İnsan ve şiir...

Ahmet SEVGİ

“İnsan nedir?” sorusuna değişik açılardan bakılarak farklı cevaplar verilebilir. Ancak, bana sorarsanız insan bir duygular yumağıdır. Sevmeyen, acı çekmeyen, ağlamayan, üzülmeyen, nefret etmeyen, hayran olmayan, gurur duymayan ve nihayet hayal kırıklığı yaşamayan insan var mıdır?.. Bütün bu duygular -ister iyimserlik eseri olsun ister kötümserlik- paylaşılmak ister. Aksi halde sahiplerini yanlış yollara sevk edebilir.
Her insan duygularını seslendiremez. Yunus’un: “Bir ben vardır bende benden içeri” mısrası ile işaret ettiği içimizdeki “ben” in duyduğu sevinç ve acıları çok defa -hissetsek bile- dillendiremeyiz. Sürekli bastırılan, bir ifade kalıbı bulup şuuraltı karanlıklarından insan arasına çıkamayan bu duyguların kişileri nerelere sürükleyeceği belli olmaz. İnsanlar niye bunalıma giriyorlar?..
Duyguları en güzel terennüm eden şüphesiz ki şairlerdir. Sevindiğimiz yahut üzüldüğümüz anlarda içli bir şarkı mırıldanmamız veya bir türkü tutturmamız boşuna değildir.
Vatana ve millete hizmetten başka bir düşünceniz olmadığı halde bazı art niyetli çevrelerce medyatik linçe mi tabi tutuluyorsunuz? Ziya Paşa’nın aşağıdaki beytini okumanızı tavsiye ederim. O zaman, yalnız olmadığınızı, yani sizden önce de devlete sadakat dışında bir endişe taşımayan daha nice vatansever zevatın aynı akıbete uğramış olduğunu görecek ve mütesellî olacaksınız:
“Derde uğrar, kim sadakat etse elbet devlete//İstikâmet mahz-ı cinnettir bu mülk ü millete...”
İnsanoğlunu üzen sadece takdir beklerken tahkire maruz kalmak değildir. Bazen dostlar tarafından hesaba alınmamak ve yok sayılmak da vardır. Böyle durumlarda da imdadınıza Nedim yetişecektir:
“Zâhirde eğerçi cümleden ednâyız//Erbâb-ı nazar yanında lîk âlâyız//Saymazsa hesâba nola ahbâb bizi//Biz zümre-i şâirânda müstesnâyız.”
Peki, ya beşerin en eski rûhî hastalıklarından biri olan kıskançlıklara ne demeli? Mutluluğu başkalarının felaketinde arayan bu zavallıları görüp de üzülmemek mümkün mü?.. Bence boşuna canınızı sıkmanıza gerek yok. Şairin bu konudaki hükmü kesin:
“Gökten âb-ı hayat yağsa yine meyve vermez söğüt// Kıskançlara Peygamber de verse fayda etmez öğüt.” (Li-müellifihî)
Tabii, sizi kahreden her zaman fertler değildir. Gidişat da sizi rahatsız edebilir. Göz göre göre toplumun uçuruma doğru hızla ilerlemekte olduğunu görür ve çaresizlikten kendi kendinizi yemeye başladığınızda yardımınıza yine şairler koşacaktır:
 “Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader//Aldırma, böyle gelmiş bu dünya böyle gider.”
Kısacası; insan duygusal bir şahsiyettir. Özellikle karamsar duygularımızı paylaşmanın yollarını aramalıyız. Şairler ne güne duruyor?..  Aksi halde  “Demiri nem, insanı gam çürütür” kavlince bu karamsar duygular bizleri zehirleyebilir. Bana kalırsa Enderunlu Vâsıf’ın şu beyti dillerden düşürülmemeli:
“Mihneti kendine zevk etmedir âlemde hüner//Gam u şâdî-i felek böyle gelir böyle gider...”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş