İmralı ya da Ankara; Türkiye nereden yönetiliyor?

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle ömür boyu hapse mahkum bir hükümlü olan Öcalan, “devlet yetkilileri” ile görüşüyor. Terörist başı Öcalan, pervasız bir biçimde TBMM’ye, Güneydoğu’da yaşayan Kürtçe konuşan yurttaşlara, BDP adlı siyasi partiye, Kandil’de üslenmiş terör örgütüne, cemaatlere, diğer terör örgütlerine yönelik telkin, tehdit ve yönlendirmelerde bulunuyor.
Teröristbaşı parti kuruyor, parti kapattırıyor. Kandil/Mahmur’dan bir grup terörist için “gelsinler” diyor. Teröristler geliyor ve “geri gitsinler” diyor onlar da geri gidiyor.
Burada akla ziyan bir çok gelişme yaşanıyor. PKK terör örgütü yaptığı açıklamada, 30 Eylül’de bir ay süreyle eylemsizlik kararını uzattığını açıklıyor. 31 Ekim’de sona erecek olan eylemsizlik kararının son gününde yani 31 Ekim günü İstanbul Taksim’de PKK bir canlı bombayla terörist eylem yaptırıyor. Bunun üzerine Öcalan, İmralı’dan devreye girerek Avrupa üzerinden Kandil’e mesaj gönderiyor. Terör örgütü PKK, bunun üzerine 31 Ekim’de sona eren eylemsizlik sürecini 2011 genel seçimlerine kadar uzattığını açıklıyor.
Ardından Öcalan’ın tehdidi geliyor; “1 Mart’a kadar bir sonuç çıkması lazım. Bu tarihe kadar görüşmeler sonuç verirse, ben buna kutsal barış, büyük barış derim. 1 Mart’a kadar görüşmelerden anlamlı bir barış çıkmazsa ben bu aracılıktan çekilirim” diyor. Ardından hem PKK hem de Öcalan, bazı görüşmeler yapıyor ve bazı şartlar ileri sürerek eylemsizliği seçim sonucuna kadar uzattıklarını açıklıyor.
Bu arada “durumdan vazife çıkaran” Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir, “Silahlı çözüm artık sona erdi” diyor. Bunun üzerine Öcalan, İmralı’dan Baydemir’e “ya istifa ya da öz eleştiri versin” diye talimat gönderiyor. Baydemir birden sessizliğe bürünüyor. Bir süre sonra da Baydemir’in yanına bir çeşit ‘eş Belediye Başkanı’ atandığı kamuoyuna yansıyor.
Teröristbaşı Öcalan, yalnızca “devlet yetkilileri” ile görüşme yapmayı eksik görüyor. Avukatları vasıtasıyla bölgede etkin olan bazı STK’lar ve cemaatlerle “karşılıklı birbirlerini” tanıma temelinde görüşmelerde bulunuyor.
Öcalan hem terör örgütü, hem bölge hem de izlenecek siyaset üzerinde ağırlığını gittikçe artırıyor. Bu bağlamda sözde “statüsüz halka statü talep etmek” amacıyla  “Demokratik özerklik” toplantısı düzenlenmesini istiyor. DTK bu toplantıyı yapıyor ve Türkiye’nin gündemini alt üst ediyor. DTK toplantıları gündeme “iki dil”, “iki bayrak” ,  “Özerk Kürdistan” ve “öz savunma gücü” gibi kavramları sokuyor.
Öte yandan CMK’nın 102. maddesinin Yargıtay yorumu gereği, Hizbullah terör örgütü mensupları hapishaneden çıkıyor. Bunun üzerine Öcalan, “Bu nasıl olur, Diyarbakır’a nasıl yaparlar bunu?” diyerek  “Kongre ve Amed konseyi toplanmalı, meşru savunmayı tartışmalıdır.../...Kürt halkı da öz savunmasını yapmalıdır”  diyor.
İmralı’daki hükümlü Öcalan, bugün Ankara’daki siyasilerden daha çok Türkiye’nin gündemini belirliyor. Bu durumda bize de şu soruyu sormak şart oluyor: Türkiye, gündemiyle İmralı’dan mı Ankara’dan mı, gerçekte nereden yönetiliyor?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları