IMF'yi Bodrum'da kafalamak!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Malumunuz aslında memleket derebeylikler konfederasyonu gibidir!.. Biz  “Alçak PKK’ya Cudi’den bir kaya parçası vermemek” için fidan gibi delikanlılarımızı yıllardır toprağa veririz de!..
Memleketin devesini havuduyla götürenler aslında işte o derebeyleridir ve alemin asıl sahipleridirler sanki!.. Cudi ne, İstanbul Boğazı parsel parsel ellerindedir bu hanımların beylerin, bize düşen de sadık köleler olup atıklarından yararlanabilmek üzerinedir!.. (Ama birbirimizi gırtlaklamak gibi sonsuz bir özgürlüğümüz de vardır Allah için!..)
Her ne ise sözümüz şu..
Memleketin bu asıl görüntüsüne uygun olarak, payitaht da iki tanedir!.. Kışlık mekan İstanbul dükalığı, yazlık alan Bodrum batakhanesi!..
Tuzu kurular.. Taksitle tuz kuruttuğuna inananlar ile iş kovalayanlar, yazın kapağı Bodrum’a atarlar malumunuz...
Evet zar zor sözü Bodrum’a getirdik ya, şimdi diyeceğimizi diyelim... Bakın önümüzdeki günlerde bu Bodrum’da ne olacak...
TÜSİAD denilen zenginler kulübü, IMF denilen, zenginlere para veren kulübü Bodrum’da misafir edecekmiş.. Eee, yani zenginin misafri senin neyine ey garip kişi?!.
Yani IMF denilince giren çıkan sonunda bendeniz gibileredir de üzerinize afiyet!..
Yani klasik tanımla Hacivat göz yaparken Karagöz ceremesini çekermiş ya, o hesap!..   
Buna göre, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi 19 Haziran 2009 tarihinde Bodrum’da gerçekleştirilecek. Açılış konuşmaları Babacan, IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç tarafından yapılacak.. Bu arada, bir gün önce bir kokteyl düzenlenecek, burada da Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Ngozi Okonjo-Iweala bir konuşma yapacak.. Ohh işte tam muamele!..

 

Bu IMF ne ayak?!
Bildiğiniz gibi aslında bu memleketin asıl sahipleri ile siyasi iktidar arasında önemli bir itiş kakış var!.. Neden?.. IMF’den alınacak para için!.. Rivayete göre, krema tabaka, yani memleketin efendileri son global krizden sonra sallandılar.. Çünkü paracıkları uluslararası pazarlarda, tefecilerdeydi ve darbelendi.. Zararları için devletin IMF’den kredi almasını, parayı kendilerine pompalamasını istiyorlar(mış) Tayyip de  “vaziyete” Kasımpaşa usulü yanaşıp (nah) diyormuş.. İktidar IMF’den para alma konusunda başka üslupta ama baronlar, kredinin bugüne kadar olduğu gibi gelmesi için ısrarlı!.. Ve hatta bu yüzden zenginler sınıfı, dış ortaklarını devreye sokmuşlar, IMF’nin Türkiye’ye kredi vermesi için ortaya koyduğu şartları kendileri belirlemiş!..
Kabaca anlatımla böyle bir durum söz konusu şimdi..
Bu öpüşün böyle olduğu nereden belli derseniz, bendenize ulaştırılan uzman değerlenedirme-hatırlatmaları da buna işaret ediyor!..
Bakınız şöyle bir seyir hali var...


Arif olan anlar...
2008 yılının 3 Ekim ile 21 Kasım 2008 tarihleri arasında dövizde dalgalanma... Çıkan döviz ile giren döviz bir birini karşılamış ve ekonomide bir kriz olmamıştır.
31 Ekim 2008 tarihinde Güler Sabancı  “IMF ile anlaşma bir zorunluluk”  demiştir.
11 Kasım 2008 tarihinde TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, IMF ile yeni bir anlaşma yapılması gerektiğini söylemiştir.
13 Kasım 2008 tarihinde Moody’s Türkiye için kara tablo çizmiştir. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin IMF ile ihtiyati stand-by anlaşması yerine, stand-by anlaşmasını tercih etmesi gerektiğini bildirmiştir.
14 Kasım 2008 tarihinde uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor’s, Türkiye’nin görünümünü, durağandan, negatife çevirmiştir.
Deutsche Bank açıklaması ve Le Monde’un haberi 30 Ekim 2008 tarihlidir. Bu tarih 2008 yılının 3 Ekim ile 21 Kasım tarihleri arasında dövizde yaşanan ikinci manipülasyonun ortasıdır.
Alman Bankası Deutsche Bank:
 “Türkiye’nin 90 milyar dolara ihtiyacı olabilir.”
Türkiye için yurtdışında da kriz senaryoları tartışması arttı. Türkiye’nin IMF ile ilişkilerinde ’felakete sürüklendiği’ belirtilirken cari açığın yüksekliğinin de önemli bir sorun olduğu kaydediliyor.
30 Ekim 2008, Fransa gazetesi Le Monde:
 “Ankara, gururunu ayaklarının altına alarak IMF’ye çağrıda bulunmalı.” IMF’ye başvurması gerektiğini, 2001 krizi senaryosunu ikinci defa yaşama lüksünün bulunmadığını öne sürerken,  “Türkiye, felakete doğru koşuyor” iddiasında da bulundu.
30 Ekim 2008, İstanbul dükalığı dedik, Bodrum dedik, dışarılardan söz ettik nedir bunlar?..
Bunlar organize işlerdir, fazlasına aklımız ermez!..

Yazarın Diğer Yazıları