İlker Başbuğ'un milliyetçilik tanımı ABD için geçerli!

A+A-
Arslan BULUT

Daha önce de ele aldığımız gibi millet, milliyet, milliyetçilik konularıyla ilgili dünyada ve Türkiye’de çok bilimsel eser vardır. Bu meseleyi Türkiye’de en iyi aydınlatan bilim adamlarının başında rahmetli İsmâil Hâmi Dânişmend vardır.
17 yaşında iken okuduğum “Türklük Meseleleri” eserinde Dânişmend, şöyle diyor: 
 “Bizde milliyet ölçüsü bazılarına göre ‘ırk’, bazılarına göre ‘kültür’, bazılarına göre ‘vatan’, bazılarına göre ‘Turancılık’, bazılarına göre ‘Anadoluculuk’ ve hatta bazılarına göre ‘vatandaşlık’tır. Dil, ideal ve tarih birliği de bunlara eklenebilir.
Bu ihtilâflara resmî vesikalarda bile tesadüf edilir. (...)
Milliyetin târifi bir siyaset meselesi değil, bir ilim meselesidir. Şahsî ve siyasî mülâhazalarla kurulmuş indî nazariyelerle keyfî târiflerin hiçbir ilmî kıymeti yoktur.”

***

Demek ki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “vatandaşlığa bağlı milliyetçilik”  önermesinin de ilmi bir değeri yoktur. Vatandaşlığa bağlı milliyetçilik, özellikle ABD halklarını bir arada tutabilmek için geliştirilmiştir, ABD için faydalıdır.
Dânişmend, “Türk Milliyetinin tek ve ortak tanımı”nın yapılabileceğini söyler:
“İlim âleminde üzerinde ittifak edilen en son ve objektif tanıma göre millet, herhangi bir esas etrafında toplanmış, dayanışma halinde insan kütlesi demektir.
Etrafında toplanılan bu esas bazen Fransa ve Çin’de olduğu gibi kültür, bazen Slav ve Arap âlemleriyle Romanya’da olduğu gibi dil, bazen ABD’de olduğu gibi vatandaşlık, bazen Avusturya’da olduğu gibi mezhep, bazen da İsviçre’de olduğu gibi vatan kavramından ibaret olabilir.
Bir camianın millet sayılabilmesi için bunlardan herhangi birinin etrafında toplanılmış olması yeterlidir. Bunlardan herhangi biriyle birbirine bağlanmış camiaya millet (nation) ismi verilmesine karşılık bu çeşitli bağların birden fazlası veyahut hepsiyle birden bağlı cemiyetlere de milliyet (nationalite) denilir.
Millet, siyasi ve suni bir oluşum olduğu halde milliyet yahut kavmiyet doğal bir oluşumdur.
Fransa, İsviçre, Belçika gibi milletlere karşılık Macar, Fin, Alman, Lapon Samoyed vesaire gibi efradı arasında çeşitli bağlar bulunan cemiyetlerin her biri milliyet yahut kavmiyet vaziyetindedir.

***

Etnoloji, antropoloji, etnoğrafya, tarih, dilbilim gibi klâsik ilimlerin ittifakıyla sabittir ki milâdın onbirinci asrında Anadolu’yu fethederek bugünkü Türkiye devletini kuran Oğuz Türklüğü, ana Türk ırkının devamından başka bir şey değildir, lisanı da müstakil ana Türk dilinin devamıdır ve kültürü de en eski pastoral kültürüne dayanır, üç tarafı denizlerle çevrilmiş bir yarımada şeklindeki ana vatanının bir coğrafi birliği vardır ve bu çerçeveden dokuz asırlık muhteşem mazisi etrafına da taşıp yayılarak geniş bir tarih birliği meydana getirmiştir.
İşte bundan dolayı, bir ırk birliği, dil birliği, kültür birliği, vatan birliği, din birliği ve muazzam bir tarih birliğiyle birbirine bağlanmış olan Türkiye Türklüğü siyasi ve suni bir millet değil, doğal bir oluşum niteliğine sahip kuvvetli bir milliyettir. 
Bu kuvvetli bağları inkâr ederek, Türklüğü yalnız bir tek milliyet esasına dayanıyor saymakla onu suni ve siyasi bir oluşum gibi göstermiş ve zayıflatmış olacağımızı unutmamalıyız. 
O halde bütün Türk âleminin merkezi ve bugünkü ana yurdunda genel Türk tarihinin varis ve mümessili olan Türk milliyeti, vatandaşlık, vatan, dil, din, ırk, kültür, ideal ve müşterek tarih birliğiyle birbirine bağlı fertlerden mürekkep bir kütledir.”

***

Bu durumu değiştirmek, Genelkurmay Başkanı da olsa, insanların, hatta orduların yapabileceği bir iş değildir. Gumilev’in teorisine göre, “etnosların değişimi, biyosferdeki değişimlere bağlıdır”, o da Yaratan’ın yetkisindedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları