İntikam nereye varır?

Arslan TEKİN

ASALA uyanmış. Türk elçiliklerine e-postalar gönderiyormuş: “Sakın 24 Nisan için bir faaliyetiniz olmasın!”  
24 Nisan Çanakkale Savaşı’nda İtilâf Devletleri’nin kara harekâtını başlattığı; ancak, Türklerin direnci karşısında mevzi kazanamadığı gündür. 
Evvelden İtilâf kuvvetlerinin büyük kayıp verdiği 18 Mart’ta, deniz savaşı şöyle bir kutlanır geçilirdi. Bu yıl farklı bir faaliyet yürütüldü; hükûmetiyle, muhalefetiyle duygular birleşti. 
24 Nisan’da, anlaşılan, Taşnakçı zihniyetin dünya çapında “soykırım” atağını savuşturabilmek için Çanakkale Savaşı öne çıkarılıyor. Unutulmaması gereken bir şey, Taşnakçıları kışkırtan ve elîm hâdiselere sebebiyet veren, yine Türklerin savaştığı “yedi düvel” dir. Karşı atakta bu garabet dikkate alındı mı?
24 Nisan 1915, Taşnakçı zihniyet için ne ifade ediyor?
100 yıl önce o gün, İstanbul’da, kışkırtıcı bilinen bazı Ermeni ileri gelenleri tutuklandı. Tehcir Kanunu’nun kabulü ise 27 Mayıs 1915’tir. Kitle hâlinde tehcirler bu tarihten sonradır. 
Türkiye’den, “DurDe” başlığı altında toplanmış özlerine düşman fikrî sapıklar ile, ABD’de  “Türkler Ermenileri yok etti” genellemesiyle bir araya gelmiş  “Project 2015”  Taşnakçı grubu, Türk ülkesinde ve eski payitahtın göbeğinde Taksim’de, Türklere karşı miting düzenleyecekler. Bu arada, bazı üniversite ve kuruluşlarda,  “soykırım”  diyerek Türk düşmanlığı yapılacak.
Türkler olarak Erivan (Revan)’a gitsek, merkezî meydanda, “Düşmanlığa Son! İntikam Sonsuza Kadar Sürmez!”  mitingi düzenlesek ve Taşnakçı zihniyetin katlettiği Türkleri ansak, mümkün mü?!
Sen ise gel, İstanbul’da bana küfret! 
Uyuşukluğu üzerimizden atmalıyız. Kendimize sahip çıkmalıyız. 
Türkleri savunan kuruluşlar, asla kavgaya girmeden, kandırılmışların, fikrî sapıkların bağırtısını bastırabilmelidirler.
Dün bu köşede Hüseyin Adıgüzel’in “Yer Değiştirmenin 100. Yılında Ermeniler ve Ermeni Meselesi” kitabından bahsetmiştim. Kitapta ilk defa Rus arşivlerinden çıkan belgeler kullanılmıştır.
H. Adıgüzel, Batılıların sahtekârlıkları üzerinde duruyor:
“Tarih, olayların yer, zaman ve belge gösterilerek anlatılmasıdır... Sahtekârlıklarla tarihi sahteleştirilen ve tahrif edilen milletlerin başında Türk milleti gelmektedir. Bize tarih diye sunulan büyük kısmı, bizim tarihimiz ve geçmişimiz değildir. Batılı bilim adamları emperyalist ve ırkçı gayeleri için, başvurdukları bu metotla, en büyük zararı Türk milletine vermişlerdir... Türk tarihi ve tarihî belgeleri, batının tarih anlayışı çerçevesinde, devamlı tahrif edilmiş, üzerleri örtülmüş, yalan ve sahtekârlıklarla doldurularak mecrasından saptırılmış ve Türk milletine kurulan tuzaklar, gizli niyetler üstleri kapatılarak istifade edilecek bir meta gibi milletin önüne konulmuştur... Ermeni meselesi de, sahtekârlıklar ve yalanlarla dünya kamuoyuna sunulmuş, Türk milleti, soykırım yapan bir millet gibi tanıtılmaya çalışılmıştır.”  (s. 325-326) 
Biz kendimizi, kendimize ve dışarıya anlatmaktan üşenmeyeceğiz ve belgelerle konuşacağız.
(Hüseyin Adıgüzel, Ermeniler, Bilgeoğuz Yay. , 0212 5273365).  

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş