İran 1952-1953; ben oradaydım!

Altemur KILIÇ

İran kaynıyor; seçimlerden sonra çıkan olaylar, gittikçe büyüyor...   Bu karışıklığa bir de dış güçlerin müdahalelerini, bir nükleer savaşa kadar gidebilecek İran-ABD gerginliğini ekleyin; durumun ne kadar nazik olduğunu görürsünüz!
İran, özellikle petrol zenginliği ve stratejik durumu yüzünden, ötedenberi hep karıştı.
Ben 1952’de, Vatan gazetesinde çalışırken gazete tarafından İran’a gönderilmiştim.


Her taşın altında ABD
O zaman İran’da yabancı ve özellikle Amerikan nüfuzu hakimdi. Her kurumda Amerikalı danışmanlar ve yabancı teşkilat ajanları vardı. İran Jandarma kuvvetlerinin başı da Schwarzkopf adlı bir Amerikan generali idi. Şah Rıza Pehlevi sırtını Amerika’ya dayamış, petrolleri de İngilizlere emanet etmiş!
İran halkı yabancı baskısından ve petrollerinin İngiliz ve yabancılar tarafından istismar edilmelerine karşılar. 


Musaddık’ın sonu...
Bu sırada Muhammed Musaddık (5 Mart 1967’de öldü.) Şah Muhammed Rıza Pehlevi’yle büyük bir iktidar çekişmesi sonucu Başbakan oldu ve Başbakanlığı sırasında, (1951-1953) İran’daki İngiliz petrol tesislerini millileştirdi. Musaddık, İngilizlerin ve Amerikalıların tepki ve entrikaları sonucu 1953’de, Şahın damadı General Zahidi’nin  başında olduğu bir darbeyle devrildi. İran’ın kuzeyinde petrol çıkarma ve arama hakkı tanınmasına karşı başarılı bir muhalefet hareketi yürüttü. Ardından İngilizlere ait Anglo-Iranian Oil Company Ltd.’nin İran’daki tesislerinin millileştirilmesi çağrısında bulunarak, milliyetçi çevrelerde büyük saygınlık kazandı. Musaddık’ın hazırladığı İran petrollerinin millileştirilmesini öngören yasa tasarısı 1951’de meclisten geçti ve Şah, meclisin bu kararıyla daha da güçlenen Musaddık’ı başbakanlığa getirmek zorunda kaldı.
Millileştirme kararı İran’da giderek derinleşen bir siyasi ve ekonomik bunalıma yol açtı. Musaddık ve önderlik ettiği Ulusal Cephe Partisi, halk arasında güçlenmeye devam ettiyse de, yönetimde güçlü bir konumu olan elitlerin ve Batılı güçlerin Musaddık yönetimine tepkileri yoğunlaştı. İngilizler çok geçmeden İran petrol pazarından çekildiler. Musaddık’ın İran petrolü için yeni pazarlar bulmada karşılaştığı güçlükler ekonomik sorunları derinleştirdi.


Şah dönüyor...
Musaddık’la ciddi bir iktidar mücadelesi içine giren Şah, Ağustos 1953’te başbakanı görevden alma girişiminde bulundu. Ama Musaddık yanlılarının başlattığı kitlesel sokak gösterileri karşısında İran’dan kaçmak zorunda kaldı. Musaddık’ın muhalifleri olaydan birkaç gün sonra ABD’nin de desteğinin alındığı iddia edilen bir darbe düzenleyerek Musaddık’ı yönetimden uzaklaştırdılar ve Şah’ın ülkeye dönmesini sağladılar


Şah ile görüşmüştüm...
Bu olaylar, İran’da bugün olanların
kökleridir...
İşte ben İran’a 1952’de gittim. Şah’la konuştum. Bana bir seccade hediye etti... Musaddık’ı hasta yatağında üzerinde haki rengi bir pijama varken ziyaret ettim, röportaj yaptım... Musaddık benimle Türkçe “danıştı” (konuştu). Anasının Türk olduğunu söyledi. O da emrime bir otomobil verdi. Şiraz’a, İsfahan’a ve Mollaların merkezi Kum şehrine gittim. Orada zamanın güçlülerinden, Molla Kaşani ile konuştum. Türkiye’ye dönüşümde bu söyleşileri ve gözlemlerimi Vatan gazetesinde dizi halinde yazdım. Tespitlerimin çoğu doğru çıktı. Ne var ki bu yazılarda (o sırada Şah ülkeden kaçmıştı)  “Şah, İran’a artık bir daha  dönemez” kehanetinde bulunmuştum.

 

Kaşkay Türkleri
İran’ın güneyindeki Türk Kaşkayları ziyaret ettim... İranlılar Türk konusunda hassastırlar... Hatta Azerilerin Türk olduklarını kabul etmek istemezler. Ben, bunun için Kaşkayların başı Husrev Kaşkayı’ya çekinerek;  “Türksünüz değil mi”  dedim, O hiddetle  “Senden fazla Türküm” diye tepki gösterdi.
Bizim tarafa gelince bizde genellikle İran’ın güneyinde güçlü bir Türk topluluğu olduğu bilinmez... Hatta Azerilerin Türk oldukları da; mesela Azeriler ve Türkler denir...
Kaşkaylar Azerbaycanlılardan sonra İran’daki en büyük Türk grubudur. Sayıları 1.5-2 milyon arasındadır ve siyasi olarak iyi örgütlenmiş aktif bir gruptur. İran yönetiminin art arda yaptığı yerleştirme çabalarına rağmen çoğunluğu Fars eyaletinde hâlâ göçebe olarak yaşamaktadır.
Moğollar devrinde Doğu Türkistan’dan göçerek İran’a gelip yerleşen Kaşkay Türkleri törelerine bağlılıkları ile meşhurdurlar.
Kaşkayların 5 büyük aşireti vardır:
1. Keşkuli  (Keşküliyi Kuçik ’Küçük Keşküli’ve Keşküliyi Bozorg ’Büyük Keşküli’olarak ikiye ayrılır),
2. Darreşuri (Tuzlu Vadi),
3. Farsimadan (Farsça Bilmez),
4. Şeşbölük (6 bölük)
5. Amele (diğer aşiretlerin yamaklığını yapan aşiret).
3 tane de daha küçük grup vardır.
Bunlar: Qaracha, Rahimi ve Safi Khani’dir.
Kaşkaylar kendilerini bazen  “Canihanî” olarak adlandırır. Bunun nedeni de bugünkü Kaşkay aşiretler konfederasyonunu kuran kişinin  “Cani Ağa (Han) Kaşkay”  adında bir boy beyi olmasıdır.
Son zamanlara kadar yarı göçebe hayatı süren Kaşkaylar, birbirlerine olan bağlılıkları, plânlı ve örgütlü hareketleri ile tanınmışlardır. Milli ve mahalli örflerine bağlı bir takım müesseselere de sahiptirler.  “İlhan” lık idaresi sistemi bu müesseselerden biri sayılır. Ayrıca, mümtaz sınıftan sayılan “İlhan” ailesi dışında, Kalantar, Kethuda, Ra’ye, Tabeke-i Pest gibi tabakalar da mevcut olup, bunlar hep kendi törelerine göre idare edilirler.

NOT:
Bu arada, Nissan Motors 2006’da çıkardığı modeline Kaşkay kabilesine atfen Qashqai adını verdi. Tasarımcılar alıcıların da göçebe ruhlu olacağına inanıyorlar...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş