. Ne diyor, mahkum olması lazım diyor. Kullandığı kelime. Bir Başbakan, Adalet Bakanı’na müdahale edip, bunun mahkum olması lazım, beraat etmemesi lazım, bunu nasıl diyebilir. Bütün kararı vermiş oluyor. Daha başka bir şey daha var. Avukatlardan yargıç olarak atadıklarından söz ediliyor. Sayılarının 2 bin olduğu söyleniyor. Bunların çoğu AKP’nin il yönetiminde, ilçe yönetiminde görev alanlar. Bunlar şimdi getirildi hakim yapıldı, adaleti kendi arka bahçesi haline getirmek istiyorlar, bu kabul edilebilir bir şey değil, Ben beklerdim ki Türkiye’de barolar ayağa kalksın. Ne yapıyor bu barolar? Hakimler konuşamıyor, savcılar da konuşamıyor, baroların ağzına bantı kim kapattı. Böyle bir rezalete acaba hangi demokratik bir ülkede tahammül edilebilir. Böyle bir şey olamaz. Gerçekten ben ilk dinlediğimde ürperdim. Böyle bir şey olamaz. Bugün itiraf ediyor ve bunu doğal karşılıyor zaten tuhaf olan da o. O zaman kaldırın mahkemeleri, nasıl olsa kararı o verecek. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bu hırsızlıktan daha ağır bir suç, siyasetçinin hırsızlığından daha ağır bir suç. Çünkü siyasetçiyi yargılayacak olan mahkemeler, kendisine uygun mahkeme götürüyor oraya. Yolsuzluk yapanları aklayacak mahkemeyi oluşturmaya çalışıyor. Adalete olan güven duygusunu yerle bir ediyor. Bunu kabul etmek mümkün değil.
--4 Bakan hakkında fezlekeler gönderildi. Meclis olağanüstü toplanır mı?
Onu bir görüşeceğiz arkadaşlarla, bakalım olağanüstü toplantı gerekir mi?
--Cumhurbaşkanı’nın DDK’yı harekete geçirmesi konusunda bir sonuç bekliyor musunuz?
Hayır, şunu bir sefer görmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanı’nın da görmesi lazım. DDK’nın raporları bağlayıcı değil. DDK’nın elemanları gidecekler bürokrasiden bilgi alacaklar. Bilgiyi kim verecek? Erdoğan’ın isteği üzerine onun isteği kadar bilgi verilecek. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı bilmiyor mu? Biliyor. ‘DDK’yı harekete geçirdim, bakacaklar’... Kendisinin itirafı var. ‘Benim Adalet Bakanı’na talimat vermem kadar doğal ne olabilir’ diyor. Cumhurbaşkanı, DDK’yı harekete geçireceğine, böyle bir adam bu ülkede Başbakanlık koltuğunda oturamaz demesi lazım. Demokrasi düzey kaybediyor. Ülkede demokrasinin olmadığını hepimiz kabul ediyoruz. Anayasanın 138. maddesi çökmüştür diyen Cemil Çiçek’in ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları