İlber Ortaylı'ya selam, vesayete devam

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ellerinde bölücübaşının resmi ve çaputlarıyla askere, polise taş atıp esnafın camlarını kıran kanı bozuk vatan hainlerinin yaptıkları izinsiz gösterilerdeki protestolar demokratik tavır olarak görülürken, tekbir getirip dua eden Alperen gençlerine ise zombi muamelesi yapılması gücüme gitti. Vatanperverliklerinden kimsenin şüphe duyamayacağı ahlak abidesi bu gençlerin Topkapı Sarayı önündeki davranışlarını tasvip etmedim ama malum medyanın toplu olarak yargısız infazına da katlanamam.
Mal bulmuş mağribi gibi üç-beş dakika süren gösterinin üzerine atlayanların tahrikçiliğini sorgulamak lazım. Yazarları arasında küçük yaştaki kıza cinsel tacizde bulunan, devletin kurumlarını düşman ilan eden ve dinden geçinen o malum gazete hadiseyi halen kaşıyor. İşin ilginç yanı söz konusu yobazlar için herhangi hukuki bir yaptırım da yok. Kerbela’da Peygamberimizin torunlarını katleden Yezit ordusunun askerleri gibi din adına herkese saldıranların kirli ellerini temiz Alperen gençlerinin üstünden çekmesi şart. Bu konuda merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile defalarca sohbet etmiş, dikkat ve duyarlılığına hayran olmuştum. Rahmetlinin bu endişelerini helikopter kazası sırasındaki kriz ortamını başarıyla yönetip onun ilke ve ülkülerini takip ederek BBP’ye Genel Başkan olan Yalçın Topçu’nun da hissettiğini biliyorum. Nitekim Topkapı’daki olaydan sonra sanatçı İdil Biret ile iletişim kurarak bütün kesimleri sağduyuya çağıran açıklamalarıyla tansiyonu düşüren Yalçın Topçu, aynı zamanda sorumluluk sahibi Türk milliyetçisi bir aydın olduğunu da kanıtladı.
Aydın kelimesinin arkasına sığınıp Türk milletinin değerlerine saldıran müfteriler yüzünden aydın kelimesini uzun zamandır kullanmamaya çalışıyordum. Türk dünyasındaki karşıtı olan ziyalı kelimesi henüz Türkiye’de oturmadığı ve güzelim aydını hainlere kaptırmamak için aydına devam edeceğim çünkü gerçek aydınlar sorumluluk sahibi entelektüellerdir. Tıpkı Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi. İlber hoca Genel Müdürlüğü’nü başarıyla yaptığı Topkapı’da sanatçı İdil Biret ve Alperen Ocakları Genel Başkanı Abdullah Gürgür’ü buluşturarak işi tatlıya bağladı. İlber hoca sadece tarihçi ve bilim adamı değil devlet adamı olduğunu da kanıtladı. Daha 10 yaşındayken kabiliyeti belli olan ve dünyanın en başarılı piyanisti olan İdil Biret hanımefendi de sadece sanatçı değil sorumluluk sahibi bir aydın, gerçek bir entelektüel olduğunu sergiledi. Ele avuca sığmaz heyecanlı delikanlıların başkanı Abdullah Gürgür’ü de kutluyorum. Muhsin Yazıcıoğlu’nun yolunun yolcusu olduğunu gösterdi. Bu arada Topkapı’daki buluşma için çaba sarf eden Hürriyet Gazetesi yazarı Doğan Hızlan beyefendi ve Zaman Gazetesi’nin eklerinden sorumlu olan Abdullah Kılıç’a da teşekkürü borç sayıyorum.
İşin tatlıya bağlanması, ağızlarının suyu akan tahrikçileri fena üzmüş görünüyor. Suyu bulandırmak için sürekli kaşıma görevlerini itinayla yerine getirenlere pes yani denmez de ne denir.
Bu arada yargıya siyasi baskının nasıl yapıldığı gün yüzüne çıktı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun aldığı karar, günlerdir açıklanmıyor. Kurulun başkanı olan Adalet Bakanı apar topar başbakanlığa koşunca krizin işaretini vermiş oldu. Tayyip Erdoğan ile 5 bakanın acil bir araya gelmesi, bazı hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilme kararına müdahil olduklarına yoruluyor. Bu satırları yazarken Erdoğan’ın topladığı mini zirve dağılmamış, dolayısıyla kurul başkanı olan Adalet Bakanı kararları açıklamamıştı.
Vesayetin ne anlama geldiği bugün daha iyi anlaşılmadı mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş