Irak'la mutabakat masalı!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Irak’ta hâkim güç ne Maliki ne de Barzani’dir. Bölge hem resmen hem de fiilen ABD işgal güçlerinin denetimi altındadır. Onun için bölgeden Türkiye’ye yönelik olarak gerçekleştirilen terör için Türkiye’nin muhatabı ABD’dir. Türkiye bunun farkında olarak ABD ile Kandil terörüne karşı işbirliği ve koordinasyon talebinde bulunmuştu. ABD, Kandile üslenmiş terör örgütünü stratejik amaçları için kullanma azim ve kararı içinde olduğundan, Türkiye’yi bu konuda doğal olarak oyalama yolunu seçmiştir. ABD, kurduğu ve güçlendirdiği ve ikinci İsrail olarak düşündüğü “Güney Kürdistan” ın resmen tanınması sürecinin sonuna kadar, PKK’yı kullanmayı sürdürecektir. ABD, Türkiye’yi bloke edecek, içine kapatacak ve çevresinde olup bitene karşı ilgisiz hale getirecek en etkili silah olarak PKK’yı görmektedir.
PKK’nın her eyleminden sonra Türkiye’yi teskin etmek, sakinleştirmek, ihtiyatla hareket etmesini sağlamak ve sınır aşan bir tavır içine girmesini engellemek, ABD’nin üstlendiği bir misyondur. Onun için de teröre karşı “koordinasyon” adlı garip müessese, ABD’nin önce oyalayarak uyut, sonra da unut stratejisinin gereği olarak icat edilmişti. Sonuçta ABD, koordinatörlük gibi garip bir yapıyla Türkiye’yi yaklaşık bir yıl oyalamıştır. Teröre karşı kurulan sözde koordinatörlüğün oyalama ötesinde bir fonksiyonunun olmadığı herkes tarafından görülünce, koordinasyon konusu kapanmış oldu.
Bu arada Türkiye artan sayıdaki evlatlarını teröre karşı kurban vermeye devam etmiştir. Birden ABD, terör şebekelerinin şeflerine karşı sözde bir operasyon planı yapıp, bunu da basına sızdırarak Türkiye’ye karşı bir çeşit günah çıkarmaya devam etmiştir. Türkiye, ABD’ye Irak sizin işgaliniz altında, sizden izinsiz kimsenin orada bir şeyler yapması mümkün değil, ya “Kandil’i temizle ya da bırak biz temizleyelim” dedikçe; ABD Türkiye’ye, bu iş için sürekli “Irak Hükümetiyle görüşün” diyerek Bağdat’ı işaret etmektedir. Kısacası Türkiye PKK terörünü; ABD’ye, ABD Maliki’ye; Maliki de Barzani’ye havale etmektedir. Aslında hem ABD’nin hem de Maliki’nin yapmak istediği şey aynıdır. ABD ve Irak Hükümetleri, Türkiye’nin Barzani’yi muhatap olarak almasını sağlamaya çalışmaktadır. Böylece fiili bölgesel devlet, muhatap alınan, tanınan resmi bir devlet haline getirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye, bu kez de PKK konusunda “denize düşenin köpüğe sarılması” gibi Irak’ta neredeyse hiçbir güce sahip olamayan Nuri el-Maliki’ye sarıldı. Maliki, Ankara’da yapılan görüşmelerde PKK’nın bir terör örgütü olduğunu söylüyor. Kuzey Irak’ta konuşlandığını itiraf ediyor.“Bu örgüte karşı ortak mücadele konusunda Türkiye ile mutabakata vardık” diyor. Maliki, PKK’nın Kuzey Irak’taki mevcudiyetine son verilmesi amacıyla iki ülke arasında her türlü işbirliğinin yapılacağını, Türkiye sınırında her türlü güvenlik önleminin alınacağını belirtiyor.
Bu durumda, Türkiye’nin “sınır ötesi operasyon” gereksiniminin kalmayacağını dahi savunuyor. Ankara’da bunlar olurken ABD Başkanı, Barzani’yi arayarak hükümete destek vermesini istiyor. Barzani de görüşmeler sırasında Maliki’yi arayarak çekincelerini bildiriyor. Hatta Maliki, muhatabın sadece kendisi olmadığını, Kuzey  Irak’ın Kürt yöneticileriyle de konuşulması gerektiğini kaydediyor. Bu nedenle de Türkiye’yi ziyaretinde Maliki’nin önüne koyulan “güvenlik anlaşması” imzalanamıyor. Bu anlaşma için, “Önümüzdeki günlerde iki ülkenin güvenlik heyetleri biraraya gelsin ve atılacak somut adımları belirlesin” diyor. Türkiye ile Irak arasında imzalanan mutabakat daha doğrusu oyalama metni, ABD’de büyük bir memnuniyet yaratıyor. Böylece ABD kendisini geriye çekip, Türkiye’yi Irak’taki yönetimiyle baş başa bırakıyor. ABD, böylece bir kez daha kendisine ait olan bir sorumluluğu, kolu kanadı kırık Irak hükümetine ihale etmiş oluyor. Irak hükümeti de Barzani’yi adres olarak gösteriyor.
İşin doğrusu Maliki, Bağdat’taki terörü önleyemiyor ki, Kandil dağındaki terörü önlesin! İşgal altındaki bir ülkeyle yapılan mutabakatın masaldan öte bir anlamı olamaz. Maliki ile yapılan görüşmelerin Türkiye’nin iki ya da üç ay daha oyalanmasından başka bir işe yaraması düşünülemez. O süreç içerisinde Maliki Hükümetinin Irak’ta iş başında kalması bile çok zordur. Elbette Türkiye, diplomatik yönden elini güçlendirme çalışmalarını sürdürmelidir. Ancak Türkiye, PKK terörünün kendi sorunu olduğunun da bilincinde olmalı ve gereğini yapmak üzere uygun fırsatı kollamalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları