Irak'ta tuzağa düşmek!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle birlikte bölgeye PKK’nın yerleşmesine Barzani/Talabani ikilisinin yaptığı katkı ve verdiği destek herkesin malumudur. Türkiye’ye yönelik kanlı terörü yönetenleri “Kürt kedisi” bile olsa teslim etmeyeceğini söyleyenler de onlardır. Kerkük’te Türkmenleri haraca bağlayanlar, tapu ve nüfus dairelerini yağmalayanlar da peşmergelerdir. Süleymaniye’deki yaşanan Çuval Vakası da onların provokasyonudur. Kısacası Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetimi masum da değil  hem samimi de değil. Bölgesel yönetim, Türkiye’yi terörle istikrarsızlaştırarak Kerkük ve Türkmen konusundan Türkiye’yi uzak tutmak için PKK’yı kullanmıştır. Barzani’nin, söylemlerinin odağında bir süre öncesine kadar “Diyarbakır = Kerkük” denkleminin bulunması rastlantı değildi. Halbuki PKK’nın bölgedeki varlığı, Türkiye’den daha çok Bölgesel Kürt Yönetimi’nin otoritesine meydan okuma anlamına geliyordu. Şimdi soralım Barzani/Talabani yönetimi ne oldu da PKK’yı “silah bırakmaya” ya da “tasfiyeye” yönelik olarak Türkiye’yle işbirliği yapmaya razı oldu? Soruya verilecek doğru cevap, Türkiye’yi Irak’ta yeniden tuzağa düşmekten alıkoyabilir. Bir defa kuzeydeki Kürt yönetiminin PKK’ya karşı takındığı yeni tavır, samimiyetten değil çaresizlikten kaynaklanıyor. Şöyle ki;
1. ABD bölgeden çıkış hesapları yaparken Kürt yönetimi, işgal güçleri sayesinde elde ettiği imtiyazları koruma imkânını büyük ölçüde kaybedeceğini fark etmiştir.
2. Maliki’nin devlet içinde devlet haline gelen Kürt yönetimine karşı Sünni ve Şii Arap desteğini sağlaması Barzani/Talabani’nin gözünü korkutmuştur.
3. Talabani ve Barzani; Kerkük ve petrol gelirlerinin paylaşımı konusunda Bağdat yönetimiyle girecekleri bir mücadeleyi kazanmak ihtimallerinin olmadığını anladılar.
4. ABD’nin bölgeden çıkmak zorunda olması, İran’ın Irak’ta giderek güçlenmesi sonucunu doğuracaktır. Bu durum da ABD’yi doğal olarak Türkiye’nin PKK terörü ve Kerkük konusundaki görüşlerini kabul etmek zorunda bırakacaktır.
5. Türkiye’nin arka bahçesinde kendisine karşı kurulan terörist komplolara karşı ABD’nin çekilmesiyle daha hızlı ve etkili müdahale imkânına kavuşmuş olacağı muhatapları tarafından anlaşılmıştır. Nitekim Cumhurbaşkanı Gül bu konuda “Sonsuza kadar beklemeyiz!” mesajını Bağdat’ta vermiştir.
Diğer yandan Barzani taifesinin PKK’ya yüklediği misyonlardan birisi de Türkiye’nin Kuzey Irak’taki Kürt Yönetimi’ni muhatap almasıyla ilgiliydi. Bu da Cumhurbaşkanı Gül’ün Bağdat ziyaretiyle dolaylı olarak olsa da sağlanmış bulunmaktadır.
Kuzey Irak’taki Kürt Yönetimi, bir yandan uluslararası gelişmelerin diğer yandan da dünyada yaşanan ekonomik krizin herkesi kendi sorunlarıyla baş başa bıraktığını görmüştür. Bu durumda Irak’ın kuzeyindeki Kürt Yönetimi’nin Türkiye’ye karşı izlediği geleneksel PKK stratejisinin sürdürülebilir olmadığını anlamıştır. Bu durumdan da yararlanmak için Barzani ekibi harekete geçmiştir. Nisan ayı içinde Erbil’de bir “Kürt Konferansı” toplanacaktır. Konferansta “PKK’dan şiddete son vermesi” rica edilecekmiş! Toplantıya PKK da davet edilmiş. Halbuki bu konferansın asıl gündemi bölgesel Kürt yönetiminin geleceği ve Kürtlerin birliğinin sağlanmasına yöneliktir. Burada PKK’nın tasfiyesi ya da silah bırakması değil yeni şartlara uydurulmasının yolları aranacaktır. PKK, bahane edilerek Türkiye’den yeni tavizler koparılmasının yolları bulunmaya çalışılacaktır. Barzani ve Talabani’nin Türkiye’ye karşı hiçbir tavrı samimi değildir. Türkiye yine “PKK’nın tasfiyesi” adıyla başlatılacak bir çeşit “koordinatörlük” oyalaması ile uzun yıllar karşı karşıya kalacaktır. İşin özeti budur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları