'İleri demokrasi' mi olağanüstü hal mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Ülkenin 'temel taşlarını' yerinden oynatarak, üzerine kendi kafalarına göre 'yeni bir yapı' inşa etmeye çalışanlar, 'ileri demokrasi' adına attıkları adımların altından çıka çıka 'olağanüstü hal' çıkınca kendileri de şaşırıp kaldılar.

Zîra 'öküzün' ölüp, 'ortaklığın' bozulmasından bu yana, ortalık fena halde karışık.

'Yola çıktıkları' ile 'yolda bıraktıkları' arasındaki yekûn ürkütücü boyutlara ulaşan 'iktidar kayığı' sakinleri çok büyük bir sıkıntı içindedir.

Sandalı bugüne kadar sendelemeden getirişleri sır değil elbette; sıkıştıkça birilerini 'boğazın serin sularına' göndermekten geri kalmadılar.

Millet bu 'sandaldan atmanın' veya 'sandaldan atlamanın' miladını her ne kadar '17-25 Aralık' olarak bilse de, elbette ki bunun evveli de var.

2002 seçimlerinden sonraki kadrolar ile bugünkü kadrolara baktığınızda 'bir avuç mutlu azınlığın' dışında sandalda kimseyi göremezsiniz artık.

Ha, bir de sandala sonrada atlayan 'kırat soylusu', 'kârun heveslisi', 'tuğ meraklısı', 'jöle müptelası' tipler mevcut.

Bir tür 'taze kan' görevi gören ve 'kürek çekmede' mahir olan bu kişiler, iktidar kayığına geçici bir ivme kazandırmıştır.

Fakat onların varlığı 'sandaldan atma' geleneğini asla gizlemeye yetmiyor.

***

"Beraber yürüdük biz bu yollarda" korosundan kimlerin zaman içinde aforoz edildiklerini tekrarlamanın artık bir anlamı yok.

'Abi', 'abla', 'bacı', 'yenge' diye bağırlara basılanların bir anda nasıl 'sokak yosması' muamelesine maruz bırakıldıkları malumunuz.

Keza bir zamanlar 'alim', 'şeyh', 'şıh', 'mele', 'hacı', 'hoca' denilerek el üstünde tutulanların bir sabah nasıl 'dinsiz' ilan edildikleri de artık herkesçe bilinmekte.

Hele birtakım kalem erbapları var ki, iktidar ile ilişkilerine bir türlü akıl sır ermiyor.

Topunu bir araya toplayıp aralarından 'bir adam' çıkartmaya çalışsanız zorlanırsınız.

Ama gerek 'kamu kaynaklarından' gerekse 'yandaş firmalardan' beslenen bu 'hormonlu' kalemler, hakikaten başlı başına bir tez konusu.

Bakınız, şu meşhur  'düzmece davaların' savcıları vardı hani,  tutuklanacaklarını haber alır almaz yurt dışına kaçtılar.

Malum kalemlerden kimler ne övgüler düzmemişti ki bu 'kahraman' zatlar hakkında.

Süreç tersine işlemeye başlayınca tam '180 derecelik' bir dönüş ve vurun abalıya.

Dün 'göklere' çıkardıkları o 'pek muhterem' savcılar ile bugün sövdükleri 'ihanet içerisindeki' savcılar aynı kişiler mi diye insan tereddüt ediyor.

***

Aslına bakarsanız 'akıl hocalarının' öğrettiği, ama 'yüzlerine gözlerine' bulaştırdıkları bir 'üçkağıtçılık', 'gözbağcılık' yönteminden kaynaklanıyor her şey.

Adına 'algı yönetimi' diyorlar.

Çuvalladığınız yerde, 'midelerinden' esir aldığınız çakma akademisyenleri, 'havuz paraları' ile semirttiğiniz kalemşorları, 'lütuf' ve 'ihsan' bahşettiğiniz 'profesyonel' dindarları devreye sokup her şeyi lehinize çevirmeye başlarsınız.

Bir gün önce "Bunu yapan namussuzdur" der, ertesi gün aynı şeyi yapar ve 'pek de bir namuslu adam' gibi toplumun karşısına çıkarsınız.

İnsanların 'duyduklarına' değil de 'gördüklerine' inandıkları tezinden yola çıkarak geliştirilmiş 'bir takım hokkabazlıklar' yönetimidir algı yönetimi.

Bunu Oslo'da, Habur'da, Diyarbakır'da, Dolmabahçe'de ve sair 'çok güzel şeyler olacak' masallarında defalarca yaşadı Türk milleti.

Diyarbakır'da "Kürt meselesini tanıyoruz" diye halay çekenler, Balıkesir'de kürsüye çıktıklarında "Ne Kürt meselesi?" diye gürlediler.

İşin tuhaf yanı toplumdaki 'her iki kişiden' birini de buna inandırmayı başardılar.

Anlayacağınız bu 'algı yönetimi' dedikleri şey, aslında bir tür 'modern' büyü.

Bastır parayı, gör işini.

+  +  +

'İleri demokrasi' diye diye ülkeyi 'olağanüstü hal' eşiğine getiren iktidar sahipleri, 'ölüm-sıtma' denkleminde önlerine konulan 'yeni yol haritasına' uyarlar ise ne ala; aksi halde seyreyleyin siz o zaman gümbürtüyü.

'Ne yalanlar', 'ne desiseler' ile millet yine bildiğiniz ve 'çeyrek asır' boyunca hiç değişmeyen yeni birtakım 'algı operasyonlarına' muhatap olacak.

Her şey 'dananın kuyruğuna' bağlı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş