Ilımlı İslam meşrulaştırıldı

A+A-
Afet ILGAZ

Mısır’daki muhaliflerin reisi, ılımlı bir İslam rejimini kuracaklarını söylüyor.
Yıllardır laik, dindar, herkes  “İslamın ılımlısı falan olmaz, İslam İslamdır”  diyedursun, bu hiç beklemediğimiz itirafla şaşırdık. Aslında şaşırmamalıyız. Bu itirafın içeriği yanlıştır, birçok yanlışa yol açacaktır; bununla beraber radikal İslam istemeyen ve en doğru rejim olan laiklikten de korkutulan kitlelerin bunu idrakları epey zor olacaktır.
Yıllardır Türkiye’nin laikliğini eleştirdi İslamcı kesim. Devlet laik olmaz, insanlar laik olur dedi. Laikliği İslama karşı ve dine karşı bir şeymiş gibi tarif etti.
Oysa laik rejimde İslam bozulmadan muhafaza edilebilir. İstemeyen bunu benimsemez ama, İslam’ın bozulmasına da böyle çanak tutulmaz.
Bu zat, “aşırılığa yer yok” derken, kadınların bakan, mebus falan olmalarını kastediyormuş ve ona göre ılımlı İslam buymuş. Kadınların bakan, büyükelçi olmasını önleyen İslam mıdır? İran’da bakan ve vekil kadınları ne yapacağız öyleyse. Pakistandaki kadın liderler neyin nesidir? Sen yüzyıllarca İslam’ı yanlış yorumla ve sonra bu yanlışlık üzerine İslam’ı bozarak ve bozulmasına yol açarak, dünyanın ve ahiretin en büyük vebalini yüklen.

***


Bizde ılımlı İslam adına neler yapıldı bir hatırlayın. İslam’ın son din olduğunu beyan eden Kuran ayeti kaldırıldı. İbrahimi dinler adı altında İslam’la diğer dinler arasındaki fark yok sayıldı. Halbuki Atatürk’ün bile bir konuşmasına başlarken söylediği gibi  “dinimiz son dindir, bu yüzden de çok değerlidir.”
Peygamberimizi yok saydılar. Allah’a inanmayı kâfi bir iman sebebi saydılar. Oysa, bununla İslam olunmuyor. İman tamamlanmıyor.
Sonra AB dayatmaları girdi araya. Yasalarla domuz eti kasap dükkanlarımıza girdi. Zina suç olmaktan çıkarıldı.  “Müslüman olmayanlar da cennete girer”  tartışması başlatıldı. Böylece birçok kişinin, İslam’dan başka dinlere kaymasına yol açıldı.
İslamın en kutsal kurumlarından biri olan  “sadaka” , rantçılığın ve dışa bağımlılığın harap ettiği devlet bütçelerini, göstermelik olarak kurtarıcı bir araç olarak kullanıldı.
İslam’da kavmiyetçilik olmadığı halde  “etnik”  ayrımcılık körüklendi. Ülkenin, insanların güvenliği için, refahı ve mutluluğu için güvenilirlik olan  “ülke bütünlüğü” parçalanabilir hale getirildi. Çünkü kavmiyetçiliği dengeleyen  “millet”  kavramı tahrip edildi.
İslamda baş eğmek yoktur;  “küffar” a boğun eğmek yoktur. Bu  “izzet” li duruş değersizleştirildi.
Haçlı işgallerine boyun eğmeyen ve direnen ülkelerde bu direniş kırıldı. İslam kardeşliği denilen o ilke de kırıldı. Ayrılıkları men eden ve birleşmeyi teşvik eden İslam ilkesi ise bozuldu.
Zulüm payidar oldu. Adalet yerle bir edildi.


Atatürk’ün yaptırdığı camiler
İşte şimdi sırası geldi. Laik cumhuriyetin kurucusu olan Atatürk’ün Paris camiinin yapılması için Abdülhamid Han’la birlikte, bu yapıma her sene on bin dolarla iştirak ettiğini biliyor muydunuz? Onun vefatından sonra bu para kesilmiş.
Peki Tokyo camiinin başlatılması ve yapımında Atatürkün katkılarını biliyor muydunuz?
Düzeltme: Pazartesi yazımda  “ağaçlara naylon torba bağladık” cümlesindeki  “ağaç”  kelimesi,  “araç”  olarak yazılmış. Okurlar soruyor. Düzeltiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları