Ilımlı İslâm-Ilımlı İslâmcılar

A+A-
Arslan TEKİN

Sık telaffuz edilen "ılımlı İslâm" tabiri hakikaten rahatsız edici...

Hristiyanlarda mezhepler için zaman zaman "din" tabiri kullanılır. Sünnî Müslümanlık ile Şiî Müslümanlık arasında derin farklar olmakla beraber, her iki unsur da "İslâm" tabiri içinde yer alır.

Ancak şu olabilir: "Ilımlı İslâmcılar", "radikal İslâmcılar"...

"-cı-ci", tamirci gibi, kapıcı gibi meslek bildiren ektir.

Tamir edenin mesleği tamircilik, kapıcılık edenin mesleği de kapıcılıktır... Örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Dilencilik (dilenicilik) bile bir meslektir!

R. T. Erdoğan, geçen gün konuştu... "İslâm, Allah'tan başka hiçbir gücün kulluğuna izin vermeyerek, insanı özgürleştiren, zincirlerinden kurtaran bir dindir. İslâmın ılımlısı ılımsızı olmaz, İslâm tektir." dedi.

R. T. Erdoğan'ın "tek İslâm" tarifinde kullandığı "kulluk", "güç", "özgürlük", "zincir" tabirleri bir kuşkuyu, bir kaygıyı da gösteriyor. "Kula kulluk" Müslümanlarda! "Güce boyun eğme" Müslümanlarda! "Hürriyetin gaspı" Müslümanlarda! "Fikri zincirleme" Müslümanlarda!.. R. T. Erdoğan ve çevresi samimiyetle, geriye dönüp şöyle bir baksınlar ve iktidar dönemlerini bir bir tahlil etsinler. Sonra, Attila İlhan'ın "hangi?" serisine "İslâmcı" girer mi girmez mi, bir düşünsünler.  

Kur'ân ve Sünnet'i doğru anlar ve doğru yorumlarsan mesele kalmaz.

"Ilımlı İslâm"a dönenler, demek ki, o zamana kadar İslâmı anlamamışlar. Uyguladıkları İslâmî hayatı, "şeriat" kurallarını beğenmemişler, sert ve katı görmüşler, "ılıman"a geçmeye karar vermişler!

"Ilımlı İslâm"a geçtiklerini söyleyenlerin ülkesini bilirim. İçlerinde yaşadım. Aman uzak dursunlar! Ne öyle yönetim, ne öyle İslâm anlayışı olur! Elbette ferdî olarak İslâmı ruhuna sindirmiş, samimî, ihlâslı çok insanla karşılaştım. Ama bütününe baktığınızda, o samimî, ihlâslı insanların eriyip gittiğini görüyorsunuz.

Müsteşrik Bernard Lewis "Modern Türkiye'nin Doğuşu" eserinde, "Jön Türk" dönemini, "Entelektüel ve Kültürel Hareketler" başlığı altında ele alırken "Ilımlı İslâmcılar" tabirini kullanır. "Jön Türk döneminde bu kültürel krize dönük olarak üretil­miş pek çok çözüm arasında iki genel eğilim öne çıkmaktadır: İslamcılar ve Batıcılar. Bunlar arasında son derece geniş bir uz­laşma ve karmaşa alanı vardı. İslamcılar arasında aşırı köktenciler vardı ve onlar için iman ve şeriat bütün hikmetin başı ve sonuydu. Ayrıca onlardan sapılması Türkiye'nin mevcut bütün dertlerinin nedeniydi." dedikten sonra sözü "ılımlı İslamcılar"a getirir:

"Ilımlı İslamcılar ise daha büyük önem taşıyordu. Onların çoğu Batı tarzı eğitim almış, İslam'da belli bir ölçüde reforma ih­tiyaç olduğunu gören ve çaresizce bunun yollarını arayan insanlardı. Bunu İslamiyet'in dini ve kültürel mirasını ya da İslam dünyasının birliğini tehlikeye atmadan yapmaya çalışıyorlardı. Dünyada İslam birliği görüşüne dair ısrarlarında, İslam'ın mo­dern uygarlığa bir engel olmadığı yönündeki hararetli dirençleri ve aslında Avrupa kültürünün kaynağı ve kökünde İslamiyet'in olduğu görüşü vardı ve on dokuzuncu yüzyılın Hintli Müslü­man yazarlarını hatırlatıyorlardı." (8. bs., Arkadaş Yayınları, 2015. s.  317 )

 Biz "bir İslâm" biliriz.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları