İngiliz Parlamentosu’nda...

A+A-
Rauf DENKTAŞ

16 Kasım 2010’da, İngiliz Parlamentosu’nda Kıbrıs meselesi konuşuldu. Konuyu gündeme aldırtmış olan, İşçi Partisi Milletvekili Jim Sheridan açış konuşmasında “36 yıllık Kıbrıs meselesinin halledilmemiş” olduğuna parmak basmakla, Kıbrıs meselesinin “Türk işgali” ile başladığı yalanının arkasına saklanan Rum muhiplerinden olduğu derhal meydana çıkmış oldu. Jim Sheridan, Hristofyas’ı barışçı yaklaşımı için kutlarken, Türk tarafını, özellikle mal-mülk konusunda uzlaşmazlıkla suçlamaktadır. Türkiye’ye “görüşmeleri ciddiye al” çağrısı yapmaktadır. Kıbrıs’ta 40 bin Türk askeri varmış, ‘Ek Protokol’ uygulanmıyormuş; Türklerin ambargo altında oldukları yalanmış, 60 bin Türk, AB’den istifade için, Kıbrıs pasaportu almış, her gün 10 bin Türk Güney’e geçerek ürünlerini Güney’de satabiliyor ve istedikleri takdirde Güney’deki limanlardan ihracat yapabiliyorlarmış. Rum kayıplarının ailelerini görmüşler, Türkiye’ye bunların akıbetinin belirlenmesinde yardımcı olma çağrısı yapılıyor. “1400 kayıp var hepsi Rum” deniyor: Türk kayıplardan, 1963-1974 yıllarından, Akritas Planından, Rum tarafının sahte Kıbrıs Hükümeti unvanı altında yaptıklarından, ses yok! Baş papazın kiliselerle ilgili şikayetine yer verilmiş. 500 kiliseyi Türkiye mahvetmiş. Türk tarafına yapılan zarar-ziyandan haber yok! Sheridan, Rum mezarlıklarının harabiyetini görmüş. 103 köyde Türklüğün yok edildiğinden haberi yok, fakat Maraş’ı unutmuyor. Sheridan, İngiltere’nin garantörlüğünü hatırlıyor ve Kıbrıs’ın bağımsızlığını, egemenliğini Rumların, Enosis sehpasında idam ettiklerini, unutarak, Türkiye’ye karşı, bunları korumakla yükümlüyüz diyebiliyor.


Uyurgezer halde miyiz?
Oturumda konuşan İşçi Partisi ve Muhafazakarlardan milletvekilleri, “36 yıllık Kıbrıs meselesini” Rumların penceresinden bakarak konuşuyorlar. Neden? Çünkü, bunların her birine, Londra’daki temsilcilikten, söylediklerinin tek yanlı olduğunu anlatan, Kıbrıs meselesinin geçmişini duyuran cevaplar, belgeler, broşürler, resimler gönderilmiyor. Buradan, Dışişleri, Başbakan, Cumhurbaşkanı bu tek yanlı saldırılar karşısında İngiliz makamlarına öfkelerini, üzüntülerini halkın da göreceği ve destekleyeceği şekilde, duyurmuyorlar. Uyur-gezer halde miyiz?
İngiltere’deki kardeşlerimiz ve onların örgütleri bu konularda  ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak bu yeterli değildir. Her saldırıya karşı, kesin şekilde müdafaamız her seviyede yapılmalıdır.
Rum liderliği “atı almış, hedefe varmış” gibi davranıyor. Her ülke “Kıbrıs Devletinin varlığını ve bu devletin meşru hükümetini” tanımış. Neden? ABD-İngiltere o günkü Sovyetler nedeniyle BM Güvenlik Konseyi’nin yanlış bir kararı yüzünden! Bunun yanlışlığını, haksızlığını savunmamız müdafaamızın esası olmalıdır. Bu konuda Türk basınının, Türk Hükümeti ile TC-KKTC barolarının, KKTC-TC insan hakları kuruluşlarının el ele vererek uluslararası karşıtlarını devamlı surette aydınlatmaları gerekir. “Atı alan Üsküdar’ı geçmeden” uyanmamız gerekir. “Dünya bizi anlıyor, bir adım öndeyiz” diyerek kendi kendimizi kandırmanın hiçbir anlamı ve yararı yoktur. İnanmayan, İngiliz Parlamentosu’ndaki görüşme tutanaklarına bir baksın!

Yazarın Diğer Yazıları