İncinmek ve incitmek...

Ahmet SEVGİ

Bundan birkaç yıl önceydi; “Kırmaya ve Kırılmaya Dair” başlıklı bir yazı yazıyordum. Her zaman olduğu gibi radyo açık, kulağım radyoda, gözüm de önümdeki kâğıtta... İster tesadüf deyin ister tevâfuk, program yapımcısı bayan benim ilk defa duyduğum “incitmek ve incinmek” le ilgili bir dörtlük okudu ama bir anda hâfızaya almam ne mümkün? Sağa sola sordum, internetten araştırdım fakat o dörtlüğe bir türlü ulaşamadım. Bulup makalemde kullanabilseydim eminim dörtlük tam yerini bulacaktı, nasip değilmiş...
İşte o makaleden bir parça:
“İnsan taştan sert, gülden nâziktir. Yani o kırmaya ve kırılmaya müsait bir yapıya sahiptir. Özellikle taş yürekli kişiler kırıcıdırlar. Hatır gönül bilmezler. Gül tabiatlı zevât ise, değil hemcinslerini, karıncayı bile incitmekten kaçınırlar. İsterler ki insanlar ne kırsın, ne de kırılsın. Esasen yaratılışın gayesi de budur.
Taş kalplilerin aksine, gönül erlerinin ’incinsen de incitme’ilkesini şiar edinmiş oldukları görülür. ’İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı’düsturu gereğince onlar taş atana gül atmayı büyüklük nişanı kabul ederler.” (Yüzakı, Ocak 2006)
Makale yayımlandı, ben de meseleyi unutup gitmiştim. Bir gün berberde tıraş olurken sayfaları hüsnühatla tezyin edilmiş duvar takvimleri dikkatimi çekti. İnceledim, bir de ne göreyim, günlerce arayıp bulamadığım dörtlük orada:

Âşık der incitenden
İncinme incitenden
Kemâlde noksan imiş
İncinen incitenden.

Berbere “Fotokopisini alabilir miyim?” dedim. O da “Lafı mı olur hocam, takvim size hediyemiz olsun” dedi. Renkli fotokopide büyültüp Fakülte’deki odama, herkesin kolayca görebileceği bir yere astım. Misafirlerimin çoğunun dikkatini çekiyor. Bazıları “Yani şimdi inciten incinenden daha mı makbul oluyor? Öyle şey olur mu?” derken, az da olsa “Oooo!.. Ne kadar güzel!.. Demek ki olgunluk terazisinde tartıldığında incinen incitenden daha hafif geliyormuş” diyenler de çıkıyor.
Benim açımdan Alvarlı Efe Hazretlerinin bu prensibi, Hacı Bektaş Hazretlerinin “İncinsen de incitme” ilkesinden bir adım daha ileridir ve gayet tabii yeni bir medeniyet anlayışını temsil eder.
Hâlis inancım bu olmasına rağmen, ne yalan söyleyeyim ara sıra “İncitenlere tepki vermemek ne kadar doğru? Keşke bu dörtlükle karşılaşmamış olsaydım” dediğim zamanlar da olmuyor değil. Lakin siz siz olun nefsinizi bastırarak, değil incitmek, “incinsen de incitme” ilkesini de aşarak “olgunluk terazisinde tartıldığında incinenin incitenden daha hafif geleceği” şuuruna ermeye çalışın!.. Kolay bir iş olmadığını biliyorum, fakat unutmayın ki gerçek mutluluk ancak zoru başarmakla yaşanır...

Âşık der incitenden
İncinme incitenden
Kemâlde noksan imiş
İncinen incitenden.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş