İnatçı bir sis

A+A-
Altemur KILIÇ

“Sarmış yine afakını bir dûd-ı muannid,
Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezayit”
Tevfik Fikret’in, Abdülhamit istibdat dönemi hakkındaki mısralarının ilk iki satırı... Günümüzün Türkçesiyle: “Ülkenin ufuklarını gene, gittikçe artan, inatçı beyaz zulmet, sarmış”
Bu satırlar, sanki bugünler için yazılmış. Ama bir fark var; o  “inatçı sis” şimdi, hem gittikçe artmakta hem de arasından hiçbir umut ışığı görülmüyor.
Ergenekon -Ümraniye davası- Kürt sorunu-açılımı- ve PKK’nın, bölücülerin, aba altıdan sopalarını göstermeleri bizimkilerin bu aldatmacalara kapılmaları, Ermenistan kapısının açılması... Arkasından gelecek Yunan-Rum iddia ve talepleri. T.C.’nin,  (Atatürk dönemi dâhil)  “Faşizan devlet”  olduğu iddiaları ülkemizin ufuklarını karartıyor.  “Sis” beyaz değil kap kara!  Toplumun kafası karma karışık ve bilinçli olarak, karıştırılmakta. Sözde “aydın birileri” Yüksek Okullara, Polis akademisine, “özenle” ve “özellikle” yerleştirilmiş öğretim üyeleri, ülkeyi emanet edeceğimiz gençlerin beyinlerini yıkamaktalar. 
Erdoğan’ın, Başbakanı olduğu Atatürk’ün kurduğu devlete  “faşizan” demesi sadece kendi buluşu değil... Bir süredir bu ve benzer iddialar sözde aydın yazarlar tarafından malum gazetelerde, dergilerde yer alıyor. Bu yalanlara şimdi bir de,  “Kurtuluş Savaşının” , emperyalizme karşı bir savaş olmayıp, Yunanlılara karşı mahalli bir savaş olduğu iddiası katıldı. Neden? Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının başarılarını küçümsemek, küçümsetmek için! Ordunun etkisini azaltmakta başarılı oluyorlar akılları sıra...
Bunlarla uğraşmak, cevap vermek,  “abesle iştigal” diyeceksiniz, ama hiç öyle değil... Ülke üzerine çökertilen kara sisin kara bulutların parçaları. İzler bırakıyor!

Kongar
Emre Kongar, “Neofaşizm-Yanlış Tarih Tezleri”  başlıklı yazısında, “faşizanlık”  iddialarını özetlemiş; Başbakana ve akıl hocalarına göre; Osmanlı’daki ve Cumhuriyet dönemindeki Türkçülük eğilimleri faşizandır... Cumhuriyetin, bir tarım imparatorluğundan bir ulus devlet yaratan devrimi faşizmdir... Lozan, tarihin en büyük toprak kaybını tescil eden bir antlaşmadır. Kurtuluş Savaşı antiemperyalist bir savaş değil, basit bir Türk-Yunan muharebesidir... Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilere uyguladığı zorunlu göç, (tehcir) bir soykırımıdır!
Ve Kongar şöyle diyor: “Bu tezlerin ortak yanlışı, değerlendirmelerin yapıldığı zamanın toplumsal ve siyasal koşullarıyla, uluslararası konjonktürün dikkate almamasıdır. Yani, bugün köşe ve kürsülerinde, rahat oturan sözde aydınların ahkâm kesmeleridir!”

Kıbrıs
Bazılarına göre 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı da “faşizan” istilacı bir hareket idi. Kıbrıs topraklarının bir kısmı, haksız olarak işgal edilmişmiş!
 KKTC Cumhurbaşkanlığını bugün fuzuli işgal eden, “İşbirlikçi” Mehmet Ali Talat  “Tam zamanıdır; bu toprakların bir kısmından vazgeçmeliyiz” yani  “verip kurtulmalıyız”  diyor
Talat eski bir Rum işbirlikçisidir. Cumhurbaşkanı olmadan önce aynı iddiaları, Rumlarla sözbirliğiyle yapıyordu.
Şimdi, bunları hem de resmen söylemek, Rumlara toprak vermek cesaretini nereden buluyor? Günümüzün modası  “Barışçı Çözüm” olduğu için ve ülkeyi saran sisli havada, bunun bazıları ve iktidar tarafından yadırgamayacağını, tepki görmeyeceğini bildiği için...
AKP iktidarı da,  “AB bizim canımız, ABD memnun olsun; Kıbrıs’ın toprakları feda olsun!”  der, yalakaları alkış tutarlarsa, hiç şaşmayın!
Talat ve bilumum yalakaları; Türkler-Türk Ordusu o toprakları kolay almadı ki, siz şimdi bol keseden vaz geçeceksiniz!
Ben, KKTC’nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın,  “fuzuli şagil”  Talat’a haddini bildirmesini ve asıl Kıbrıs Türklerinin feveran ermelerini bekliyorum...

NOT:
Görebildiğim kadar, Talat’ın bu manşetlik haberi, Yeniçağ’dan başka gezetelerde, küçük bir haber olarak bile yer almadı... Hatta, Kıbrıs mücadelesinin öncülüğünü yapan Hürriyet gazetesinde bile!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları