İngiliz işgalciler bile bu kadar tutuklamadı

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yüzbaşı Barış Yurtseven, Ankara’dan tayin edildiği Hakkari’ye yeni gelmişti. Sivil elbiseli olarak Yüksekova’dan yeni görev yeri Şemdinli’ye kendi imkanlarıyla gidecekti. Yüksekova’da bir eczaneye girip ilaç aldı. Malumunuz reçeteler için kimlik isteniyor. Barış Yüzbaşı mecburen kimliğini gösterdi. İlaçları alıp çıktı. Aradan 10-15 dakika geçmeden uzaktan kumandalı bombanın patlaması ile havaya uçtu. Oradan gelip geçmekte olanlar yerde kıvranan Yurtseven’i uzaktan seyretmekle yetindiler. Kanlar içinde kıvranırken cankurtaran aracı yarım saat sonra gelebildi. Tıpkı geçtiğimiz hafta Şemdinli’de yol ortasında vurularak şehit edilen uzman çavuş olayında olduğu gibi görgü tanığı bile yoktu kayıtlarda. Telefon dinlemesi, kimin ihbar ettiği, hangi ellerin tetiğe dokunup, bombayı patlattığına dair istihbarat raporu yoktu. Barış Yüzbaşı tıpkı Türkiye Cumhuriyet’i gibi yaralı, yerde kıvranıyordu. Beş gün tutunabildi hayata. Ölmedi, şehit oldu hastanede. Acı ile kıvranan Türkiye Cumhuriyeti bölünmesin, yıkılmasın diye şehadet şerbetini içti. Binlerce silah arkadaşı gibi...
Öte yandan gazete manşetlerine 2007’de cereyan ettiği iddia edilen bir dinleme kaydı yansıdı. Batman’dan kalkan Heron’ların PKK’ya büyük zayiat verdiğini uçaktan gören pilot üsteğmen, Ankara Kızılay semalarında uçağı sağa çekerek ankesörlü telefondan Yarbay’a, “Ya çekin Heronları, ya düşürün” emri vermiş. Telefonu dinleyen MİT de durumu Genelkurmay’a bildirmiş. Üsteğmen kim, Yarbay kim, belli değil. Ses analizi ile kimlikleri belli olamazmış. İhanete bakın hele... MİT bunu nasıl da yakalamış. Ama aynı MİT, Barış Yüzbaşı’yı örgüte bildiren eczacının, uzman çavuşun vurulduğu yerin telefonlarını nedense tespit edemiyor. Ama işgüzarlıkta rekor kıranlar böylesi dandik ihbarların peşine koşarak komaya girmiş, can çekişmekte olan memleket için cankurtaran çağırmıyor.
Gelelim Balyoz davasına. 52’si general 102 subay için yakalama kararının çıkarılmasına zil takıp oynayanlar var. İstanbul’u işgal eden İngiliz ordusu bile bu kadar general ve subayı tutuklamamıştı. Malta’ya sürgün edilenlerin sayısı Hasdal’ın, Silivri’nin yanında devede kulak. Sevr Antlaşmasının şartlarından biri de silahların toplanarak ordunun terhis edilmesi değil miydi? “Bari terhis edin Orduyu...” Hayır bilmem kaç bin kişilik yeni ordu kurma projeniz varken YAŞ’ı falan da iptal edip, toptan terhis edin orduyu.
Dinlemeye takılan her şey gazete manşetlerinde. Daha Beşiktaş Adliyesi’nden tutuklama kararı imzalanmadan malum kanallar canlı yayında okuyordu isimleri. Bu dinleme tabii ki terörle mücadele adına haber bültenlerine yansımaz. Maksat nasıl olsa hasıl olmuştur. Terörle mücadele edenler içeride, teröristler fing atıyor. Yani taşlar, sopalar bağlı, köpekler serbest. Böyle köye can kurban...
Zamanlama da ilginç... 12 Eylül darbesinden beslenenler, 12 Eylül’ün acılarından hesap sorma adına pervasızca mücadele ediyor. Generallerin tutuklanma kararını 12 Eylül’den hesap sorma olarak yorumlayanlar dolaşıyor etrafta.
Tutuklama kararı çıkarılanların listesini koyun önünüze. Yüzde doksanı terör örgütünün canına okuyan personelden oluşuyor. Mevzideki generalleri, subayları alıp içeri tıkarsanız geride kalanlar ne yapar? Başsız, komutansız ordu bozguna uğrar. Savaş alanında, dağda yenemedikleri Türk ordusunu hangi düşmanın bozguna uğratmak istediğinin cevabı belli değil mi?
Yarın Barış Yüzbaşı’nın cenazesini yazacağım. Hani Türkiye Cumhuriyeti bölünüp parçalanmasın diye yerde yaralı olarak kıvranıp yatan Barış’ın.. Adına, soyadına kurban olduğum Barış Yurtseven’in...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları