İntikam mı alınıyor?

Ahmet B. ERCİLASUN

Su anda Türkiye için en hayati tehlike, ülkenin bütünlüğüne yönelik olan bölücülük tehlikesidir. Bölücüler, bir yandan PKK eliyle devlete karşı silahlı terör eylemi içindedirler; bir yandan da bazı siyasi parti ve aydınlar yoluyla sivil mücadele yürütmektedirler. Ancak sivil ve demokratik mücadele verdiklerini söyleyenler de PKK’nın yanında, hatta emrindedirler. Bu durum, toplantılarında sürekli olarak PKK sloganları atmalarından, Öcalan’ın posterini açmalarından, PKK liderlerinin yakınlarını baş konuk etmelerinden, PKK’nın terör örgütü olmayıp bir gerilla örgütü olduğunu söylemelerinden açıkça bellidir. Başlangıçta Kürtçenin serbest kullanımı, Kürtçe eğitim ve yayın yapılmasıyla başlayan talepler, özerklik ve federasyona kadar ulaşmıştır. Bir kısım bölücüler de Türkiye’nin bir Türk-Kürt devleti olması gerektiğini dile getirmeye başlamışlardır. Silahlı, silahsız bütün bölücülerin hedefi aynıdır: Türkiye’nin bir bölgesini (ne kadarını?) kopararak ayrı bir devlet oluşturmak; Irak, İran ve Suriye’den koparmayı düşündükleri topraklarla birleşerek büyük Kürdistan’ı kurmak.

Son zamanlarda Türkiye’yi yönetenlerden bazılarının garip bir düşüncesi var: PKK terör eylemlerinde bulunduğu için kötüdür; sivil ve demokratik mücadele ise meşrudur. Hatta onlara müsaade etmek demokrasinin gereğidir. Ülkeyi yönetenler bu düşüncede, TRT’nin bütün gün Kürtçe yayın yapması, Leyla Zana ve Sabahat Tuncel’lerin en yüksek kademelerde ağırlanması noktasına kadar ileri gitmişlerdir. Neredeyse “Terörü bırakın da şu taleplerinizi görüşelim” diyeceklerdir.

Ümraniye soruşturmasını genişleterek birçok aydını ve emekli komutanı da suçlu ilan edenler bilerek veya bilmeyerek aynı noktadadırlar. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün, JİTEM’in yöneticilerinden olduğu ve jandarma komutanlığı yaptığı dönemlerde birçok bölücüyü öldürttüğü ileri sürülüyor. 26 Temmuz 2008 tarihli Milliyet’te Hasan Cemal köşesini, kendi ifadesiyle “Kürtlerin Ergenekon’la ilgili duygu ve düşüncelerine” bırakmış. Bakın, bunlardan Bejan Matur ne diyor: “Diyarbakır’da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak duygusu hâkim. Veli Küçük ismini Türkiye’de hiç ama hiç kimse onlar kadar iyi bilemez çünkü... Buralarda kâbus, karabasan demek, faili meçhul demek JİTEM.” Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu da şunları söylüyor: “...Savaş Buldan, Behçet Cantürk, avukat Medet Serhat, avukat Yusuf Ekinci, Kocaeli-Bolu civarında öldürüldüler. O sırada Veli Küçük Kocaeli Jandarma Bölge Komutanı’ydı.” Hasan Cemal, Matur’un ifadelerini 22 Temmuz tarihli Zaman’dan, Tanrıkulu’nunkileri de 21-22 Temmuz tarihli Taraf’tan almış.

Diyelim ki devlet bir dönemde JİTEM diye bir teşkilat kurmuş ve bu teşkilat, bölücü olduğu düşünülen bazı kimseleri öldürmüş. Hasan Cemal’in konukları böyle iddia ediyor. Tuğgeneral Veli Küçük de bu teşkilatın yöneticilerindenmiş. Bu iddiaların doğru olduğunu kabul edelim. Bunlar doğruysa şu anda yapılan nedir? Aynı devlet, hapishaneden çıkarak meb’us olan Sabahat Tuncel’i Cumhurbaşkanlığı’nda ağırlıyor ve bölücü olduğu düşünülen bazı kimseleri öldürttüğü iddia edilen emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ü yargılıyor. Buna göre, yazımızın başlığındaki soruyu sormakta haksız mıyız?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş