Irak karmaşasında son durum

Sadi SOMUNCUOĞLU

Irak’ta ölüm ve zulüm devam ediyor. Bir ülkeyi işgal eden sömürgecilerin, bu asırda bile neler yapabileceğinin son örneklerine ibretle şahit oluyoruz. Şu anda bu kanlı kardeş kavgasına nasıl son verileceğine dair ortada bir plan görülmüyor.
Bu kanlı kaos ortamını fırsat bilen Talabani-Barzani ikilisi, şantaj politikalarıyla devamlı mevzi kazanma yolunu seçti. ABD’nin kışkırtmasıyla da doymak bilmeyen bir ihtirasa kapılıp, neredeyle Irak’ın en güçlü grubu konumuna geldi. Kuzeyde kukla bir yönetimin yanında, Devlet Başkanlığı ve Dışişleri bakanlıklarını ele geçirdiler, hükümette ve mecliste sayılarının çok üstünde söz sahibi oldular.  Kendilerine yakın nüfusa sahip Türkmenlerle egemenliği paylaşmak bir yana, onları terörle baskı altına alıp azınlık konumuna itti. Demografik yapısını bozdukları Kerkük’e el koymaya yeltendi. Bağdat hükümetini hiçe sayarak kuzeydeki petrol sahalarını sahiplenip, istedikleri yabancı şirketlerle imtiyaz sözleşmeleri imzaladı. O kadar azdılar ki, yıllardır PKK’yı donatıp, topraklarında barındırarak, Türkiye’deki terörü destekleyip besledi. Ülkemizin bütünlüğüne dil uzatmayı usul haline getirdi.
Gözlerini ihtiras bürüyen Talabani-Barzani ikilisi bu fırsatçı, haksız, saldırgan tutumun devam edeceğini zannediyordu. Ama öyle olmadı. Nitekim ilk tökezleme 2007 sonunda Kerkük’te yapılması gereken referandumun ertelenmesiyle yaşandı. Anayasa’nın 140. maddesine göre Kerkük’te normalleştirme, arkasından nüfus sayımı yapılacak, sonra da referanduma gidilecekti. Şehrin her tarafı  göçmenlerle doldurulmuştu, her hazırlık tamamdı.
Her şey tamamdı, ama Bağdat’ta  bütün bu işleri yürütecek bir komisyon vardı. O durumu gördü ve 140. maddenin gereğini yerine getirmedi. Sonunda referandum zorunlu olarak 6 ay ertelendi.
Bu sonuç Bağdat’ta bir uyanışı da cesaretlendirdi. İkinci bir hamleyle, Barzani yönetiminin imzaladığı petrol imtiyaz sözleşmeleri geçersiz ilan edildi.
Evet, artık işler eskisi gibi yürümüyordu. Bağdat’ta bu sorumsuz gidişi kabul etmeyen  bir hükümet vardı, onunla anlaşmaktan başka çare yoktu. Yapılan görüşmeler sonucunda, bir mutabakata varıldı. Basında yer alan bilgilere göre; Kerkük referandumu 6 ay daha ertelenecek. Yani artık bu iş rafa kaldırılacak. Nitekim,  BM Genel Sekreterinin Bağdat özel temsilcisi Staffan de Mistura’nın hazırladığı  Irak’ın tartışmalı 4 bölgesiyle ilgili çözüm, Kerkük için de emsal sayılabilecekti. Zira Raporda 4 bölge için referandumdan bahsedilmiyordu. Bir diğer anlaşma maddesi ise; Kuzeyde çıkarılan petrol bütün Irak’a ait olacak.
Bağdat’ın Irak’a sahip çıkan bu tutumunun arkasında, iç çatışmalara rağmen Şii-Sünni ittifakının sağlanmış olduğu gerçeği yatıyordu. Böyle bir ittifakın doğmasının sebeplerine bakınca, şunları görebiliyoruz.
1. ABD, işgalden önce yaptığı planların yanlışlarını anlamaya başladı. Sadece Kuzeyde kukla bir devlet kurmak, diğer bölgelerde Şiilere dayanmakla Irak’ta güvenlik ve istikrar sağlanamıyordu. Şiilerle Irak tasavvuru, İran’ın önünü açmakla kalmadı, Irak’ta Sünni nüfusun tarih boyunca yöneten bir gücünün olduğu, çok sonra görülebildi. İran’a karşı dengeleyici bir çevreleme için, Suudi Arabistan-Mısır-Ürdün-Türkiye işbirliğinin pratikte ne ifade edeceği ise henüz belli değildi.
2. Türk ordusunun Irak’a karadan da girip, Bush mutabakatını da zorlayarak, en ağır kış şartlarında gerçekleştirdiği operasyon, başta Barzani-Talabani olmak üzere ABD ve çevre ülkelerde büyük etki yaptı. Gerektiğinde Türkiye’nin Irak’a girebileceği, daha ileri boyutlarda uygulamalar yapabileceği anlaşıldı.
3. ABD ve Kuzeydeki kukla yönetim gördü ki, Türkiyesiz hiçbir sonuç alınamaz. Özellikle kamuoyunda yükselen ABD düşmanlığı ve TSK’nın kararlı ve açık uyarıları dikkate alınmak zorundadır.
İşte bu şartların ortaya çıkardığı gerçekler, Bağdat yönetiminde Şii-Sünni işbirliğinin zaruretini ve önemini herkese göstermeye yetti. Bu tablo, Irak’ta her şeyin kırılgan olduğu düşünülerek değerlendirilmelidir.
Şimdi Türkiye, temenni siyasetini bırakıp, yaptırım gücü olan kararlı çözümleriyle Irak ve bölgemizde kurulacak güvenlik ve istikrarın tarafı olmayı kendine esas yapmalıdır.
“Kerkük Gönlümde Aşk, yüreğimde sızıdır.”
Bugünkü Irak’ı anlayabilmek için değerli yazar Osman Oktay’ın akıcı bir üslupla yazdığı belgesel roman “Kerkük” ü herkese tavsiye ederim. Hikmet Neşriyat tarafından yayımlanan bu eserde, Saddam’ın hapishanelerinde 17 yıl zulüm gören, Sadun Köprülü’nün şahsında Irak Türklüğü, ruhuyla ve tarihiyle anlatılmaktadır. Tarih bilinmezse, bugün nasıl anlaşılabilir?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş