İnsanı önemsemiyoruz...

A+A-
Ahmet GÜRSOY

             Biliyor musunuz? Sıradanlaştırdık şehitlik meselesini. Güncelin önemli bir kısmını değil, küçük bir kısmını oluşturmaya başladı. Ve en kötüsü de nedir biliyor musunuz?

Biz, insanı önemsemiyoruz.

Acaba toplulukçu kültürün çocukları olmamızın bir sonucu mu; yoksa, yıllardır süren terörün hepimizi alıştırdığı bir sonuç mu?

Belli değil.

Ne deniyor helikopter kazası için?

Erken uyarı cihazları ihale edildi ama henüz helikopterlere takılmadı.

Başka?

Helikopterlerin üzerinde uçtuğu coğrafyadaki enerji nakil hatlarına uyarıcı toplar ve işaretler konulmadı.

Doğru mu?

Bilmiyorum..

Ancak mümkün olma ihtimali yüksek. Çünkü benim ülkemde insan kavramının karşılığı birey düzeyinde hiçbir anlam ifade etmiyor.

İşte toplulukçu kültür bu.

Sen değil, siz önemlisiniz.

Tek tek her birimiz değil, askerler, polisler, öğretmenler, gazeteciler önemli..

Kişi yerine çokluk.

Diyeceksiniz ki kazanın nedeni bu mu? Elbette bu değil. Ama bu bir bakış açısıdır.

Zihniyettir.

Tek tek insanı önemsemediniz mi kişi anlamsızlaşır.

Mesela bakın, geçenlerde, Partili Cumhurbaşkanımız bir konuşmasında şehitleri kast ederek, şöyle dedi: "Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu, bu şekilde devam ediyor."

Bu hatalı bir bakış..

Elbette Cumhurbaşkanı verilen şehitleri önemsiyor ama olaylara, sayısal bir materyal olarak toptancı bakıyor. Bu hoş bir anlatım biçimi değil. Her kim böyle bir metni Cumhurbaşkanının önüne yazıp koyduysa yanlış yapmıştır.

Meseleye millî baktığımızda, millî evimizden -ki o ev ülkedir- bir evladımız eksilmiş diye düşünürüz. Millî ocağımızı tüttüren her bir evladımız, ister helikopter kazasında, isterse cephede vuruşurken şehit olsun, bizim için değerlidir. Değerli olan bir şey, değersiz olanla kıyaslanamaz. Bu durumda, bir ya da yüz teröristle bir tek şehit de kıyaslanamaz.

                Millî bakış budur.

Şimdi..

13 değerli vatan evladını küçük bir ihmal sebebiyle kayıp etmek, millî bakan herkesi derinden üzer. Çünkü kayıpların her biri ülkenin evladıdır, eksikliği ülkenin eksiği, kaybı da ülkenin kaybıdır.

Öyle ise?

Ülkeyi yönetenler, sorumluluk bilincini en yüksek düzeyde açık tutmak zorundadır.

Elektrik tellerine takılarak ordunun önemli kadrolarını şehit vermek, -eğer öyle ise- büyük bir yönetim zafiyetidir. Sorumluluk yoksunluğudur. Öyle ki, telafisi olmayan bir yükümlülük taşımaktadır.

Türkiye, böyle bir sorumsuzluğu hak etmiyor. Eğer öyle ise, bunun bir karşılığı mutlaka olmalıdır.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları