İntak-ı hak ve “Selek-tif” adalet

A+A-
Altemur KILIÇ

İntak-ı hak, yani hakkın, adaletin yerini bulması... Aradan 12 yıl geçse de, adaletin değirmeni yavaş işlese de, bazen sonunda hak yerini buluyor.
9 Temmuz 1998 günü Mısır Çarşısı’ndaki patlamada yedi kişi öldü, 127 kişi yaralandı. İlk gün gazetelerde patlamanın tüp patlamasından kaynaklandığı yazıldı, ama Emniyet iyi çalıştı ve patlamanın kaynağının  PKK’nın taşeronu bir örgütün üyesi, Pınar Selek’in “güya sanat, incik- boncuk” atölyesinde imal ettiği TNT bombasından kaynaklandığını delillere istinaden kanıtlamıştı. Ancak, Pınar’ın babası, solcu avukat Alp Selek’in gayretleriyle uzun bir yargı-Yargıtay süreci devam etti... İşte şimdi bu “süreç” temyizi kabil olmamacasına noktalanmıştır:  Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Mısır Çarşısı davasında beraat kararını bozarak,  son hükmü verdi: Pınar Selek, Mısır Çarşısı bombasını, Abdülmecit Öztürk adlı kişiyle birlikte “incik-boncuk” atölyesinde imal etmiş ve kanıtlara göre yurtdışında yaşayan Berzan Öztürk’ün telefon talimatıyla Mısır Çarşısı’na koymuştu!
Böylelikle, 12 yıl sonra da olsa hak yerini bulmuş oluyor ama ölenler öldükleriyle, yakınları acılarıyla, yaralanalar da sakatlıklarıyla   kaldıktan sonra!
“Pınar kızımız” ilk savunmasında  “bir sosyolog olarak” PKK’yı incelemek istediğini ve Abdullah Öcalan’la görüşmek için temas kurduğunu söyledi ve bu “çalışması” nedeniyle devletin komplosuna uğradığını iddia etti...
Burada bir not düşelim; Pınar salıverildikten sonra PKK’nın bölücü organlarında yazılar yazdı... Yani, PKK ve APO ile ilgisi hiç de platonik değildi! 
Selek ve suç ortakları hakkında, Öcalan’ın da yargılandığı ’Devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya kalkışmaktan’idam ve 31 yıla kadar varan hapis isteniyordu. Ancak, mahkeme deliller sabit olmadığı için, Pınar beraat etti. Sonra da uzun bir Yargıtay süreci başladı. Yargıtay’ın kararı kesin ve temyizi de mümkün değil... Şimdi ne olacak. Pınar hak ettiği cezayı çekecek mi, yoksa zaman aşımından kurtulacak ve Almanya’daki “sosyoloji çalışmalarına” devam mı edecek? 
Pınar’ı savunanlara göre, o günden bugüne, 12 yıl Pınar için “kâbus” yıllarıymış! Ya ölenler ve yakınları için? 
Bu “kâbus” esnasında binlerce sanatçı ve aydın, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk başta, bombacı kıza destek oldu, imza kampanyaları açtılar;  “Biz aşağıda imzası bulunanlar, Pınar Selek’in feminist, anti militarist, şiddet karşıtı bir araştırmacı olduğuna tanığız. Yıllardır maruz bırakıldığı suçlamalarla hiçbir ilgisinin olmadığına inanıyor, araştırma ve çalışmalarının düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini talep ediyoruz” dediler. Bu aydınlar arasında tabii Hasan Cemal de var. Birkaç ay önceki bir  yazısında, “Pınar Selek için adalet bekliyoruz!” diyordu. İşte gerçek adalet!
Hiç şüphe etmeyin, şimdi Selek kızımız için yeni bir kampanya başlatılacak, “yeniden yargılanması için” imzalar toplanacaktır. Çünkü onlara göre Pınar Selek kahraman bir Jan Dark’tır! İlk işaret fişeğini Radikal’de Eyüp Can attı. Der ki; aydınların 2006 dilekçesinde  dedikleri gibi, yıllardır maruz bırakıldığı suçlamalarla hiçbir ilgisi yokmuş, çalışmalarının düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekiyormuş...
Ve sıkı durun, aydınların dayanışma imzaları, hukuki olmaktan çok ‘vicdani kanaat dilekçesi’ imiş. Yani Eyüp Can’a göre, Yargıtay’ın son kararı da “kuşkulu” bir karar!
Önce Eyüp Can ve sonra geleceklere sormak lazım; hemen ahkâm kesmeden önce, Yargıtay’ın gerekçeli kararını okudular mı? 
Bu olay, başından beri ve bundan sonra da o “aydınların” gönüllerinin ne yanda olduğunu gösteriyor... Fakat daha önemlisi çifte standartları ...  Pınar Selek gibileri savunmak için bir yerlerini yırtarlar ama suçları sabit olmadan aylarca cezaevlerinde yatanları,  kendi meslektaşlarını savunmazlar... “Ergenekon” sürecinde geciken adaletten “ hiç yakınmaz ve aylardır Silivri’de tutuklu bulunan Mustafa Balbay, Tuncay Okan ve diğer meslektaşları hakkında tek satır bile yazmazlar, imza kampanyaları açmazlar! İşte bizim sözde aydınlar böyle “seçme” ve adalet, hak, hukuk anlayışları da “seçmecedir”, “selek-tiftir... “ Teröristler için ayrı, ordu mensupları, milliyetçiler için ayrıdır!
Son bir soru;Yargıtay, Selek davasında başka bir karar verseydi, Pınar’ı aklasaydı ne yaparlardı ?  

ÖZÜR - Sevgili okuyucularım, mutad göz operasyonlarımda dolayı yazılarıma bir süre ara vermek zorundayım. Ülkemi dinlemeye devam edeceğim!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları