İlk uyduyu yapanlara 'kim' sahip çıkacak?

İsrafil K.KUMBASAR

Devletin yapamadığını, öğrenciler yaptı.
İstanbul Teknik üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’ne bağlı, Uzay Bilimleri Bölümü yüksek lisans öğrencileri, ‘donanımından’, ‘yazılımına’ kadar tamamen ‘yerli’ imkanlarla ürettikleri ‘İTÜpSAT1’ isimli uyduyu uzaya fırlatmayı başardı.
Türkiye’de üretilen ilk yerli uydu için ‘fırlatma’ ücreti de dahil, toplam ‘1.4 milyar dolar’ harcandı.
‘Güneş enerjisi’ile çalışacak olan ‘küp’ şeklindeki uydu, ilk etapta dünyanın ‘kıtasal’ ölçekteki fotoğrafları ile ‘sıcaklık’ve ‘ivmelenme’ bilgilerini, İTÜ’de kurulan yer istasyonuna iletecek.
‘Türklük’gurur ve şuuruna sahip herkesin göğsünü kabartacak olan projeye büyük destek veren İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Fevzi Ünal, şöyle dedi:
- “Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Bu başarı daha büyük uyduların üretilmesi için önümüzü açtı. Nano uydu üretimi için çalışmalarımız hız kazanacak.”
İnşallah öyle olur.

***

Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran iradenin en önemli hedeflerinden birisi ‘bilim’ ve ‘teknolojide’ sıçrama yapıp, ‘çağdaş medeniyeti’ yakalamaktı.
Bu bir ‘devlet politikası’ idi.
Ancak “İstikbal göklerdedir” hedefi, ‘kendi istikballerini’ kurtarma sevdasına kapılan çapsız, beceriksiz, liyakatsız yöneticilerin sayesinde “İstikbal ceplerdedir” travmasına dönüştü.
Nuri Demirağ ve Türk Hava Kurumu tarafından kurulan uçak fabrikaları, sözde müttefiklerin, “Biz size daha ucuza, gerekirse bedavaya veririz.” sözlerine kanılarak kapatıldı.
‘Bedava’, önce ‘ucuz’, aradan çok fazla geçmeden de ‘kazık’ ile yer değişti.
Dün “Daha güçlü bir Türkiye için nasıl yeni kurumlar inşa edebiliriz?” diye estirilen beyin fırtınalarının yerini, bugün “Şurayı nasıl satarız”, “Burayı nasıl kiraya veririz?”, “Orayı nasıl elden çıkarırız?”, “Devletin payını nasıl en aza indiririz?” soruları almaya başladı.

***

Bugün birçok ülke, ‘araştırma’, ‘geliştirme’ faaliyetleri için bütçelerinden ‘yüzde 10’a yakın pay ayırırken, ama Türkiye’de bu oran ne yazık ki ‘binde biri’ dahi geçmiyor.
O para da ‘ıvır-zıvır’ işlere aktarılıyor.
Türkiye’nin geleceği yerli teknolojidedir.
Türkiye ne zaman, ‘kendi teknolojisini’ üretip ‘kendi uydularını’, ‘kendi füzelerini’, ‘kendi silahlarını’ yapabilirse, işte o zaman ‘boyunduruktan’ kurtulup, gerçekten ‘bağımsız’ hale gelecek.
İşte o zaman, iktidar koltuğuna oturmak isteyen siyasetçiler, ‘icazet’ almak için Sam Amca’nın kapısında kuyruğa girmeyecekler.
İşte o zaman, ülkenin gidişatını beğenmeyen askerler, ‘darbe’ yapmak için Sam Amca’nın kapısında hazırola geçmeyecekler.
İşte o zaman Türkiye’nin geleceği Sam Amca tarafından belirlenmeyecek.

***

Dünyanın ilk rasathanesini kurmuş olan Uluğbey’in torunları, yaptıkları uydu ile eğer ellerine imkan verilirse genç beyinlerin neler yapabileceklerini bir kez daha ortaya koydu.
Sam Amca’nın dayattığı ‘7.8 milyar’ dolarlık ‘savunma’ amaçlı füzeler için, doğmamış çocuklarının hesabına ‘borç’ yazmaya kalkışanlar, neden bu gençler için ‘7.8’ milyon dolar kaynak ayıramıyorlar?
Türk milletinin evlatları, yerli uzay sistemi için, değil ‘7.8 milyar doları’, gerekirse boğazlarından kısıp ‘78 milyar doları’ gözden çıkarmaya hazırdır.
Yeter ki ‘yerli’ olsun, ‘milli’ olsun.
‘İpler’ başkasının elinde olmasın.
Korkarız ki büyük bir başarıya imza atan bu genç beyinler de, Türkiye’de uygun bir çalışma ortamı bulamayınca, diğer arkadaşları gibi malum organizatörler tarafından keşfedilerek, dolgun maaşlarla okyanus ötesine ‘göç’ ettirilecek.
Türkiye, yine havagazı alacak.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş