"İntihalspor"lular var mısınız akademik şikeyi de soruşturmaya

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

mer Dinçer ’in Milli Eğitim Bakanlığı’na atanmasıyla intihalciliği yeniden gündeme geldi. İyi de AKP’deki tek intihalci Ömer Dinçer mi? Değil.. İki kişi daha var...
Biri yıllardır Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı olarak en yakınında görev yapan... 12 Haziran seçimlerinde Meclis’e Ankara Milletvekili olarak giren Yalçın Akdoğan. “Muhafazakâr Demokrasi” adlı kitabının Dr. Bekir Berat Özipek’in “Muhafazakârlık Akıl, Toplum, Siyaset” adlı doktora tezinden araklama... Pardon, intihal olduğu ortaya çıkınca Akdoğan, Yasin Doğan adıyla yazdığı Yeni Şafak’taki köşesinde özür dilemişti.
Geliyoruz ikinci intihalciye... Adı; Abdülkerim Gök. AKP’nin çiçeği burnunda Şanlıurfa Milletvekili. Onun arak... Yine pardon, intihal öyküsü mü?
Yıl 2007. Abdülkerim Gök Harran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Yrd. Doç. Dr. sıfatıyla öğretim görevlisidir.
Marmara Üniversitesi İ.İ.B.Fakültesi’nin yayınladığı derginin 2007 yılı son sayısında “Vergi Direncinin Gelişimi” adlı bir makale yayınlar. Makaleyi okuyan bazı öğrenciler çok şaşırırlar. Çünkü Gök imzasıyla yayınlanan makale Harran Üniversitesi’nden Nihat Küçük’ün çok daha önce kaleme aldığı “Geçmişten Bugüne Vergi Direnci” adlı makaleyle hemen hemen aynıdır. Olaya Üniversiteler Arası Etik Kurul el koyar. Yaptığı inceleme sonucu yüzde 99.9 intihal saptayınca Gök’e cezayı keser... Gök, üç yıl doçentlik sınavına giremez...
Öte yandan... Dün Cumhuriyet yazdı.. YÖK , Ömer  Dinçer’in yaptığı itirazı 5 yıl sonra karara bağlamış, hem intihal suçunu hem cezasını sessiz sedasız ortadan kaldırmış. Aslında devlet ortadan kalktı ya...
Melih Aşık Milliyet

 

+++

Atilla İlhan yaşasaydı mutlaka kitabını yazardı:
Hangi Adalet!
Gelin de Attilâ İlhan’ın temel kavramları sorguladığı, ”Hangi...“ başlıklı kitaplarını anımsamayın:
Bugünlerde yaşasaydı hiç kuşkusuz ”Hangi Mahkeme, Hangi Adalet“ diye bir kitap daha yazardı.
***
Son zamanlarda gündeme gelen davaların ve mahkemelerin bazılarını anımsayalım:
1) Silivri’de görülen davalar ve bu davalara bakan mahkemeler...
2) Kandil ve Mahmur’dan gelenleri Habur’da yargılayan ”seyyar mahkeme “...
3) Parasız eğitim pankartı açan, savcının beraat ve tahliye istemine karşın öğrencileri bir yıla yakın zamandır tutuklu olarak içerde tutan mahkeme...
4) KCK davası denilen davaya bakan mahkeme...
5) Başta Fenerbahçe olmak üzere bazı futbol kulüplerini, yöneticileri ve sporcuları kapsayan şike soruşturması ve buna bakan mahkeme...
6) Deniz Feneri davası ve bu davaya bakan mahkeme.
***
Önce bütün mahkemelere ve davalara ilişkin, kamuoyunda adalet mekanizmasının işleyişi hakkında oluşan genel soruları özetleyelim:
1) İstisnai bir durum olan ”tutuklu yargılanma“, neredeyse bir kural mı olmuş ve ”önce tutukla, sonra yargıla“ uygulaması bir genel ilke haline mi gelmiştir?
2) ”Gizlilik“ gerekçesiyle bazı iddialar, sanıklardan ve sanık avukatlarından bile gizlenmekte midir?
Aleyhteki iddiaların kendilerine bildirilmediği sanıkların adil bir biçimde yargılanmaları olanaklı mıdır?
3) ”Masumiyet karinesi“ denilen ilke zaten medya tarafından hiç dikkate alınmamakta, neredeyse herkes her işine geleni daha baştan suçlu ilan etmektedir ama adalet mekanizması da mı bu ilkeden vazgeçmiştir?
Adil bir biçimde yargılanıp mahkûm olmadıkça masum kabul edilmesi gereken sanıkların, medya tarafından çarmıha gerilmesi ve kamuoyunca mahkûm edilmesi, adaleti...
Mahkemelerin tutuklu yargılama uygulaması, medyayı ve kamuoyunu olumsuz olarak etkilemiyor mu?
4) Savcılar ve yargıçlar, önlerine gelen emniyet raporlarındaki iddiaları yeterince incelemeden, her iddiayı doğru kabul edip buna göre mi karar oluşturmaktadır?
***
Ve şimdi Attilâ İlhan’a yakışan son soru:
Başta sayılan dava ve mahkemelerde, yukardaki soruların ışığında dile getirilen sorunlarla ilgili uygulamalar aynı mıdır?
Yoksa her mahkeme, her davada farklı bir uygulama mı ortaya koymaktadır?
Emre Kongar Cumhuriyet

 

+++

 

SİZDEN GELENLER

CIA’nın zihin kontrol köleleri
Cathy O’Brien’ın anıları olarak “Bir CIA Zihin Kontrolü Kölesinin Gerçek Yaşam Öyküsü” alt başlığı ile yayınlanan “Baykuş İmparatorluğu” kitabında Holywood yıldızları ile Amerikan yönetimin en üst düzeyden yetkilileri arasındaki ilişkiye dair pek çok ipucu yer almaktadır.
(...) “Baykuş İmparatorluğu” kitabında O’Brien, Marilyn Monroe’yu Zihin Kontrolü operasyonuna tabi tutularak ABD başkanları için hizmete sunulmuş ’seks kölelerinin ilk örneği’olarak takdim etmektedir. Gerçekten de ölüm sebebi resmi evraklarda aşırı dozda yatıştırıcı ilaç alımı sonucu intihar olarak kayıtlara geçen Marilyn Monroe’nun ölümündeki sır hâlâ gizemini korumaktadır. (6)
Kendisi de ABD elitlerinin ’hayvanî’zevklerinin tatmini için kullanılan Cathy O’Brien’ın anıları; Marilyn Monroe’dan sonra da devam ettiği anlaşılan ’seks kölesi üretimi’yanı sıra pek çok Holywood ve müzik sektörü yıldızının CIA operasyonlarında kullanıldığını göstermektedir. Bazı müzik yıldızlarının ülke içi turnelerinin eroin ve kokain sevkiyatı için önemli bir kanal haline getirildiği anlaşılmaktadır. (7)
Angelina Jolie’nin bir süredir ABD’nin operasyon bölgelerinde aktif olarak “faaliyet” göstermesi konusuna bu itiraflar ışığında bakıldığında konunun ABD yönetimine uzanan ayaklarını görebiliriz.
Dr. Hayati Bice

 

+++

 

Ellerinde silahlar...
Rumeli kelimesi geçtiğinde terk edilen çağlayanlar,  zümrüt olmuş ormanlar, şakıyan bülbüller, uçuşan kuşlar gözlerimde melek olurlar. Yüksek hayaller peşinde koşan benim gibi insanların sevdaları başlamadan dramlara dönüşürler.
Balkan savaşları tarihimizin elemle dolu en acı noktasıdır. Tebaa dediklerimizin Türk halkına yaptıkları gaddarlığı ve ihaneti hiç unutamam.
Gözden gönülden uzak kalmış, unutulmaya yüz tutmuş tarihimizi tekrar hatırlamamız gerekiyor. Anadolu Balkanlar yapılmak isteniyor. Ve tekrar iç düşmanlar ellerine silahları alıyor.
Devletin devlet olma gücü o gün olduğu gibi bugünde yeterince çalışmıyor. Şehitler değil şehitlere kurşun sıkmak için yetiştirilenler dikkate alınıyor.
Yinede ümit varım. Bir Mustafa Kemal çıkacağı günleri çok uzaklarda görmüyorum.
Mehmet Köylüoğlu

 

+++

 

Yapar mı yapar!
Şimdi ister misiniz, Tayyip Erdoğan, Balbay’ın, haberal’ın, Engin Alan’ın da meclis çalışmalarına beş oturum katılmadıkları için milletvekilliklerini düşürsün? Bunun için Erdoğan, “Efendim tutuklu olmaları bir mazeret değildir. Çünkü tutuklanmalarına sebep olacak bir eylemin içine girmeselerdi veya tutuklanmalarını gerektiren bir suç işlemeselerdi”  diyemez mi yani? Tayyip Erdoğan bu.
Sefer Çetinkaya

 

+++

 

Velev ki hepsini affettik!..
Aklıma 1980 sonrası geldi. Bir şekilde silahla tanışan ve cezaevine düşen gençler dışarı çıktıklarında gerek eğitimsiz, gerek sabıkalı olduklarından iş bulamayınca çeteler kurup mafya oldular. Şimdi affı dillendirenler düşünüyorlar mı; bu eşkıyayı ne yapacaklar? Adamlar zaten savaş sanatı ile eğitimli, buna bir de fakirlik kompleksi eklenince, bugün 50 tane çocukla baş edemeyen polis, bu binlerce militan ile ne yapacak?   
Aytaç A.

 

+++

 

Almanya’dan
beter edecekler
Sanki ülkede 3. Dünya Savaşı var. Türk’ü Türk’e düşman et, birbirine düşür, kendi kendilerini bitirsinler taktiği ile sürdürülen bir savaş. Beyin ABD ve AB. Uygulayıcı içeride, sopa da vatan haini ve ülke içinde fütursuzca cirit atan yabancı ajanların elinde. Görünen köye kılavuz istemez; 2’nci Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın bölünmesinden beter  edecekler bizi.
M. Nuri Üte

 

+++

 

Medya terörü kanıksatmasın
Kamuoyunun, teröristlerin kullandığı yöntemlere yabancı olması, bir kısım gazete, radyo, televizyon ve internet sitelerinin teröristlerin yaptıklarını sıradan olaylar gibi anlatması, terörün kanıksanmasına yol açmaktadır. Demokratik toplumlarda basın etiğine sahip kurum ve kuruluşlar kendi özdenetimleri yoluyla hiçbir şekilde teröre katkı sağlayacak yayın yapmaz. Aynı özdenetimi kendi ülkemizin basın organlarından beklemek duyarlı her Türk vatandaşının hakkıdır.
Vural Gündüz Ankara

 

+++

 

Bulamaç ve Eşek adaları şu anda iflasını ilan etmiş olan halk ayaklanmaları ile çalkalanan Yunanistan’ın kontrolünde. Türkiye ne zaman harekete geçecek?
Duygu Yelbaşı

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş