İmralı ve Erbil sarkacında DTP ve AKP!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

İmralı’daki hükümlü yıllardır içeriden dışarıdaki terörü bir biçimde yönetiyor. Herkesin bildiği bu gerçeği değiştirmeye hiçbir iktidar teşebbüs etme gereği dahi duymuyor. AB’nin eleştirilerine muhatap olmaktan çekinen iktidarlar, İmralı’daki elebaşının PKK ve DTP üzerindeki etkinliğini sürdürmesine ve terörü organize etmesine resmen göz yummaktadır.
Bunun çok çeşitli nedeni olabilir. Ancak bugün DTP’nin İmralı ve Kandil ile organik bağını sürdürmesi en çok AKP’nin işine geldiğini söylemek mümkündür. Özellikle Güneydoğu’da siyasi partiler arasında kazan-kaybet stratejisi geçerlidir. Bu bölgede bilinen nedenlerden dolayı DTP’nin kaybı, AKP’nin kazancı anlamına gelmektedir. Bu bakımdan DTP’nin marjinal söylem ve eylemlerin odağı olması sağduyu sahibi yurttaşı bu partiden uzaklaştırırken AKP’ye yaklaştırmaktadır. Türkiye partisi olabilmiş bir DTP, yalnız Güneydoğu’da değil birçok metropolde AKP’nin işini güçleştirecekti. O bakımdan DTP’yi Kandil ve İmralı’yla kol kola siyasete biraz da iktidar partisi mecbur bırakmaktadır.
DTP, sırtını Kandil’e dayamış olarak İmralı’ya mesaj göndermekten ibaret marjinal ve akıl dışı bir siyaset izlemektedir. DTP son zamanlarda giderek çok daha yoğun bir biçimde “Kürt sorunu” nu “Öcalan sorununa” indirgemiştir. Böylece seçimlerde şiddetin gücünden yararlanmayı ummaktadır. Başbakan ilk zamanlarda “Kürt sorunu benim sorunumdur” biçiminde bölge insanına yaklaşırken son zamanlarda bu stratejiyi değiştirmiş görünmektedir.
AKP giderek DTP’ye karşı Talabani/Barzani kartını daha fazla kullanmayı tercih etmektedir. Bu stratejinin bir gereği olarak Kuzey Irak’taki Kürt yönetimiyle ilişkilerini sıklaştıran iktidar bunun karşılığı olarak Talabani’den “Kürtler AKP’ye oy versinler” desteğini almıştır. Talabani/Barzani ikilisinin desteğinin şiddetin desteğiyle teçhiz edilmiş olan DTP karşısında yeterli olup olmayacağı belli değildir.
Bu bağlamda düşünüldüğünde son zamanlarda İmralı’daki hükümlüyle ilgili olarak meydana gelen bazı gelişme ve söylemlerin rastlantı olmadığı anlaşılmaktadır.
DTP, Öcalan’ın bir dönem “kılını-tüyünü” kullanarak, bir başka dönem “kötü muamele ve hücre cezasını” bahane ederek şiddeti organize etmiş, çocukları dahi sokaklara dökmüştü. İmralı’nın gözüne girmek için de her fırsatta “Sayın Öcalan” tabirlerini kullanmış ve “Öcalan irademizdir” sloganlarını attırmıştır.
Son gelişmeler ise oldukça ilginçtir. AKP iktidarı, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin terörist Abdullah Öcalan’ı İmralı’da 4 kez ziyaret etmesine izin verdi. Bu komite son ziyarette Abdullah Öcalan’ın psikolojik durumunun kötüye gittiğini tespit etti (!). Böylece komite, Öcalan’ın başka hükümlülerle temasını sağlayacağı bir ortam oluşturulması tavsiyesinde bulundu. Bunu gerekçe yapan AKP iktidarı Öcalan’a arkadaş göndermeye karar verdi. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, İmralı’da 5-6 mahkûmun daha kalacağı yeni bir infaz kurumu yapıldığını açıkladı.Ergenekon’dan içeri alınanların bir buçuk yıl sorgusuz sualsiz içerde tutulmasına ses çıkarmayan iktidarın seçime üç ay kala teröristbaşının psikolojisi için böyle bir karar almasını insan hakları ile ilişkilendirmek mümkün değildir.
Anlaşılan o ki, AKP Kuzey Irak’tan desteği aldıktan sonra İmralı’ya yönelmiştir. Bu arada DTP’lilerin de elleri armut toplamıyor. Onlar da herhalde boş durmuyor. DTP de İmralı’nın gözüne girdikten sonra özellikle Barzani’nin desteğini almak üzere hareket halinde olduğu gözleniyor. Anlaşılan o ki, Türkiye’deki siyasetin bir bölümü İmralı ve Erbil sarkacında salınmaktadır. Siyaset sarkaçtayken şehit ve gazilerin ne halde olduğunu da ne siz sorun ne de biz yazalım!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları