İntikam hakkında...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Neo-liberallerin intikam söylemlerini bir noktada anlayabiliyoruz. Peki, neo-İslâmcıların “intikam-nâme” lerine ne demeli?..  “Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan”, “Topalla gezen, aksamaya başlar”,  “Körle yatan şaşı kalkar...”  Bu atasözlerinden hangisi daha iyi niteler onları? Bence hiçbiri... O zaman gelin “Boynuz kulağı geçer” deyip esas konumuza girelim.
Neo-İslâmcı kalemşorlar, intikam hırslarını C. Allah’ın “Müntakım” ismine dayandırmaya kalkmasalar güler/üzülür geçerdik. Ama şahsî intikamlara Allah’ın güzel isminin âlet edilmesine sessiz kalamayız. Diğer bir ifade ile İslâmiyet’in bir “kin ve intikam” diniymiş gibi takdim edilmesine “sükût” umuzla destek veremeyiz.
Önce şunu belirtelim ki Ebû Hüreyre’den rivayet edilen ve Allah’ın güzel isimlerinden 99’unun zikredildiği “hadis” te geçen “müntakım” ismi bu şekliyle (müntakım) Kur’ân’da geçmez. “İntikam” kavramı da 17 âyette geçer. “İntikam” ın zıddı olan “afv” ismi ise Kur’ân’da 7 yerde, kavram olarak da 28 âyette geçer. Bu istatistikî bilgileri müteakip, “Esmaü’l-Hüsnâ Şerhi” nde (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1963.) Ali Osman Tatlısu merhumun, Allah’ın “afv” ismini şerh ettikten sonra  “KULA GEREKEN ŞEY” başlığı altında ilave ettiği şu bilgileri de kaydedelim:
“Sevgili okuyucu! Biri seni rencide eder, sonra da beyân-ı i’tizâr ederse özrünü kabul et, yahut da doğrudan doğruya onu afvet ki Allah’tan mağfiret bulasın. Allah sana, senin başkalarına ettiğin muâmele gibi muâmele eder: Affedersen affolunursun. İstiksâ edersen, yani bir hakkı aramakta çok ileri gidersen istiksâ görürsün.”  (Age., s. 139)
“İntikam” ın dinî cephesine kısaca temas ettikten sonra şimdi kültürel boyutuna geçebiliriz...
Biz, millet olarak her zaman adaleti aramışız, ama hiçbir zaman intikam peşinde olmamışız. Ahlâk kitaplarımızı inceleyin. Hiçbirinde intikam tamtamcılığı göremezsiniz. Sümbülzade Vehbî “Lütfiyye” sinde bakınız intikam hakkında ne diyor:


DER-LEZZET-İ İNTİKAM
“Lîk el verse muvâfık fırsat//İntikâm almada vardır lezzet//Ne safâ düşmanı makhûr etmek//Dil-i gam-hurdeyi mesrûr etmek//Mümkin oldukça çalış afva velî//Hüsn-i ahlâkın odur pek güzeli.”
Sâbık Diyanet İşleri Reisi ÖMER NASUHİ BİLMEN “ de ” Dînî ve Felsefî AHLÂK LÜĞATÇESİ “ adlı eserinde ” İntikam almaya kâdir olanlar, bu muvaffakıyetin bir şükrânesi olmak üzere intikamı terk etmelidirler. “ dedikten sonra Koca Ragıp Paşa’nın şu beytini zikreder:
“Muzaffer vakt-i fırsatta adûdan intikâm almaz.//Mürüvvet-mend olan nâ-kâmî-i düşmanla kâm almaz.
Atasözleri ve kelâm-ı kibarlarda da intikam uzak durulması gereken bir hareket olarak nitelenir:
“Bağış yağış gibidir, bereket getirir. Öç göç gibidir, bereket yitirir.”, “Adûdan intikâm almak gibi nâdân işi olmaz.”,  “Hayr ile kalır felekte nâmı//Budur fuzalânın intikâmı.”, “Merhamet her vakit intikâmdan daha asîldir.”,  “Bir insanın içinde intikâm almak arzusu varsa, onu iş başına getirmek bir delinin eline kılıç vermekten farksızdır.”
Bütün bu nakiller de gösteriyor ki “intikam” gerek dinimizde gerekse kültürümüzde övülen yahut tavsiye edilen bir davranış değildir. Sıradan insanlar menfaatleri gereği intikam duygularını öne çıkarabilirler. Herkes kendine yakışanı dillendirmekte serbesttir. Ama lütfen yüce dinimizi “intikam” duygularına âlet etmesinler.
Son söz şairin:
 “İnsana yakışmaz almak hasmından intikâm//Alabilirsen ne âlâ, al affederek kâm.” (Li-müellifihî)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları