İnsanlık krizi!

Özcan YENİÇERİ

DTP’li Tuğluk “Başkaldırıya kalkmış halk özgürlüğünü istiyor” diyor. PKK da haince halka karşı bombalı tuzaklar kurmaya devam ediyor. Terör, kriz, işsizlik, yolsuzluk derken borsa dip, dolar tavan yapıyor. Bütün bunlar arasında yaşanan insani ve toplumsal sefalet gözden kaçıyor. Terör ve krizi bir yana bırakırsak Türkiye’de gerçekte bir insani krizin ayak sesleri de duyulmaya başlamıştır. Bu ülkenin kentlerinde “olamaz” denilen birçok olay olağan hale gelmiş, akla gelmez denilen birçok şey de giderek daha çok başa gelmeye başlamıştır.
Gündelik hayatta yaşananlar; toplumsal krizin, ekonomik krizden daha öncelikli hale geldiğini göstermektedir. Meydana gelen olaylar, toplumun sağlığı konusunda haklı kuşkular yaratacak kadar önemlidir. Bu kuşkuya olayların sayısal olarak çokluğu değil, iğrenç içeriği neden olmaktadır. Bunları niçin yazdığımızı, sıradan bir gazetenin sayfalarını çeviren herkes görebilir. Tablo düşündürücüdür.


Vahim manzara!
Gazetelere düşen bir günlük iğrençlikler arasında şunlar var:
-Kadının birisi, eşi için genç bir kızı kocasıyla birlikte kaçırmaya kalkışmış. Bir başka adam yeni eşinin üvey kızını kaçırıp, onunla evlenerek kayıplara karışmış!
-Yetmişaltı yaşında yatalak kadına tecavüz eden kudurmuş bir sapık bir de geri dönüp tecavüz ettiği kadının elini öpmüş!
-Motosikletli ve kasklı sapık birçok çocuğa cinsel tacizde bulunmuş. Hem de adam eğitimli, ödüllü ve üstüne üstlük bir de sanatçı! Çocuk tecavüzcüsü bu sapık, Devlet Opera ve Balesi’nin ödüllü tenoruymuş. Bu yurdun insanının söyledikleri insanın tüylerini diken diken edecek
türden.
Sapığa küçük çocuklara neden tecavüz ettiği türünden sorulan bir soruya; arsız ve hayasız bir biçimde “nasılsa kadın olacaklardı!” diyerek cevap vermiş. Ardından da “Bir kadını elde etmek için ya cinsel cazibe ya para ya da kariyer gerekiyor. Bunların hepsi bende var” diye bir de böbürlenmiş. Adam adeta “kadın elde etme” ve tecavüzü hayatının amacı olarak belirlemiş! 
-Bir başka psikopat, işlenmedik suç bırakmayan bir robottur: Önce uçak kaçırma, gasp ve hırsızlık gibi suçlardan hapse girmiş ve 13 yıl hapiste yatmış. Ardından da afla cezaevinden çıkarak aynen kaldığı yerden suç işlemeye devam etmiş. Bir çete kurmuş. Önce yoksul ve sahipsiz insanları kaçırmış. Ardından da haraç almak için bazı işadamlarını kaçırmış. İşadamlarının gözünü korkutmak için, onların gözünün önünde daha önce kaçırdığı insanların boğazını keserek öldürmüş. Kaçırdığı insanlara “Para vermezseniz sizi de böyle öldürürüz” diye kendince mesaj vermekteymiş.
Bu olayları önemli kılan, alışılmadık türden olmaları değil giderek yaygınlaşmış olmalarıdır. Bu nedenle olanlar, gözünü şehvet ya da para bürümüş olan sapkın canilere özgü münferit vaka olarak görülemez. Bu insanlık dışı suçları işleyenlerin yaptıklarından pişmanlık duymadıkları, tam tersine bazılarının yaptıklarından gurur duydukları da görülmektedir.
Fromm, toplumlarda görülen “akıl dengesizliği”nin, peşinde koşulan amaçları ve yaşama biçimini tartışma konusu yapması gerektiğinden söz eder. Burada insanı, bireysel amaçlarının, tatminsizliğinin ve sadist duygularının aracı olarak gören bir algı söz konusudur. Bu algı sahipleri, insanlara çektirdikleri acıları, taşlaşmış bir vicdanın ürettiği umursamazlık içinde doğal görürler. Daha da tehlikelisi toplumda bu tür olayların giderek daha az rahatsız edici, daha az tiksinti verici ve nefret uyandırıcı olarak görülmeye başlamasıdır. Bu nedenle sapkın davranışlı bireyleri ve eylemlerinden daha çok bu davranışları üreten toplumsal ilişki ve iklimleri tartışmak gerekir. Hasta insan, her şeyden daha çok hastalıklı toplumun ürünüdür.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş