İrade meselesi

A+A-
Rauf DENKTAŞ
Sayın Erçakıca’nın “Rumların iradesine saygı duyuluyorsa, Türklerin de iradesine saygı duyulmalı” çağrısına açıklık getirmek gerekmektedir. Çünkü bu çağrı ile sanki “biz Annan Planı’na evet dediğimize göre, Annan Planı bizler için hâlâ geçerlidir” demekteymişiz havası yaratılmaktadır. Esasında da Sn. Erçakıca “çözüm planı” dediği Annan Planı’nın yok sayılmasından şikâyet etmektedir. Bu planın kendiliğinden “taraflardan biri tarafından reddedildiği için kendi kendini yok -ve hatta hiç olmamış- addettiğini” unutmamak ve olmayacak şeyle iştigal etmemek, dıştan bakanları yanıltmamak gerekmektedir. Annan Planı çözüm değil çözümsüzlüğün planıydı. Bu planı Rum da kabûl etmiş olsaydı, birkaç ay içinde bizi içinden çıkılmaz bir kargaşaya ve Türk askeri adadan çıkıp, Garanti Antlaşması sıfırlanınca da çözümsüzlüğün en alâsına götürmüş olacaktı. TC Cumhurbaşkanı Sayın Sezer’in de “yoktur ve yeniden masaya getirilemez” dediği bir planı hâlâ gündemde tutmaya çalışmak abesle iştigalden başka birşey değildir. Bundan Rum liderliği alabildiğince yararlanmakta, hiçbir zaman uygulamayı aklından geçirmediği “iki toplumlu, iki kesimli” federasyondan yana olduğu masalı ile hem bizi, hem de dünyayı kandırmaktadır. Halbuki Kıbrıs meselesi bu çizgiyi çoktan (ve Rum liderlerinin her birini iyice denedikten sonra) arkada bırakmıştır. 23 yıldır (federasyon konuşulsa da) iki egemen taraf arasında kalıcı bir formül üzerinde durulmuş; en önemlisi Garanti Anlaşmasından fedakârlık yapılmamıştır. Şimdiki oyunda tek hedef Garanti Anlaşmasından ve Türk askerinden kurtulmaktır. Bu konuda Türk’ün iradesi nedir? Dünyaya bunu duyurmamız gerekir. Yüzde 90 bir çoğunluk bu konuda konuşmuştur: Devletim ve Türkiyem demiştir. İrade budur! O halde “halkın iradesi” denince “yes be annem” dönemini hatırlayanlara bir bakalım: Kıbrıs Türklerine söylenen yalanlarla ve olmadık vaadlerle, Yeni Düzen’de havuzlu villa sahipliği ile, Garantiler devam edecek, Alay kalacak yalanları ile elde edilen “evet” in tek anlamı Kıbrıs Türklerinin belirli şartlar tahakkuk ettiği takdirde Rumlarla bir anlaşma yapmak niyetinde olduğu yönünde bir irade sergilenmiştir. Bugün Kıbrıs Türkleri ne kadar aldatılmış olduklarını anlamış bulunmaktadırlar. Unutan varsa hatırlatalım: “Evet” dersek derhal AB üyesi olacağız, iş ve aş problemi kalmayacak, cebimiz eurolarla dolacak; göçmenlere Yeni Düzen’de her gün ilân edilen villalar verilecek; Garanti Anlaşması devam edecek; Türk Devleti de devam edecek, kendi kendimizi idare edeceğiz Rum bize karışamayacak v.s., v.s. ! Türkiye’nin Garantörlüğünün sıfırlanacağı bir ortamda bize kâğıt üzerinde verilecek hakların ne kıymeti olacaktı? 1960 Antlaşmalarında bize verilmiş olan garantilenmiş haklara rağmen, bu kez başımıza nelerin geleceğini düşünemeyecek kadar saf insanlar mıyız? “Devlet” dedikleri kuruluşun Rum tahakkümünde “vilâyet” olduğunu görmek için kâhin olmak mı gerekiyordu? Hem de bu kez içimize girecek 70 bin Rum’la -AB normlarına göre siyasi haklar da verildiğinde- sonumuzun ne olacağını görmek için çok akıllı olmak mı gerekiyordu? O halde bizim irademiz “uzlaşmadan yana” olduğumuzu göstermenin ötesinde bu akıl almaz şartları kabul ettiğimizi de mi içermektedir ki, ikide birde “irademize saygı” istiyoruz ve uzlaşma irademizin KIRMIZI ÇİZGİLERİNİ duyurmaktan kaçınıyoruz? Kendimize gelmek zamanıdır. Papulyas “Elen Kıbrıs’a geldi ve Elenlerin büyük lideri Makarios’un mezarında saygı ile eğilerek, Elenlerin davası devam ediyor” dedikten sonra, yüzü kızarmaksızın “Türk işgalinden” de bahsedebildi. Hristofyas “federasyon acı reçetedir, ancak Türk askerini adadan çıkarmak için kabul etmek zorundayız” diyebildi. “Türk askeri çıktıktan sonra biz gereğini yaparız” da demesini herhalde beklemiyorduk ancak Türk askeri adadan çıktıktan sonra başımıza gelecekleri unutmuşsak, Girit’i hatırlayarak, toplu mezarlara bir ziyaret aklımızı başımıza getirmeye kâfi gelir herhalde. Evet, Türkün sarsılmaz iradesine saygı istemek haktır ancak bu iradenin “devlete, Anavatan Türkiye’nin haklarına sahip çıkmak” anlamına geldiğini hatırlatarak, kırmızı çizgilerimizi daima gözler önüne sererek bu iradeden bahsetmek kaydıyla!
Yazarın Diğer Yazıları