İntiharla dalga geçilmez

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Medyamız birkaç gündür toplumsal boyuta taşınan bir intihar haberi veriyor:

"Kocaeli'nde lise birinci sınıf öğrencisi oğluna okul kıyafeti alamayan baba, evinin banyosunda kendisini asarak hayatına son verdi."

Olayı ciddi bulup üzülen çoğunluğun yanı sıra ciddi bulmayıp eleştiren insanlar da var!

Bir medya mensubu olmanın yanı sıra "yeni" uzman psikolog kimliğimle şunu söyleyebilirim.

İntihar, kendisine ve topluma yabancılaşmış kişinin ileri derecede bireysel bir ruhsal durumunun sonucudur. Asla dalga geçilemez.

Tehlikeli ve Bulaşıcı

Çok boyutlu psiko-sosyal bir olgu olan intihar tehlikeli ve bulaşıcıdır.

Zihinsel/ruhsal özelliği kadar biyokimyasal ve sosyal nedenlere de dayanır. Bireysel ve toplumsal stresle tetiklenir.

İntiharlarda kendini ya da dış dünyayı cezalandırma mesajı olabilir. Kendini cezalandırıcı intiharda ise, pişmanlık ve özrün kabulü isteği vardır (Lebra).

Tedavisi genellikle mümkün olan diğer hastalıkların üzücü bir sonucu -önlenebilir bir trajedi- olarak görülmektedir (Battin).

Her ülkenin intihara yaklaşımı farklıdır. Örneğin Japonya'da "onura dayalı" çok geniş bir "intihar kültürü" vardır. Bunları okurken bile neredeyse insanın başı döner! Japonya'da neredeyse her konu intihara neden olabilir!

İntihar Edenlerin Psikolojik Otopsisi

İntiharın "bireysel boyutu" ile ilgilenen psikolojide farklı açıklamalar vardır.

Bunların başlıcaları Psikanalitik Yaklaşım (Freud), Sosyal Güdüsel Yaklaşım (Erich Fromm) ve Genetik Yaklaşım'dır (Richard ve Munafo).

İntihar edenlerle ilgili yapılan araştırmalarda en sık olarak görülen 100 semptom (belirti) kaydedilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:

1.            Kilo kaybı;

2.            Konuşkanlıkta azalma;

3.            İntihardan önceki 10 yıl içinde sık sık iş değiştirme;

4.            Ani baş dönmeleri;

5.            Altı aydan uzun süre işsiz kalma;

6.            Olağan yaşam şeklinde değişiklik;

7.            Polisle sorun yaşama;

8.            Dinle her zamankinden yoğun ilgilenme;

9.            Olağandışı düşünceler;

10.          Kirli kıyafetler giyme;

11.          Yüksek sesle konuşma, gürültücülük;

12.          "Sefalete düşmekten" korkma;

13.          Basit aritmetik soruları yapmada zorlanma;

 

Hastalık kategorileri ise şunlardır:

1.            Duygudurum bozukluğu;

2.            Alkolizm;

3.            Antisosyal kişilik bozukluğu;

4.            Anksiyete bozuklukları;

5.            Madde bağımlılığı;

6.            Eşcinsellik;

7.            Histeri;

8.            Zeka geriliği;

9.            Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu: organik beyin bozukluğu;

10.          Fobik bozukluk;

11.          Şizofreni (Robins).

Toplumsal ve Felsefi Boyut

Psikoloji kadar sosyoloji de intiharı açıklamaya çalışmaktadır. Toplum bilimin kurucularından Emile Durkheim'a göre, toplumsal değişmenin hızlı olduğu dönemlerde geleneksel norm ve değerlerin zedelenmesiyle ortaya çıkan "bilinmezlik/belirsizlik" bireyi kuralsızlığa (anomi) iter ve intihara neden olur.

İntihar, medya mensuplarının haber ve polemiklerinin çok üzerinde felsefenin de temel tartışma konularından birisini oluşturur.

Bu konuya geniş yer ayıran Camus, Hume, Schopenhauer ve Nietzsche gibi filozofların büyük kısmı -kendi sıkıntılı yaşantılarından kaynaklanıyor olsa gerek- intiharı özendirici tavırla olumlarken, Kant gibi çok az bir kısmı tersini savunmuştur. İntihar Camus'ya göre "endişelerin çözümü", Hume'a göre "insan mutluluğu ve güvenliğini sağlamanın çözüm yolu", Schopenhauer'a göre "yaşanmaya değmeyen hayatta kötülüklerden kurtulmanın yolu" ve Nietzsche'ye göre de "insanın hakkı, ayrıcalığı ve ona verilen bir armağandır". Nietzsche, Camus ve onları izleyenlere göre intihar "hiçliğin hürriyeti"dir. Çünkü onlara göre her şey "hiçlik"tir. Diğer filozoflardan farklı düşünen Kant'a göre ise "intihar tiksindirici bir davranıştır." İğrenç ve hayvanca bir davranış olduğu için Tanrı tarafından yasaklanmıştır.

***

Yukarıdaki açıklamalarda gördüğümüz gibi, bir baba "oğluna oyuncak ya da pantolon alamadığı için" de intihar edebilir, işsiz kaldığı ve onuru kırıldığı için de.

En hafifinden Rosa Luxemburg'un sözleriyle bağlayayım: "Hareket etmeyen zincirlerini fark edemez."

Bu "onur" için de, medyamız için de geçerli.

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları