İnat oylarının getirdiği vaziyet

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Milyarlarca dolarlık ihalelere çöken müteahhitlerin ses kayıtları ortaya çıktı. Hükümetin sesi gazeteye ortak havuz oluşturup trilyonlar aktaranların yüzsüzce sarf ettikleri sözlerden biz utanırken maşallah  haya edip kızarmıyorlar bile. Soner Yalçın dün Sözcü’de ve odatv.’de yazdı. O galiz küfür içeren sözlere soruşturma bile açılmış değil. Her şey ayan beyan ortada iken bu rezilliğe rağmen hükümetten çıt çıkmayışı, yürekli bir savcının  “bu millete sövdürmem” diyemeyişi gelinen hazin noktayı gösteriyor. Bütün bu konuların ana sebebi Nihat Genç’in deyimi ile  “İnat oyları” ndan kaynaklanıyor. Milleti aşağılayan anlayışa isyan ederek olağanüstü sosyolojik tespitleri yazan Genç’in yazısının keşke tamamını bu sütunlarda yayınlayabilseydim. Değerli okuyucularımız önce Soner Yalçın ve Nihat Genç’in yazılarını okuyun. Sonra da memleketin son durumuna göz atıp Hoca fıkrasıyla siyasetimizin de geldiği noktaya göz atıp derdimize mumu yakalım.
Sevgili yurdum, seksen yıldır kurtulamadığın makus talihi yenmek istiyorsan, yalvarıyorum, aralarına girme. Fıkıh, şeriat, mürid, şeyh, ayetler, hadisler, yatak odaları, gizli dinlemeler, ajanlıklar, istihbaratlar,  FBI’lar, İsrailleriyle, saça yapışan sakız gibi çözülmez bir daha ayağa  kalkamaz hale gelsinler.
Sevgili yurdum, bu yolsuzluklar 1960’ta da vardı 70’te de vardı 80’de de vardı 90’da da vardı ve sağcı seçmen inatçı pozisyonunu hiç değiştirmedi, sevgili yurdum, 70’de de gençlerimiz öldürüldü, 80’de de öldürüldü, 90’da da öldürüldü ve birkaç ay önce sokak arasında sopalarla öldürüldü, bu sağcı seçmen gıkını çıkartmadı, kendi adamına bir küçük laf etmedi.
Oysa bir an için Genelkurmay Başkanı’nı terörist diye CHP’nin içeri attığını düşünün, sağcılar Türkiye’de bir tane CHP binasını ayakta bırakır mıydı, bu yolsuzlukları CHP’nin yaptığını düşünün Türkiye’de bir tane CHP tabelası kalır mıydı?
Bu şartlanmış önyargılı içeriksiz seçmeni ‘değiştirmenin’ ve onları tartışan eleştiren sorgulayan sorumlu bir demokrat kültürün içine sokabilmemiz için mutlaka bir büyük ‘trajedi’ yaşamaları şart idi, overlokçu kapımıza kadar geldi, işte büyük bir deprem başlarına çöküyor, bırakın beddualarıyla, ayakkabı kutularıyla kendi mahremlerini dinlemeleriyle altında kalsınlar.
Onlarca yıldır sokaklarda mahkemelerde orda kimse yok mu, hep biz dedik, millet nerde devlet nerde, hep biz bağırdık, bırakalım, rezil rüsvaylık bataklığında boğulurken biraz da onlar nihayet ‘kimse yok mu?’ diye bağırsın.
Hoca mahkemenin kapısına eşeğini bağlamış, içerde de bir yalancı şahit davası görülüyormuş. Kadı cezayı kesmiş, yalancı şahidi kasaba sokaklarında gezdirip teşhir edecekmiş. Kapıya gelip hocadan eşeğini ödünç istemiş, hoca da vermiş.
Gel zaman başka bir vesileyle hoca yine mahkeme kapısında, tesadüfe bakın ki yine bir yalancı şahit davası görülüyor, kadı yine yalancı şahidi eşeğe bindirip sokak sokak teşhir cezası vermiş. Yine hocaya gelmiş, yine eşeğini ödünç istemiş.
Hoca, kadıya, ‘şu yalancı şahitlerine söyle, yalan söylemeden önce yanlarında ihtiyaten bir eşek bulundursunlar’ demiş...
Bu fıkranın başka versiyonunda, kadı yine ısrar eder, hoca, bu sözlerin peşinden, ‘yahu yalancı hırsız gezdirmekten eşek de utanıyor’ der.
Sevgili yurdum, bizler kimsenin ihtiyat eşeği değiliz.
Yalancı hırsız gezdirip teşhir etmekten CHP utanmıyor ama biz çok yorulduk.
Bu yorgunlukla yalancı hırsız gezdirip teşhir etmeye utanmayanlardan sandıkta hesap sorulur mu bilmem. Ama eşek deyip geçmeyelim. Üzerindeki yükü atıp bir çifte ile sahibini devirenlere de tanık olmuşuzdur. İnadın murat olduğunu iddia edenlere duyurulur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş