'İp' korkusu yaşayanın meslek okullarına çözüm bulması mümkün mü?

İsrafil K.KUMBASAR

3 Kasım seçimlerinde ‘başörtüsü’, ‘imam hatip okulları’ ve ‘kur’an kursları’ meselelerini meydanlara taşıyarak oyları silip süpüren Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, kendilerini iktidara getiren kitlelerin sesine kulak vermek yerine, “Önceliğimiz ekonomi” diyerek, menfaat çeteleri ile kol kola girip ‘dünyalık nimetleri’ paylaşmaya koyuldular.
“Anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluğa sahipsiniz, daha ne bekliyorsunuz?” diye kendilerini dostça uyaranları, şöyle azarladılar:
- “Biz bedel ödemeye hazır değiliz.”
22 Temmuz seçimlerinde yine aynı kitleler üzerinden “Dindar Cumhurbaşkanı” söylemi ile meydanlara inip, oylarını daha da artırdılar, Abdullah Gül’ü de Çankaya’ya  oturttular, YÖK’ün başına kendi adamlarını getirdiler.
Peki ülkede değişen bir şey oldu mu?
Kafalarına ‘peruk’ takmayı kabul etmeyen öğrenciler, hâlâ üniversitelerden geri çevrilmiyor mu?
‘Katsayı’ engeli yüzünden, imam hatip okulları ile birlikte meslek okulları da can çekişmiyor mu?
‘Kur’an kursları’ önündeki engeller aşıldı mı?

***

BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘40 Okula 40 Spor Salonu’ açılış töreninde yaptığı konuşmada, bakın nasıl esip gürledi:
- “Batıda düz liselerin oranı yüzde 25, meslek liselerinin ise yüzde 75. Türkiye’de ise tam tersi. Batıda mesleki liselerden mezun olanlar, meslek edinerek mezun oluyorlar. Eğer üniversiteye devam edeceklerse ediyorlar. Devam etmeyeceklerse, meslek sahibi olduğu için gidip özel sektörde veya devlette rahatlıkla iş kendisine yer bulabiliyor. Mesleki eğitimin önündeki engellerin kaldırılmasını fevkelade önemsiyoruz. Süratle meslek liselerine yönelik bu adımı kararlı bir şekilde atıyoruz, atacağız. Ancak hedefe ulaşmak için korkulardan kurtulmamız lazım.”
Tespit fevkalade güzel, tedavi de aynen öyle.
Peki, ‘korkulardan’ kurtulması gerekli olan kim?
Tayyip Erdoğan ve arkadaşları mı?
Yoksa onlara oy verenler mi?

***

Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Abdullah Gül tarafından YÖK Başkanlığı’na atanan Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ilk gün heyecanı ile yaptığı konuşmada şu mesajı veriyordu:
- “Önümüzdeki dönemde çok daha serbest bir üniversite görülecek, hem öğretim üyelerinin hem de öğrencilerin düşüncelerini serbestçe açıklayabilecekleri bir ortam oluşturulacak. Rektörlerin bunu çok takdir edeceklerini düşünüyorum ve üniversitelerin de bu tür yerler olmasını istiyorum. Herkesin fikrini serbestçe söyleyebildiği, fikirlerin tartışıldığı yerler, mekânlar olmasını istiyorum.”
Kendisine yönelik eleştirilere cevap vermek için hazırlık yapan Özcan, bir gece ansızın ‘Başbakanlık’tan gelen şu uyarı ile sarsıldı:
- “Aman hocam, dikkat. Bir şey söylersin, ipimizi çekerler.”
‘Konuşma özgürlüğü’ dahi elinden alınan Özcan, bir daha ağzını açmaya cesaret edemedi.
‘Korkuya’ kapılıp, kenara çekildi.

***

İktidar koltuğuna oturduğu günden beri Tayyip Erdoğan’ı niteliği belirsiz ‘korkular’ yönlendiriyor.
Başörtüsü, imam hatipler, kuran kursları için  “Bedel ödemeye hazır değiliz” diyen, ‘toplumsal mutabakatın’ yanısıra bir de ‘kurumsal mutabakat’ arayışına giren Erdoğan, her nasılsa ‘Merkez Bankası’ için ‘kanun ise kanun’ diye rest çekebiliyor.
Ama, gözleri kör, kulakları sağır, dilleri suskun olan bir takım zavallılar, hâlâ ‘narkoz’ etkisinden kurtulamayıp Erdoğan’dan ‘mucize’ bekliyorlar.
Allah aşkına, söyleyin:
Her an “İpe çekilme”, “Deliğe süpürülme” korkusu ile hareket edenlerin, çözüm bekleyen meselelere ‘samimiyet’ ile el atmaları mümkün müdür?
Üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması için ‘Anayasa’ya bir hüküm sokmaya dahi cesaret edemeyen Tayyip Erdoğan, belli ki ‘meslek okulları’ ile yine ‘gündemi değiştirmeye’ yönelik ‘kaçamak’ bir vuruş yaptı.
Sonra, yan gelip üzerine yatacak.
İyi seyirler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş