İpin ucu kaçtı...

A+A-
Altemur KILIÇ

Liderler arasındaki seçim tartışmalarında “ipin ucu” iyiden iyiye, daha doğrusu “kötüden daha kötüye” kaçtı! En ileri demokrasilerde, özellikle seçim kampanyalarında kıyasıya tartışmalar, söz düelloları yapılır. Hatta adaylar, biri birlerini suçlarlar. Mesela ABD’de, 1950’li yıllarda Joseph McCarthy adlı senatörün herkesi dostlarından, akrabalarından dolayı “komünist” olmakla suçlaması üzerine,  “McCarthycilik” siyaset literatüründe bir terim oldu. “Komünist” olmak, suç olmaktan çoktan çıktı. “McCarthyciliğin” ayıbı kaldı!
Ancak siyaset tarihinde, galiba bizde şu sırada olduğu kadar  “belden aşağıya” inilmemiş ve vurulmamıştır. “Kaset”  şantajlarıyla ipin ucu kaçtı; alçaklık, zirveye ulaştı. İpin ucu kimin elinde? Bu “seviyeyi”  siyasi polemiklerde, kim adeta standart haline getirdi?
Erdoğan’ın konuşmalarında, terbiye ve âdâp ölçüsünü kaçırdığının bir başka örneği de 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hakkındaki saygısız sözleri! Bunları burada tekrarlamak bile bana ağır geliyor! Bu sözler, bırakın eski bir Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, 87 yaşında bir kişi için söylenecek sözler değil! Demirel’in eski rakipleri, düşmanları bile,  Erdoğan’ı bu sözlerinden dolayı eleştiriyorlar! 
Fakat şaşmamalı,  “Başbakan” , oldum olası kullandığı kelimelerin anlamını, sözünün ucunun nereye varacağını kestirmeden konuşmuştur. Siyaset adamları bazı kelimeleri değişik şekilde telaffuz edebilirler... Mesela Demirel;  “Va mı”  der... Sayın Bahçeli:  “Biz püskevit demesini de biliriz, bisküvi demesini de biliriz”  diyor. Ve hemen ilave ediyor,  “Ama Allah bize şehide ’kelle’dedirttirmesin” ... İşte, aradaki görgü ve nezaket farkı da burada!..
Evet şimdi Erdoğan kirli kaset şantajlarını, iddialarını kendi amaçları için kullanıyor. Daha karara bağlanmamış, sanıklarının suçları sabit olmamış Ergenekon iddialarını da gerçekmiş gibi kullanmaktan çekinmiyor. Ancak, kasetçi şantajcıların dinleri, imanları, partileri yok. Maazallah, bu şantajları AKP içindeki kişiler için de kullansalar. Hepsi sütten çıkmış ak kaşık değil ya! Erdoğan, o zaman ne yapar? Nasıl savunur? Aslında, kendi uzun vadeli çıkarları için, bunları telin etmesi gerekir. Düşmez kalkmaz bir Allah! İsmet İnönü’den ders alsa! Paşa önüne Menderes hakkında bazı fotoğraflar konduğunda ve bunların seçim mücadelesinde kullanılması teklif edildiğinde, elinin tersiyle şiddetle reddetmişti. O zaman, rahmetli Menderes’in bazı ilişkileri cümle alemce malumdu... Ama ona o zaman, gizli kameralar, videokasetler olmasa da, çeşitli tuzaklar kurulabilirdi. Hatta  “tuzağa” bile gerek yoktu! Bunu Menderes’in rakipleri, düşmanları yapmaya tenezzül etmediler! Basın da yapmadı! Eşini, ailesini rahatsız etmemeye özen gösterdiler! Çünkü bir seviye, edep, ahlak ve insaf seviyesi vardı; ta ki 27 Mayıs’a, Yassıada duruşmalarına kadar. Rahmetli Menderes’e  “Bebek” davasında belden aşağıya vurdular! “Ekmekler”  önce 27 Mayıs’ta bozuldu. Seviye düştü ve cadı kazanı da, o zaman kaynatılmaya başladı! MHP’ye belden aşağıya kaset vuruşuna gelince, Devlet Bahçeli kasetler ortaya çıkınca  “Kol kırılır yen içinde kalır”  deyip olayı örtbas etmeyi bir lahza bile düşünmedi ve gereğini yaptı... Partisinde, hatta en yakınında kimlerin şeytana uyacağını nasıl bilebilirdi ki?..
Önceki akşam, bu olay, SKYTV’de, Ahmet Hakan’ın  “Son Nokta” programında  “Ülkücüler arasında” tartışılırken, BBP’li, güya Ülkücü kültürde yetişmiş ve “ahlaklı olmayı” “Dokuz Işığın”  en önde geleni bilen ve öğreten Başbuğ Türkeş’in “rahle-i tedrisinden” geçmiş Mustafa Desteci, kaset olayını MHP’ye vurmak için fırsat bildi!.. Ben bu hareketin içinde olduğum halde, BBP’lilerin neden MHP’den ayrıldıklarını, aradaki ideoloji farkını hiç anlayamamışımdır. Desteci, “Beni Türkeş yetiştirdi” diyor. Öyleyse, sırtını neden ona dönmüş? Ama şimdi, milliyetçilerin, Ülkücülerin birlik olmaları gerekirken, kaset olayını, MHP ve Bahçeli aleyhine kullanmanın zamanı mı?.. Siyasi ahlaka, Ülkücü ahlakına ne kadar yakışır?
Mustafa Desteci MHP’yi,  “Ulusalcılarla” birlik olmakla suçluyor. Ulusalcılığın, “Milliyetçilikten” ne farkı var? Eğer, liboş olacakları yerde , “Ulusalcı” iseler, aradaki bazı görüş farklarına rağmen, onlarla da birlik olmanın zamanıdır!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları