İntikamın soğuk servisi

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Hayatımızın her yerine yerleştirilen televole kültürü yüzünden fotoğraflardaki derinliği göremez olduk. Sadece içteki değil, dışarıdaki gelişmelere de televole gözlüğünden bakıldığı için yorumların sağlıklı olmadığının bilmem farkında mıyız ?

Britanya adalarına çekildiği halde halen kendisini Güneşin Batmadığı İmparatorluk zanneden İngiltere Kraliçesi geçti ülkemizden. 37 yıl sonra geldiği Türkiye’den son derece memnunlukla ayrıldığını çantasını sol koluna takmasından anlamışız. Meğerse kraliçenin çantası çok marifetliymiş. Masanın üzerine ya da yere koyduğundaki işaretlerin yanında, hangi eline alışı bile manalıymış. Söz konusu kraliçe olunca çantası ile ilgili kitap bile yazılır tabii. İçindeki evlilik hediyesi 50 yıllık makyaj kutusu, nane şekeri, gazetelerden kesilen bulmaca ve pazar günü kilisenin yardım sandığına atılan paraya kadar hepsi ilgilendiriyor bizi ama konut olarak halen Köşk’e taşınmamış olan Gül çiftinin, kraliçenin ziyaretiyle ilk defa ev sahipliğini kaçırıyoruz. Fehmi Koru  ile beraber İngiltere’de aynı evi paylaşan Abdullah Gül’ün veda günü Londra Belediye Başkanı ve eski büyükelçi Kuneralp’ın meşhur (!) Ali Kemal’in torunları olduğu referansını vermesini görmezden geliyoruz. Bursa’da huşu içinde Kuran-ı Kerim dinleyen kraliçenin başını örtüşüne manevi anlamlar yüklerken, Çankaya’ya ambargo koyanlara verilen ince mesajdan kimler payına düşeni almıştır.

Yüzlerce yıllık şark politikasını şekillendiren İngiltere’nin küresel jandarma ABD’nin İsrail’in dümen suyuna girmesinden duyduğu rahatsızlığı dillendirmeye gerek duymuyorum. Ancak kimilerinin sürpriz gelişme olarak nitelendirdiği Irak’ın kuzeyinde atılan adımların kraliyet rüzgarından kaynaklandığını da söylemeyeceğim.

Dolmabahçe açıklarına demirleyen uçak gemisinin silahtan arındırılması detayı mevcut anlaşmaların gereği olsa da gemideki uçakların Kıbrıs’ın güneyine indirilişi yakın coğrafyamızın önemini teyit etmiyor. Türkiye’deki laikliğin bütün dünya tarafından yakın takibi, kraliçe protokolünde yeni boyut kazanmadı mı ?

Diplomatik lisan ağız tadımıza uymuyor a dostlar. Biz yine içe dönelim. Aynanın sırrındaki derinliğe göz atalım. Birkaç gün önce AKP basınının demirbaşında müthiş bir manşet vardı. Aslan sosyal demokratların depreme uğradığı  İSKİ skandalını ortaya çıkaran dönemin mali şube müdürü ile ilgiliydi. Güya piyasayı dolandırıp Miami’ye kaçmışmış. Salih Güngör’ü gazete okurları gibi tanırım sadece. Bir de son seçimde MHP Çankırı milletvekili adayıydı. İkinci sırada olmasına rağmen seçileceğine inanıp çok çalıştı memleketinde. İSKİ’yi patlatan adam ile niye uğraşıldığını düşünürken Güngör’ün yüklü bir tazminat alacağından da eminim. Perdeyi biraz aralayınca maksadın İSKİ skandalında taşıma şirketi Albayraklar’ın yıllar sonra almaya çalıştığı intikamı keşfettim. Ne de olsa intikamın en lezzetlisi soğuk yapılan servistir.
Bir soğuk servis de dünkü Vatan’ın manşetini süslüyordu. “Yazan ilginç, iddia vahim” başlığında Fikri Sağlar’ın iddiasında Ağustos’ta emekli olacak Genelkurmay Başkanı’na gölge düşürme operasyonunu hissettim. Neymiş efendim 5 Mayıs 2007’deki ünlü Dolmabahçe görüşmesinde Tayip Erdoğan masaya Büyükanıt’ın eşi ile ilgili dosya koymuşmuş. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil Paşa’nın durumuna düşürülmek istenen Büyükanıt’tan sizce kim intikam almak isteyebilir.

Aynı Dolmabahçe görüşmesinde Büyükanıt’ın Erdoğan’a verdiği dosyaları da ben yazayım mı ? Kimin hangi sözden kimlerin yardımıyla caydığını açıklayayım mı ?
Şu çamur at izi kalsın mantığı canımı çok sıkıyor. İntikam bile haysiyetli olmalı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları